Genç bir adam, bir bilgenin olduğu tapınağa gelir ve mutluluğun sırrını sorar. Bilge, genç adamın eline zeytinyağı dolu bir kaşık verir ve dökmeden bu tapınağı gezmesini ister. Döndüğünde gence sorar: Tapınak nasıldı? Genç adam zeytinyağını dökmemek için tapınağı görmeden gezdiğini söyler. Bilge, adama elindeki kaşıkla devam etmesi gerektiğini söyler. Genç adam bir süre sonra gelir ve gördüğü harika şeyleri ayrıntılarıyla anlatır, kaşığındaki yağ olduğu gibi dökülmüştür. Genç adam yaşadıklarından bir şey anlamamıştır ve sorar bilgeye: Nedir mutluluğun sırrı? Bilge cevaplar: "Elindekini bir kaşık yağı dökmeden etraftaki tüm güzellikleri görebilmektir."
"Gözleri olan insanlar mutluluk nedir bilmezler..." diyebildim sonunda.
"Fakat gözleri olmayan biri olarak ben, duymanın verdiği mutluluğu biliyorum!" diye yanıtlayıverdi beni.
Harvard Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Daniel Gilbert, Mutluluk Beyinde Başlar adlı kitabında mutluluğun üç yönünü özetler: duygusal mutluluk, ahlaki mutluluk ve yargıya dayalı mutluluk... "Duygusal mutluluk, bir duyguyu, bir deneyimi, öznel bir durumu anlatan bir ifadedir, bu yüzden de maddi dünyada somut bir karşılığı yoktur." Ahlaki mutluluk, doğru bir davranış sergilediğimizde hissettiğimiz doyumdur. Yargıya dayalı mutluluk ise ruh halimiz nasıl olursa olsun, "Genel olarak hayatıma baktığımda, bu kadarı da mutluluk sayılır..." dediğimiz andır. Hayatımız boyunca hissettiğimiz mutluluk muhtemelen bu üçünden biri ya da üçünün birleşimidir.