İsim Şehir Hayvan

8,1/10  (132 Oy) · 
596 okunma  · 
97 beğeni  · 
5.518 gösterim
Bir İngiliz üvinersitesinde yapılan araştırmaya göre,kelimelerin harflerinin hangi sırada yazıldıkları önemli değilmiş aslında... Önemli olan, birinci ve sonuncu harflerin yerinde olmasıymış... Çünkü, kelimeleri harf harf değil, bütün olarak oynuyormuşuz... Ardakai hraflrein sırsaı kıraşık da osla düüzgn ouknuyormuş. Trüban bduur. Tartıışlan mselee ne oulrsa olusn, bşınaa ve sounna trüban koyğduunda, aarda ypılaan yaınlşları görmeszin... Yaınlşları düüzgn gbii oukmyaa, düüzgn gbii anlmaaya bşlarsaın. Sbaah klkaarsın trüban konşuuursn, aşkam yaatrsın trüban konşuuursn. Kaafn alalk blulak oulr ama... Akılnda bi tek trüban kalır!
serap ozturk {esrarengiz} 
31 Mar 09:56 · Kitabı okudu · Beğendi · 1/10 puan

Bir İgnliiz üvinersitesinde ypalın arşaıtramya gröe, klemileirn hrflareinin hnagi srıdaa yzaldıklarıı ömneli dğeliimş asılnda...

Öenmli oaln, briinci ve sonncuu herflarin yrenide olamsımyış... Çnküü, kleimleri hraf hraf dğeil, btüün oalark oykuormuşsz... Ardakai hraflrein sırsaı kıraşık da osla düüzgn ouknuyormuş.

Trüban bduur.

Tartıışlan mselee ne oulrsa olusn, bşınaa ve sounna "trüban" koyğduunda, aarda ypılaan yaınlşları görmeszin...

Yaınlşları düüzgn gbii oukmyaa, düüzgn gbii anlmaaya bşlarsaın.

Sbaah klkaarsın trüban konşuuursn, aşkam yaatrsın trüban konşuuursn.

Kaafn alalk blulak oulr ama...
Akılnda bi tek trüban klaır!

Hesna S. 
13 Nis 00:38 · Kitabı okudu · 14 günde

Genellikle iki kitap birden okurum. Biri romanken, diğeri makale, deneme, hikaye, mektup ya da şiir kitabı oluyor. Çünkü bu tarz kitapların sade gitmediğine inanıyorum. Sıkıldıkça günde 3-5 makale okuyup kapatmak, daha da tadında bırakıyor. Tabii ki yanında sevdiğiniz bir romanı da okuyarak :)

Gelelim kitaba.... Yılmaz Özdil, kalemini çok sevdiğim bir köşe yazarıdır. Kendisini benim için diğerlerinden ayıran yönü ise hem esprili bir dil kullanması hem de her okuduğum yazısında insana bilmediği bir şeyler öğretmesi ya da geçmişte gizli kalmış olayları su üstüne çıkartarak onları hatırlatmasıdır... Yine çok severek, etkilenerek, yer yer gülüp, yer yer de ağlayarak okuduğum yazılarının olduğu bir kitaptı. Özellikle ülkemizde son 15 yılda olan ne kadar vaka varsa, şöyle bir film şeridi gibi gelip geçiyor gözünüzün önünden.

Ve Yılmaz Özdil' in deyimiyle:
"Halbuki ne güzel ülkeydi burası...
Masum. Sakin. Huzurlu.
Hayallerimiz vardı....
Umutlarımız...
Siyah beyaz filmlerimiz vardı..."

Sıla Aydın 
17 Ağu 11:25 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 7/10 puan

İsim, Şehir,Hayvan gibi bir kitabı aslında kitap olarak değerlendirmek ne kadar doğru bilmiyorum. Yılmaz Özdil gibi başarılı bir köşe yazarının, köşe yazılarının toplandığı deneme türü bir kitap diyebiliriz. Siyasi görüşe göre yorumlar ve görüşler farklılık gösterebilir. Siyaset kitapları içinde beğenerek okuduğum kitapların arasına girebilir fakat kitabı sevebilmek için Yılmaz Özdil'in yazımına alışık olmak gerekir.

Erkan Çetin 
 03 Nis 21:13 · Kitabı okudu · 9 günde · 3/10 puan

Yılmaz Özdil'in müthiş kıvrak zekası ve satır aralarına serpiştirilmiş çok ince anekdotlarla süslü makalelerinden oluşan kitap takipçileri için müthiş bir koleksiyon değerinde ve bu günleri anlamamız için geleceğe bırakılan miras olacaktır!

