“Toplumumuz kokuşmuştur; çünkü ahlaktan, bilimden, her şeyden yoksundur. Tarafsız bakışlarla ruhumuzu, kişiliğimizi incelersek ikiyüzlülükten; kendi kendimizi aldatmak için icad edilmiş ve birer gururlanma vesilesi olmaktan başka birşeye yaramayan sahte özelliklerden; düşünce bilgi adına kırık dökük ve yöntemsiz olarak bir kaç kitaptan toplanılmış düzensiz bir kütleden; girişim adına ötekine berikine, hükümet kapısına açılmış dilenci elinden hedef noktasına ulaşabilmek için hileden, dalkavukluktan, duyguya hitaptan, duyguyla hareketten başka ne bulabiliriz? Bizim için 'amaç araçları meşru kılar' düsturu gizli bir ahlaki düstur olmuştur. Toplum hayatımızda her birey diğer bir bireyin zararına yaşıyor. Böylece toplumsal den gemiz; ilkesi, temeli çürük, sallanan bir dengeden ibaret... Bundan başka bu dengeyi büsbütün sarsan amaçsız bir yıkma arzu sundan ileri gelen bir gericilik de var. Bu gericilik duygusal bir kinin, bir nefretin saikiyle ünlü gençler tarafından ortaya atıldı. Fakat baştan ayağa duygudan oluşmuş bu gençler unutuyorlar dı ki bütün sinirleri yozlaşmalarla sakatlanmıştır. Ve hastalık sebebiyle düşünmeğe muktedir olmayan avamı ve kendileri gi bi yozlaşmalara, isteriye uğramış toplumu yöneten yüksek ta bakayı zehirliyorlar. Toplumsal duyarlılığımızı bir 'gönüllü bozulmaya' sürüklüyorlar.“
"Her ağaç, her çalı bir çiçek demeti ve insan, bu güzel kokular denizinde süzülmek ve bütün besinini oradan toplamak için, mayısböceği olmak istiyor."