İsim Şehir Hayvan

·
Okunma
·
Beğeni
·
7.146
Gösterim
Adı:
İsim Şehir Hayvan
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
476
Format:
Karton kapak
ISBN:
6050900569
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Bir İngiliz üvinersitesinde yapılan araştırmaya göre,kelimelerin harflerinin hangi sırada yazıldıkları önemli değilmiş aslında... Önemli olan, birinci ve sonuncu harflerin yerinde olmasıymış... Çünkü, kelimeleri harf harf değil, bütün olarak oynuyormuşuz... Ardakai hraflrein sırsaı kıraşık da osla düüzgn ouknuyormuş. Trüban bduur. Tartıışlan mselee ne oulrsa olusn, bşınaa ve sounna trüban koyğduunda, aarda ypılaan yaınlşları görmeszin... Yaınlşları düüzgn gbii oukmyaa, düüzgn gbii anlmaaya bşlarsaın. Sbaah klkaarsın trüban konşuuursn, aşkam yaatrsın trüban konşuuursn. Kaafn alalk blulak oulr ama... Akılnda bi tek trüban kalır!
Genellikle iki kitap birden okurum. Biri romanken, diğeri makale, deneme, hikaye, mektup ya da şiir kitabı oluyor. Çünkü bu tarz kitapların sade gitmediğine inanıyorum. Sıkıldıkça günde 3-5 makale okuyup kapatmak, daha da tadında bırakıyor. Tabii ki yanında sevdiğiniz bir romanı da okuyarak :)

Gelelim kitaba.... Yılmaz Özdil, kalemini çok sevdiğim bir köşe yazarıdır. Kendisini benim için diğerlerinden ayıran yönü ise hem esprili bir dil kullanması hem de her okuduğum yazısında insana bilmediği bir şeyler öğretmesi ya da geçmişte gizli kalmış olayları su üstüne çıkartarak onları hatırlatmasıdır... Yine çok severek, etkilenerek, yer yer gülüp, yer yer de ağlayarak okuduğum yazılarının olduğu bir kitaptı. Özellikle ülkemizde son 15 yılda olan ne kadar vaka varsa, şöyle bir film şeridi gibi gelip geçiyor gözünüzün önünden.

Ve Yılmaz Özdil' in deyimiyle:
"Halbuki ne güzel ülkeydi burası...
Masum. Sakin. Huzurlu.
Hayallerimiz vardı....
Umutlarımız...
Siyah beyaz filmlerimiz vardı..."
Kitabın ilk sayfalarında Yılmaz Özdil hakkında yer alan yazılar vardı. Uğur Dündar'ın Özdil için söylediği cümleye katılmamak elde değil. Demiş ki: "Sözcükler kelebek estetiğiyle uçuşuyor, mesaj, hedefini arı gibi sokuyor."
Gerçektende kaleme aldığını yazıları hedefinden hiç şaşmıyor. Kalemi çok keskin, dile getiriş ustalığı ise şahane.

Her nekadar köşe yazılarını okumuş olsam da , aradan zaman geçince unutuluyormuş. Bu kitap sayesinde unutmak mümkün olmayacak. Bu arada gündemimiz ne hareketli geçmiş , insan okudukça daha da bir fark ediyor.

