Gelin görün ki, kralın ülkesinde işler bu minval üzere devam ederken, komşu ülkede tuhaf şeyler olmaktaymış: Batıda ortaya çıkan her şeyi korkunç bir şuursuzlukla taklit eden mütercim ve mukallit bir aydınlar sınıfı türemiş memlekette. Kendilerine 'ilerici ve çağdaş diyen bu aydınlar güruhu, batıda ne çıktıysa maymun gibi taklit edip, onu ithal etmeye kalkıyorlarmış. Bir de duymuşlar ki, batıda laiklik diye bir şey çıkmış. Hemen kafa kafaya verip büyük bir telaşla laikliği anlamaya çalışmışlar. Peki anlamışlar mı? Anlamışlar. Ama yanlış anlamışlar. Şöyle ki: "Avrupalı dostlarımız" diye söze başlamış ünlü bir yazar-şair-filozof-sosyolog, "Laiklik diye bir şey bulmuşlar. Bunu bizim de almamız gerekir." "Ne ola ki bu?" demiş bir başka ünlü yazar-şair-filozof-sosyolog "Valla bilmiyorum" demiş biri, "Ama Avrupalı aydınlar bulduğuna göre, iyi bir şeydir." "Laikliğin esası nedir?" diye sormuş öteki "Valla durumu tam olarak kavradığım söylenemez" demiş diğeri, "Anladığım kadarıyla, din işleriyle devlet işlerini ayırıyorlar, dine karşı çıkıyorlar" "Biz naapsak?" demiş öteki "Yapacak bir şey yok, biz de karşı çıkacağız" demiş deminki. Sonra mütercim/mukallit/ilerici/batıcı/çağdaş aydınlar, dine karşı çıkmaya başlamışlar. Fakat küçük bir yanlışlık olmuş: Batılı aydınlar muharref Hıristiyanlığa karşı çıkarken; bunlar İslama karşı çıkmışlar. Batılı aydınlar, halkı sömüren kiliselere karşı çıkarken; bunlar camilere karşı çıkmışlar. Batılı aydınlar, dini siyasete alet eden ruhbanlara karşı çıkarken; bunlar hocalara-âlimlere karşı çıkmışlar. Dedik ya; küçük bir yanlışlık olmuş canım!
Edebiyat
“Ne yapsam şimdi? Ben ne yapsam? Böylece fırlayıp arşınlasam sokağı Saç baş darmadağın.Peki yarın n’aapsak? Ne yapsak hep durmadan?”
Çorak Ülke·Kitabı okudu
Şiir
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bu Tarih Öğretmenlerini naapsak(:
Evde oturup ders çalışmak zorundaydık, güneş almayan yarı karanlık odandaydık. Senin, üstünde birkaç raf altında da kapaklı küçük bir dolap olan çalışma masanda oturuyorduk. Yine dışarıdan çocuk sesleri geliyordu, bizim odamız karanlık, içimiz karanlık; sana II. Mahmut'un askeri ve idari reformlarını ezberletmeye çalışıyorduk...
Edebiyat
Sarı öküz
Ormanın birinde... Aslanlar toplanmış. "Yahu" demişler, "Hesapta kralız, açlıktan öleceğiz birader... Maymuna saldırsak, ağaca kaçıyor; fillere saldırsak, fazla büyük... Ceylanlar hızlı, yetişemiyoruz; kuşa dalsak, uçuyor; e balık yakalayacak halimiz de yok... N’aapsak?" Bir tanesi "En iyisi, öküzlere saldıralım" demiş, "iri yarı görünüyorlar ama, ne pençeleri var, ne dişleri diş... Tam dişimize göre!" Olur mu? Olur. Hücum! Ama evdeki hesap çarşıya uymamış; öküz, öyle yabana atılacak hayvan değilmiş meğer... Organize oluyorlar, topluca savunma yapıyorlar, püskürtüyorlarmış. Aslanlar aç bilaç. N’aapsak, n’aapsak? "Tilkiye danışalım" demişler. Tilki "kolay" demiş, "beni, öküzlerin yaşadığı zengin otlakların prensi yapın, işinizi halledeyim..."
30 Ocak 2008 Hürriyet - DK·Kitabı okudu