Doğan

6/10
·192 syf.·
2023 35. kitabı
Öncelikle diziyi izlemediğimi belirtmem gerekiyor. Sosyal medyada çok gündem olsa da direttim ve önce kitabı okumak istedim. Kitabı okuduktan sonra Afşin Kum için gerçekten gelecek vadettiğini, daha doğrusu bütün dünyada da popüler olan güzel distopik romanlar yazabileceğini düşünmüştüm. Hatta bir kaç roman yazdıktan sonra yavaş yavaş Türkiye'nin Josh Malerman'nı olabilir demiştim Fakat sonra gördüm ki bu kitabı zaten 2016 da yazmış. Yani yazacak olsa şimdiye yazardı sanırım. Gerçi gecen sene yazdığı Kübra'yı unutmamak lazım. Modern roman yazarlarında güçlü bir edebiyat aramadığımız için, daha üretken olmalarını bekliyoruz doğrusu. Stephen King her yıl tuğla gibi iki roman çıkarıyor maşallah. Kitaba gelecek olursak iki yüz sayfalık bir roman ve yazarın ilk kitabı olmasına rağmen beğendim doğrusu. Japon bir yazardan sonra okumaya geçtiğim için çok zorlanarak başladım okumaya, bir kaç sayfa anlamadım ne okuduğumu. Zorlanmamın sebebi karmaşık zor cümleler yada kelimeler olduğu için değil tam tersiydi. Bütün cümlelerin inanılmaz sade ve basit gelmesiydi. Mesela; ''Sabah yola çıktım. Yürürken kimseye bakmıyordum. Ofise geldim bir kahve koydum. Çalışma masamın başına geçtim. '' gibi. Başta bir türlü odaklanamadım bu yazım şekline. Bütün iyi yazarlar edebiyat felsefe mezunu olacak değil tabi ki fakat okurken hemen anlıyorsunuz yazarın biraz amatör olduğunu. Son olarak, mizah ve cinsellik tam kıvamındaydı. Dikkat çeksin diye abartmamış tam tadında bırakmış. Okunacaklar listem biraz kabardı. Okuyabileceğimden daha çok kitap satın aldım son birkaç aydır ve onları eritmek zorundayım artık. Fakat uygun bir zamanda diğer kitabı olan Kübra 'yıda okumak istiyorum.
İnceleme
Sıcak KafaAfşin Kum · April Yayıncılık · 20161,883 okunma
Reklam
8/10
·216 syf.·
2023 34. kitabı
Bu kitap için gerçekten söylenecek çok söz var. Japonya da bir çok kişi bu kitabı ''Çirkin ördek yavrusu'' olarak tanımlamış. Natsume Soseki 'nin bütün romanları içinde hem yazım şekli bakımından hem de hikayesiyle çok farklı. Ayrıca melankolik bile olsa kahramanın düşünceleri Natsume Soseki'den beklenmeyecek ölçüde espiriliydi. Bir gün gencin biri başından geçen aşk hikayesini Natsume Soseki'ye anlatır ve bunu yazmasını ister. Hikayede uzun uzun sevgilisini, kavgalarını, onu terk edişini, aşk acısını ve sonunda ise bu terk edişinin ardından bir bakır madenine giderek çalışmaya başladığını anlatır. Fakat Natsume Soseki bunu yazmak istemez. Çok kısa bir süre sonra Japonya'nın en büyük bakır madeninde bir isyan çıkar, yüzlerce madenci, madenin olduğu köyü ele geçirir ve çok büyük olaylar yaşanır. Daha sonra Natsume Soseki kendisine anlatılan hikayenın odak noktasını aşk acısından alır ve madene yoğunlaşır ve bu şekilde yazar. Kitaba gelecek olursak günlük kıvamında bir dil kullanılmış. Son zamanlarda alışkın olduğum gibi yine melankolik bir ruh hali ve intihar isteği baş rolde. Bir gencin evini terk edişinin ardından intihar etmek için izbe bir yolda yürüyüşü ile başlıyor. Bu yol üzerinde tesadüfen karşılaştığı bir adamın teklifi üzerine, bakır madeninde çalışmak için birlikte yola çıkıyorlar. Yürüyerek gittikleri hepi topu 20km olan bu yolu yazar maşallah 120 sayfada anlatmış. Adım adım yürüyoruz onunla neredeyse. Beni tek rahatsız eden sonunun pek tatmin edici olmamasıydı. Okumazsanız bir şey kaçırır mısınız? Bilemiyorum. Natsume Soseki seviyorsanız bence okumalısınız.
İnceleme
MadenciNatsume Soseki · Jaguar Kitap · 20181,461 okunma
"Nadir Bey, ben arkadaşım Özgür'ü arıyorum. Nerede olduğunu biliyor musunuz?" dedim aceleyle. "Özgürlük zulmün bahanesi olamaz" dedi. Evet, evet bencede öyle.
Sayfa 52
Kitap Alıntısı
"Af edersin evladım, sen muhendis misin?" "Hayır, değilim" dedim. Endişeli bir ifade takındı: "İnşallah sürtünme dürtüsünü silindir nefretine kurban etmezsin." Etmezdim herhalde. Ya da ederdim, bilemiyorum.
Sayfa 14
Kitap Alıntısı