Gamize 
24 Şub 13:01 · Kitabı okudu · 9 günde · 8/10 puan

Yılmaz Özdil pek çok konuya dikkat çekmiş ve pek çok konuda ustaca eleştiriler yapmış. Sıkmıyor, mizahla düşündürüyor. Kitap su gibi akıp gidiyor. Okumanızı tavsiye ederim.

Gün İlke Yıldırım 
15 Ağu 19:51 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

Ben böyle gazeteci/yazar görmedim arkadaş. Gazete okumadığımız istatistiklerden belli oluyo zaten, okuyorum diyip kimseyi kandırmayayım. Yılmaz Özdil'in kitaplaştırılmış köşeyazılarını okuyayım bari dedim, başladım bir yerden. Bir sayfada güldüysem diğerinde ağladım. Demek ki gazete okusak, adam bir gün güldürüp bir gün ağlatacak bizi. Güldürüyor dediysem goy goy yaparak değil, Levent Kırca üslubu ile. Bazen hafif hafif laf dokundurarak bazen o lafı ciddi ciddi sokarak güldürüyor. Trajikomik olaylar bize sıradan bir gün gibi geldiği için, ülke olarak gazetecilere yazarlara verecek malzememiz bol zaten. Kalemin keskin, yolun açık olsun Sevgili Yılmaz Özdil. Elbette tavsiyemdir. =)

Metin Özdemir 
 14 Haz 23:48 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 6/10 puan

Herkesin aynı şeye baktığında farklı bir şey gören bazen güldüren, bazen düşündüren bazen de üzen gerçekler üzerinden dipte kalmış görüntüleri üste doğru çıkarıp güncel olayları yorumlayan bir yazar ve öyle bir kitap. Bakmak ve görmek ikileminde gören bir yazar. Her dediğine katılmasam da müthiş bir ironi zekası var. Onun için de malum ülkemizde bol malzeme var. Görenler maalesef çok az bakanlar çok...

DERYA... 
10 Mar 01:09 · Kitabı okudu · 6/10 puan

Yazarın küçük bölümlerden oluşan bazen eleştirdiği bazen güldürdüğü okunabilir bir kitap...sıkmayan akıcı ve anlaşılır bir dili var...benim en çok dikkatimi çeken kitabın ismi olmuştu...

Mehmet İşci 
06 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Yılmaz Özdil'in köşe yazılarını sürekli olarak takip ediyorum. Geçmiş zamanlardaki yazılarını pek bilmiyordum bu üçleme çok iyi oldu. Gerçekten Türkiye'yi özetliyor.
Yeri geldiğinde güldürüyor, yeri geldiğinde insanı derin bi üzüntüye sokuyor verdiği örnekler.

Sadettin TANIK 
01 Nis 2015 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Güncel olayları zamanında ele almış köşe yazılarının kitap olarak derlemiş. İktidarı zaman zaman ince ince eleştiren bazen ironi yaparak eleştiren bazen de sert bir dille eleştiren Yılmaz Özdil'in kitaplarını okuyarak siyasi gelişmelerden haberdar olma gerekliliğine inanıyorum. Keyifle okuyorum.

3 /

Kitaptan 116 Alıntı

Dilek Öz 
 23 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Mustafa Kemal
Mustafa Kemal'e rakı içiyor diye "sarhoş" demeye getiriyorsan eğer "sarhoş kafayla kurup yücelttiği memleketi, ayık kafayla niye yönetemiyorsun? " diye sorarlar adama...

İsim Şehir Hayvan, Yılmaz Özdil (Sayfa 388)İsim Şehir Hayvan, Yılmaz Özdil (Sayfa 388)

Seyit onbaşı 215 kiloluk top mermisini sırtında taşırken, ordu komutanımız Liman von Sanders paşaydı.
*
İstihkam komutanımız…
Erich Paul Weber paşaydı.
İstihbarat komutanımız…
Perrinet von Thauvenay paşaydı.
Donanma komutanımız…
Wilhelm Anton Souchon paşaydı.
Genelkurmay ikinci başkanımız…
Bronsart von Schellendorf paşaydı.
Boğazlar komutanımız…
Guido von Usedom paşaydı.
Tahkimat komutanımız…
Johannes Merten paşaydı.