Tavsiye ederim.
Yılmaz Özdil pek çok konuya dikkat çekmiş ve pek çok konuda ustaca eleştiriler yapmış. Sıkmıyor, mizahla düşündürüyor. Kitap su gibi akıp gidiyor. Okumanızı tavsiye ederim.
İsim, Şehir,Hayvan gibi bir kitabı aslında kitap olarak değerlendirmek ne kadar doğru bilmiyorum. Yılmaz Özdil gibi başarılı bir köşe yazarının, köşe yazılarının toplandığı deneme türü bir kitap diyebiliriz. Siyasi görüşe göre yorumlar ve görüşler farklılık gösterebilir. Siyaset kitapları içinde beğenerek okuduğum kitapların arasına girebilir fakat kitabı sevebilmek için Yılmaz Özdil'in yazımına alışık olmak gerekir.
Yılmaz Özdil'in müthiş kıvrak zekası ve satır aralarına serpiştirilmiş çok ince anekdotlarla süslü makalelerinden oluşan kitap takipçileri için müthiş bir koleksiyon değerinde ve bu günleri anlamamız için geleceğe bırakılan miras olacaktır!
Ben böyle gazeteci/yazar görmedim arkadaş. Gazete okumadığımız istatistiklerden belli oluyo zaten, okuyorum diyip kimseyi kandırmayayım. Yılmaz Özdil'in kitaplaştırılmış köşeyazılarını okuyayım bari dedim, başladım bir yerden. Bir sayfada güldüysem diğerinde ağladım. Demek ki gazete okusak, adam bir gün güldürüp bir gün ağlatacak bizi. Güldürüyor dediysem goy goy yaparak değil, Levent Kırca üslubu ile. Bazen hafif hafif laf dokundurarak bazen o lafı ciddi ciddi sokarak güldürüyor. Trajikomik olaylar bize sıradan bir gün gibi geldiği için, ülke olarak gazetecilere yazarlara verecek malzememiz bol zaten. Kalemin keskin, yolun açık olsun Sevgili Yılmaz Özdil. Elbette tavsiyemdir. =)
Herkesin aynı şeye baktığında farklı bir şey gören bazen güldüren, bazen düşündüren bazen de üzen gerçekler üzerinden dipte kalmış görüntüleri üste doğru çıkarıp güncel olayları yorumlayan bir yazar ve öyle bir kitap. Bakmak ve görmek ikileminde gören bir yazar. Her dediğine katılmasam da müthiş bir ironi zekası var. Onun için de malum ülkemizde bol malzeme var. Görenler maalesef çok az bakanlar çok...
Beni ağlatan tek kitap...Kesinlikle okunmalı.Bildiğim,izlediğim ve yaşadığım şeylere ne kadar düz bakıyormuşum meğerse.Ellerine,kalemine,kalbine sağlık Yılmaz ÖZDİL.
Yılmaz Özdil'in köşe yazılarını sürekli olarak takip ediyorum. Geçmiş zamanlardaki yazılarını pek bilmiyordum bu üçleme çok iyi oldu. Gerçekten Türkiye'yi özetliyor.
Yeri geldiğinde güldürüyor, yeri geldiğinde insanı derin bi üzüntüye sokuyor verdiği örnekler.
Güncel olayları zamanında ele almış köşe yazılarının kitap olarak derlemiş. İktidarı zaman zaman ince ince eleştiren bazen ironi yaparak eleştiren bazen de sert bir dille eleştiren Yılmaz Özdil'in kitaplarını okuyarak siyasi gelişmelerden haberdar olma gerekliliğine inanıyorum. Keyifle okuyorum.
Uzun zamandır köşe yazılarını okuyamadığım için ;kitabı okurken 'Ne kadar da özlemişim bu üslubu.' dediğim ve sizin de dönemin gündemlerine dair çok şey bulacağınız,ağlanası durumlara tebessüm edeceğiniz......ama objektif okumanızı tavsiye edebileceğim bir kitap
Düşündürüken güldüren güldürürken düşündüren zeki bir adam Yılmaz Özdil. Hemen hemen bütün kitapları da aynı tarzda yazılmış. Nükteli, tespitleri olan, sorgulatmaya çalışan... yazılar....
Mustafa Kemal'e rakı içiyor diye "sarhoş" demeye getiriyorsan eğer "sarhoş kafayla kurup yücelttiği memleketi, ayık kafayla niye yönetemiyorsun? " diye sorarlar adama...
Seyit onbaşı 215 kiloluk top mermisini sırtında taşırken, ordu komutanımız Liman von Sanders paşaydı.
*
İstihkam komutanımız…
Erich Paul Weber paşaydı.
İstihbarat komutanımız…
Perrinet von Thauvenay paşaydı.
Donanma komutanımız…
Wilhelm Anton Souchon paşaydı.
Genelkurmay ikinci başkanımız…
Bronsart von Schellendorf paşaydı.
Boğazlar komutanımız…
Guido von Usedom paşaydı.
Tahkimat komutanımız…
Johannes Merten paşaydı.

