Merve

Merve
@mylil_serenity
Özelden mesaj atmayın LÜTFEN!
matematik öğretmeni
39 okur puanı
Ekim 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
9/10
·272 syf.··
2020 86. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2020 07:03
Hüznün Fiziği, Bulgar yazar Georgi Gospodinov’un ikinci romanı. Sıradışı bir yazım tekniğiyle yazılmış roman, iki kısımdan oluşuyor diyebiliriz. Kitabın ilk yarısında yazar, babasının ve dedesinin anılarına nüfuz edebilen baş karakterimizle bizi 20.yy başlarının Bulgaristan’ına götürüyor, 1. ve 2. Dünya Savaşı sırasında insanların durumuna tanıklık ediyoruz. Yazarın çok değişik bir üslubu var, bu kısım yer yer Mezarımdan Yazıyorum’u da anımsattı bana biraz, nokta atışı tespitlerini çok başarılı bir ironiyle harmanlayıp sunmuş Gospodinov. Özellikle bu anılarda yolculukta 1990’lara geldiği kısmı yüzümde buruk bir gülümsemeyle okudum. Kitabın ikinci kısmında, bu kez daha çok diğer insanların öykülerini toplayan baş karaktere odaklanıyoruz ve yazarın evren, insanın benmerkezciliği, metalara önem vermesi, zaman, anılar, inançlar konusundaki fikirlerini ve hezeyanlarını okuyoruz. Bunu yaparken de Gospodinov, yalın ama vurucu cümleler ve zengin fikir dünyasıyla büyülüyor okuyucuyu. Anlattıklarını mitolojiyle paralellik kurarak zenginleştirmiş, fakat bunu yaparken de yine öyle bir anlatıyor ki zihninizde kolayca canlandırabiliyorsunuz mitolojiyle ilgili çok fazla bilgi sahibi olmasanız da. Sıradışı bir roman Hüznün Fiziği, hem akıcı hem durup düşünerek, sindirerek okumak gerekiyor. Alışılagelmiş romanlardan farklı olduğu için herkese hitap eder mi bilmiyorum ama düşünsel açıdan beni zenginleştiren, anlatım şekliyle bende iz bırakan, çağdaş edebiyata önyargımı kıran, benim çok ama çok sevdiğim bir kitap oldu.
Hüznün FiziğiGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 20171,473 okunma
Merve
Mezarımdan Yazıyorum’ a benziyor gerçekten de üslup ve tarz olarak. Güzel bir tespit olmuş😄
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Albert Camus okuyarak başkaldırıyı; Franz Kafka okuyarak yabancılaşmayı; Sigmund Freud okuyarak iç derinliklerimizi; Yusuf Atılgan okuyarak bilinçaltımızı; Orhan Kemal okuyarak insanların geçim sıkıntılarını merak edebiliriz. Okumak zaten farklı renk meraklardan oluşan bir karteladır.
Edebiyat
Merve
Hermann Hesse okuyarak benlik kavgalarımızın ne olduğunu ve nasıl aşabileceğimizi, kendimizi nasıl gerçekleştirebileceğimizi merak edebiliriz.
Kazuo Ishiguro'dan okuduğum ikinci kitap: Beni Asla Bırakma
Puan vermedi·272 syf.··
2022 2. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2022 21:01
İlk kez, severek okuduğum 'Günden Kalanlar' kitabı ile tanıştığım yazarın bu kitabı, hiç beklemediğim kadar etkisi altına aldı beni. Distopik özellik taşıyan roman, kendilerini bildi bileli Hailsham okulunda okuyan üç en iyi arkadaşın küçüklüğünden, yetişkinliklerine kadar yaşadıklarını seriyor gözlerimizin önüne. Ama her şey bu kadar basit değil elbette. Dış dünyadan tamamen soyutlanmış bu okulda, gün geçtikçe gizemler artmakta. Sık sık yapılan sağlık taramaları, gözetmenlerin öğrencilere sürekli özel olduklarını söylemeleri, yaptıkları sanatsal çalışmaların toplanıp 'Galeri' denilen yere götürülmesi... Tüm bunlar ne anlama geliyordu? Peki ya bu kadar özel çocukların neden hayal kurmaması gerekiyordu? Neden distopik bir roman olduğunu söylemeyeceğim. Kitabı okurken öğrenmek gerekiyor diye düşünüyorum. Kitap, adını Judy Bridgewater'ın "Never let me go" şarkısından alıyor bu arada. Kitabın henüz ilk sayfalarında dinliyor bu şarkıyı baş kahramanımız Kathy. Ben de kitabı, şarkının adını ilk gördüğüm sayfadan son sayfaya kadar bu şarkının arka planda eşlik etmesiyle okudum. En etkilendiğim kısım ise Kathy'nin yatakhanesinde bu şarkıyı açıp dans ettiği yerdi. Çok basit bir detay gibi görünebilir ama bence kitabın en dahiyane detayıydı. Çünkü aslında bu bir aşk şarkısı, ama küçük Kathy bu şarkıyı dinlerken şöyle hissediyor, onun sözleriyle açıklayayım: "Bu şarkının, asla çocuk sahibi olamayacağı söylenen bir kadın hakkında olduğunu hayal etmiştim. Ama sonra bebeği olmuştu ve kadın o kadar mutluydu ki, bebeğini göğsüne sıkıca bastırmış, bir şeyin onları ayıracağından korkarak, 'bebeğim, bebeğim, beni asla bırakma' diyordu." Yazarın tarzına değinmeden geçemeyeceğim. İki kitabında da olayları kronolojik sırayla vermiyor. Baş kahramanımızın düşüncelerinin belirlediği üzere o
Beni Asla BırakmaKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 202512,2bin okunma
Merve
Bu arada bu kitabı aylar önce Marceline Proust 'in instagramdaki yorumu sayesinde kütüphaneme eklemiştim. Ona da çok teşekkür ediyorum.