Ordu başmüfettişimiz Bischof, lojistik komutanımız Schlee, tümen komutanlarımız Heuck, Nicolai, Sodenstern, Kannengiesser’di.
*
E bütün ünvanları taşıma onuru yabancı subaylara verilince, 215 kiloluk top mermisini sırtında taşıma ünvanı kime kaldı?
Seyit’e.
*
Aslında sadece bir top mermisi değildi… Akıla, bilime, gerçeğe saygısız, ilkel, yeteneksiz, korkak, milletine gaddar, yabancıdan medet uman, basiretsiz kafanın yüküydü, o Seyit’in sırtındaki.
*
Kendi koltuğu için dini-imanı alet eden, adeta nefes alırcasına rahat yalan söyleyebilen, elalem istedi diye elalemin savaşına giren, kendisi saraylarda otururken milletin evlatlarını hoyratça ateşe süren, hastalıklı zihniyetin yüküydü, o Seyit’in sırtındaki.
*
Ve, yarın 18 Mart.
*
100 sene önce milletin kaderini elalemin subaylarına teslim eden padişahçılar… 100 sene sonra utanmadan… Mustafa Kemal sayesinde yazılan destanı, Mustafa Kemalsiz kutlamaya çalışıyorlar.
*
Türkiye Gençlik Birliği, bu utanmazlığa geçit vermemek için… Bugün yurdun dört bir yanından otobüslerle yola çıkıyor. Yarın sabah, Bigalı köyünde buluşacaklar. Conkbayırı’na, 57’nci Alay şehitliğine, Namazgah tabyasına ve Çanakkale Abidesi’ne yürüyecekler. Sekiz kilometrelik zafer yürüyüşüne, Türkiye Liseliler Birliği de katılacak. Kelimenin tam manasıyla “onbeşliler gidiyor” yani… Çanakkale’de vuruşan Galatasaray lisesi, Sivas lisesi, İstanbul lisesi, Vefa lisesi, Edirne lisesi, Konya lisesi gibi kahraman liselileri sembolize edecekler. Hepinizi, Çanakkale siperlerine çağırıyorlar.
*
Değerli gençler…
TGB’ye katılın.
*
Yoksa gün gelir, imkanlar içinde imkansız kalan Seyit gibi, sırtınızda o top mermisini taşırken bulursunuz kendinizi.

İsim Şehir Hayvan, Yılmaz Özdil (Sayfa 49)İsim Şehir Hayvan, Yılmaz Özdil (Sayfa 49)
Metin Özdemir 
14 Haz 09:44 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 6/10 puan

Buğdayı ABD’den getiriyoruz.
Mercimeği Kanada’dan...
Mısırı Arjantin’den getiriyoruz.
Susamı Sudan’dan...
Arpayı Ukrayna’dan.
Baklayı İtalya’dan.
Sarmısağı Çin’den.
Anadolu’da gezerken çekirdeğini yanlışlıkla elinden düşür, ayçiçeği fışkırır...
Rusya’dan getiriyoruz.
Pamuk Yunanistan’dan.
Elma Şili’den.
Portakal Brezilya’dan.
Muz Panama’dan.
Vişne Almanya’dan.
Ceviz Çin’den.
Hesapta milli yemeğimiz...
Fasulye İran’dan.
Barbunya ABD’den.
Soya Arjantin’den.
Pirinç Avustralya’dan.
Nohut Meksika’dan.
En cüzel çay?
İngiltere’den.
İneklere yem olarak döktüğümüz kepeği bile utanmadan ABD’den getiriyoruz...
İnekler Uruguay’dan.
Koyunlar Avustralya’dan.
Kendi kendine yeten 7 ülkeden biriydi memleketim...

İsim Şehir Hayvan, Yılmaz Özdilİsim Şehir Hayvan, Yılmaz Özdil
Metin Özdemir 
14 Haz 09:48 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 6/10 puan

Ev telefonu, Arap’ın.
Bi cep telefonu, İngiliz’in.
Bi cep telefonu, Lübnanlının.
Limanlar, elâlemin.
Marketler, komple.
Araç muayene Alman’ın.
Sigorta Fransız’ın, Amerikalının.
Banka?
Yunanlının, Kuveytlinin...
Hollandalının, Fransız’ın...
Amerikalının, Belçikalının...
İsraillinin, İtalyan’ın...
İETT Garajı Dubailinin.
PETKİM?
Kazak’ın, Ermeni’nin.
N’olacak bu memleketin hali?
Rakı, Amerikalının.
Sigara, İngiliz-Amerikan...
Beymen’in yarısı Amerikalının.
Enerjisa’nın yarısı Avusturyalının.
Eczacıbaşı İlaç, Çek’in.
İzocam, Fransız’ın.
Demirdöküm, Alman’ın.
Döktaş, Fransız’ın.
Televizyon-radyo...
Avustralyalının Kanadalının.