Ordu başmüfettişimiz Bischof, lojistik komutanımız Schlee, tümen komutanlarımız Heuck, Nicolai, Sodenstern, Kannengiesser’di.
*
E bütün ünvanları taşıma onuru yabancı subaylara verilince, 215 kiloluk top mermisini sırtında taşıma ünvanı kime kaldı?
Seyit’e.
*
Aslında sadece bir top mermisi değildi… Akıla, bilime, gerçeğe saygısız, ilkel, yeteneksiz, korkak, milletine gaddar, yabancıdan medet uman, basiretsiz kafanın yüküydü, o Seyit’in sırtındaki.
*
Kendi koltuğu için dini-imanı alet eden, adeta nefes alırcasına rahat yalan söyleyebilen, elalem istedi diye elalemin savaşına giren, kendisi saraylarda otururken milletin evlatlarını hoyratça ateşe süren, hastalıklı zihniyetin yüküydü, o Seyit’in sırtındaki.
*
Ve, yarın 18 Mart.
*
100 sene önce milletin kaderini elalemin subaylarına teslim eden padişahçılar… 100 sene sonra utanmadan… Mustafa Kemal sayesinde yazılan destanı, Mustafa Kemalsiz kutlamaya çalışıyorlar.
*
Türkiye Gençlik Birliği, bu utanmazlığa geçit vermemek için… Bugün yurdun dört bir yanından otobüslerle yola çıkıyor. Yarın sabah, Bigalı köyünde buluşacaklar. Conkbayırı’na, 57’nci Alay şehitliğine, Namazgah tabyasına ve Çanakkale Abidesi’ne yürüyecekler. Sekiz kilometrelik zafer yürüyüşüne, Türkiye Liseliler Birliği de katılacak. Kelimenin tam manasıyla “onbeşliler gidiyor” yani… Çanakkale’de vuruşan Galatasaray lisesi, Sivas lisesi, İstanbul lisesi, Vefa lisesi, Edirne lisesi, Konya lisesi gibi kahraman liselileri sembolize edecekler. Hepinizi, Çanakkale siperlerine çağırıyorlar.
*
Değerli gençler…
TGB’ye katılın.
*
Yoksa gün gelir, imkanlar içinde imkansız kalan Seyit gibi, sırtınızda o top mermisini taşırken bulursunuz kendinizi.
Buğdayı ABD’den getiriyoruz.
Mercimeği Kanada’dan...
Mısırı Arjantin’den getiriyoruz.
Susamı Sudan’dan...
Arpayı Ukrayna’dan.
Baklayı İtalya’dan.
Sarmısağı Çin’den.
Anadolu’da gezerken çekirdeğini yanlışlıkla elinden düşür, ayçiçeği fışkırır...
Rusya’dan getiriyoruz.
Pamuk Yunanistan’dan.
Elma Şili’den.
Portakal Brezilya’dan.
Muz Panama’dan.
Vişne Almanya’dan.
Ceviz Çin’den.
Hesapta milli yemeğimiz...
Fasulye İran’dan.
Barbunya ABD’den.
Soya Arjantin’den.
Pirinç Avustralya’dan.
Nohut Meksika’dan.
En cüzel çay?
İngiltere’den.
İneklere yem olarak döktüğümüz kepeği bile utanmadan ABD’den getiriyoruz...
İnekler Uruguay’dan.
Koyunlar Avustralya’dan.
Kendi kendine yeten 7 ülkeden biriydi memleketim...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İsim Şehir Hayvan
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
476
Format:
Karton kapak
ISBN:
6050900569
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Bir İngiliz üvinersitesinde yapılan araştırmaya göre,kelimelerin harflerinin hangi sırada yazıldıkları önemli değilmiş aslında... Önemli olan, birinci ve sonuncu harflerin yerinde olmasıymış... Çünkü, kelimeleri harf harf değil, bütün olarak oynuyormuşuz... Ardakai hraflrein sırsaı kıraşık da osla düüzgn ouknuyormuş. Trüban bduur. Tartıışlan mselee ne oulrsa olusn, bşınaa ve sounna trüban koyğduunda, aarda ypılaan yaınlşları görmeszin... Yaınlşları düüzgn gbii oukmyaa, düüzgn gbii anlmaaya bşlarsaın. Sbaah klkaarsın trüban konşuuursn, aşkam yaatrsın trüban konşuuursn. Kaafn alalk blulak oulr ama... Akılnda bi tek trüban kalır!

Kitabı okuyanlar 865 okur

  • Ulaş Hancıoğlu
  • Sıla Saraç
  • Kader Alper
  • Emre Can
  • Eclipse
  • Ünal Sökükcü
  • Hülya Atakul
  • Esma Gedik
  • FİRDEVS
  • İrem Hatırnaz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1
14-17 Yaş
%1.7
18-24 Yaş
%15.2
25-34 Yaş
%30.8
35-44 Yaş
%35.6
45-54 Yaş
%12.4
55-64 Yaş
%2
65+ Yaş
%1.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%67.5
Erkek
%32.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24.5 (49)
9
%20.5 (41)
8
%24 (48)
7
%17.5 (35)
6
%8 (16)
5
%2 (4)
4
%1.5 (3)
3
%1 (2)
2
%0
1
%1 (2)

Kitabın sıralamaları