Dostoyevski "Ezilenler" adlı romanında, şöyle diyor:
Ne yapayım ki, insan erdemlerinin temelinde bencillik olduğunu bir türlü aklımdan çıkaramıyorum.
Hayata Dair
Bugün benim günüm değilmiş!” Bunu diyebilenin talihi yaver gitmiş demektir: Zira birçok insanın kö­tü günü bir günden fazla sürer. En büyük mutsuzluğu ya­şamak onların payına düşer ve bunu kendileri seçmemişlerdir. İnsanları sürekli mutlu olmaları gerektiğine inandırmış bir çağda yaşamak, bu durumu iyice ağırlaştırır. İlan pano­ları “Mutluluk!” diye bağırır. Reklam spotlarından “Böyle mutlu olursunuz!” kıvılcımları çakar. Broşürler “Daha fazla mutluluk!” vaat eder. Gezi düzenleyen kuruluşlardan “Mut­lu olma garantisi”yle yer ayırtabilirsiniz. “Direksiyonu mut­luluğa kırmanın yolları” başlığı atan gazeteler, çok geçme­den hayretle sorarlar: “Niçin daha mutlu değiliz?” Yanlış anlamayın: Sadece hayatta kalmak ve ödevlerin ifa­sı değil de mutluluk olabiliyorsa insanın meselesi, bu büyük bir kazanmadır. Peki ama ya mutluluğun kendisi ödev hali­ ne geldiyse? Mutluluk normatif bir anlam kazanmış bulunu­yor, yeni bir norm nakşediyor insanın alnına: Mutlu olmak zorundasın, yoksa hayatın yaşamaya değmez
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ne yazık! Uzun zaman mutlu olamayacağımızı anlamışçasına, mutlu olmakta acele ediyorduk.
Sayfa 165·Kitabı okuyor
İnadınaEdebiyat
Fazla bilmek mutsuzluk getiriyor. "Ne mutlu cehaletin koruyucu rahmi içinde bir cenin gibi büzülüp yatanlara"
Alıntı
"İnsanların mutluluk olasılığı ne kadar yükselirse, mutsuzlukları da o kadar artıyor demek."
Anlayabilmek için en kötüsünün başa gelmesini beklemek ne acı. Neden mutluluğu, ancak çekip giderken çıkardığı sesle tanıyabiliyoruz?
Sayfa 90·Kitabı okudu
Alıntı