Hepsi Türk’tü.
Sadece bi kaç yıl önce.

İsim Şehir Hayvan, Yılmaz Özdilİsim Şehir Hayvan, Yılmaz Özdil
Metin Özdemir 
14 Haz 22:46 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 6/10 puan

Pire
Pireleri 20 santim derinliğinde fanusun içine koyarlar, alttan ısıtırlar... Pireler rahatsız olur, o ortamdan kurtulmak için zıplar, dışarı çıkar.
Sonra?
Pireleri 20 santim derinliğinde fanusun içine koyarlar, fanusun üstünü cam ile örterler, alttan ısıtırlar... Pireler rahatsız olur, zıplar, tınk diye cama vurup, geri düşerler. Tekrar zıplarlar, nafile, gene çarparlar...
Engel şeffaf olduğu için, kendilerini neyin engellediğini bir türlü anlayamazlar. Böylece, çarpa çarpa, zihinlerinde “özgürlük sınırı” oluşur.
Sonra?
Tavandaki camı kaldırırlar, pireleri gene aynı fanusun içine koyup, alttan ısıtırlar... Görülür ki, pireler en fazla 20 santim zıplıyor! Engel yoktur, daha yükseğe sıçramaları, özgür olma imkânları vardır ama kafayı çarpmamak için, buna cesaretedemezler. Çünkü artık “görünmez engel” zihinlerindedir... “Yapamayız, boşuna denemeyelim” diye düşünürler.

“Cam tavan sendromu”dur bu.

Yapabileceğin...

Anca, yapabileceğini düşündüğün kadardır.

Örnek, zavallı “pire”dir ama...

Aslında, tüm canlıların “neyi başaramayacağını” yavaş yavaş nasıl öğrendiğini kanıtlar.

E hayat da bi laboratuvar.

Bu nedenle görünmez engeller konur, çabalar engellenir, kafayı kaldıranın kafasına vurulur, böylece yavaş yavaş “yapamayız, hiç boşuna denemeyelim” düşüncesi hâkim olur.

İsim Şehir Hayvan, Yılmaz Özdilİsim Şehir Hayvan, Yılmaz Özdil
Metin Özdemir 
14 Haz 18:21 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 6/10 puan

Şaka bir yana...
Her yıl aynı terane.
“Lens taksam, orucu bozar mı?”
“Ağda yaptırsam bozulur mu?”
“Oruçluyken güneş kremi caiz mi?”
“Nikotin bandı bozar mı?”
“İftardan önce kulağıma pamuklu çubuk sokmamda mahzur var mı? Hamamda subuharı teneffüs ettim, orucum sakatlanmış olabilir mi? Eve haşere ilacı sıktım, yanlışlıkla kokusunu içime çektim... Koltukaltıma deodorant sıkabilir miyim? Saçıma jöle sürebilir miyim? Oruçlu oruçlu iğne yaptırabilir miyim?”
Sevgili halkımız, “Kalp ameliyatı olacağım, kan verilirse orucum bozulur mu”dan tutun da, “Yanlışlıkla madeni para yuttum, kefaret gerekir mi”ye kadar, aklınıza gelen gelmeyen her türlü soruyu soracak bir ay boyunca.

İsim Şehir Hayvan, Yılmaz Özdilİsim Şehir Hayvan, Yılmaz Özdil
Mehmet İşci 
06 Nis 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Sınav sayısını azaltacaklarına, güya reform yaptılar. Arttırdılar...
Manyağa çevirdiler çocuklarımızı.
Anneler zaten kafayı yedi...
-Çalış
-Çalıştım
-Daha çok çalış.
24 saat kavga...
1975'te 150 tane dershane vardı bu memlekette şu anda 5 bin.
Netice ?
Elalemin çocuğu Disneyland'a gidiyor...
Bizimkiler psikiyatra.

İsim Şehir Hayvan, Yılmaz Özdil (Sayfa 221)İsim Şehir Hayvan, Yılmaz Özdil (Sayfa 221)