Doğan

İnsan uykuya daldığı anda zaman ortadan kayboluyor. Bu yüzden zaman geçerken acı duyan insanlar için en iyi çare uyumaktir. Ölümde muhtemelen aynı kapıya çıkıyor olsa gerek. Fakat ölmek öyle göründüğü kadar kolay değildir. Sıradan insanlar ölümün yerine uykuyu koyarak bundan faydalanır.
Sayfa 39
Kitap Alıntısı
Reklam
8/10
·154 syf.·
2023 33. kitabı
İlk kitabı olan Puslu Kıtalar Atlası 'nı okuduğumda askerdim.. Hayır hayır, ''Issız Adam'' filminden sonra patlamasından çok çok önceydi bu.. Bana kitap okuma alışkanlığını kazandıran bu kitaptı diyebilirim. Hemen ardından Nietzsche Ağladığında onun da ardından Metal Fırtına 1 - ABD'nin Türkiye'yi İşgali'yı (askerdim dedimya :) okumuştum. Her neyse yazarı ve tarzını çok seviyorum. Hak ettiği değeri alamadığını düşünüyorum. Bildiğim kadarı ile edebiyat ve felsefe mezunu. Muzip ve alaycı dili hoşuma gidiyor. Sanki çok gerçekmiş gibi ciddi ciddi anlatıyor ama altında bir komedi yattığını anlıyorsunuz. Yazarın televizyon programlarına çıkmama, röportaj vermeme gibi bir huyu ve kuralı var. Youtube'da ''İhsan Oktay Anar Evrim teorisi'' yazarsanız, tesadüfen sokak röportajına denk geldiği tek videoyu izleyebilirsiniz. Okuduğum bir yazıda artık kitap yazmayacağını, daha fazla yazar ise enflasyona uğrayacağını söylemişti. Neyse ki geçen yıl Tiamat çıktı. (henüz okuyamadım) Umarım bundan sonrada yazmaya devam eder. Kitaba gelecek olursak üc bölümden oluşuyor ve Osmanlı döneminde ki teknolojik buluşları ve mucitleri espirili bir dille anlatıyor. Hikaye Yâsef Çelebi ve başına gelen trajikomik ve talihsiz olaylar ile başlıyor, daha sonra satın aldığı köle olan Kara Calûd ile devam ediyor, en sonda ise Kara Calûd'ün üvey oğlu ile bitiyor.. Dili gerçekten çok zor olabiliyor, okumak zaman alıyor. Şahsen İhsan Oktay Anar 'ın bütün kitaplarını tavsiye ediyorum.
İnceleme
Kitab-ül Hiyelİhsan Oktay Anar · İletişim Yayıncılık · 20205,8bin okunma
7/10
·456 syf.·
2023 32. kitabı
Tam burada ''Kıral Çıplaaaak'' diye bağırmak istiyorum.. Peşin peşin söyleyeyim kitabı beğendim, pişman olmadım fakat, bazılarının dediği gibi; Baş ucu kitabım yapmadım. Bittikten sonra hemen tekrar okumak istemedim. İçindeki felsefesi hemen hayat görüşümü değiştirmedi. Kendi kendime, ''aman allahım bu kurguyu ancak bir dahi yapabilir'' demedim. Lafın kısası yine gözümüze gözümüze sokulan bir kitapla karşı karşıyayız. Japon felsefesini sevdiğim için belki de kendimi çok şartladım. Bunun en büyük sebebi de kitabın adıydı doğal olarak. Şibumi'nin kelime anlamı, nezaket, zarafet, sadelik anlamına geliyor. Felsefi anlamda ise zenginliğin içindeki zarafet ve sadelik diyebiliriz, hatta bir anlamda mütevazilik bile denilebilir. Yazara göre ise; olagan gorunum altinda yatan gizli ustunluk... o kadar dogru bir soz ki, cesaretle soylenmesine gerek yok... o kadar dokunakli bir olay ki, guzel olmasina gerek yok... o kadar gercek ki, sahici olmasina gerek yok... bilgiden cok anlayis... ifade dolu bir sessizlik... kendini kanitlama geregi duymayan alcakgonulluluk... olarak tasvir edilmiş kitapta. Daha önce kitabın ismini araştırdıysanız ve bu felsefe sizi etkilediği için satın alıp okumak istiyorsanız bence bir daha düşünün. Çünkü kitabın Şibumi'ye en yakın olduğu nokta kahramanımızın emekli olup münzevi bir hayat yaşaması. Yani kitabın hiç bir yerinde bu feslefeye ait bir hareket bir olay göremiyorsunuz. Daha çok aksiyon ve macera. Doğruyu söylemek gerekirse kitapta en çok sevdiğim yer yaklaşık 50-60 sayfalık mağara içinde ki tırmanış kısmı oldu. (Çoğunuz bunu sevmeyecektir muhtemelen) Kitaba gelecek olursak ilk yetmiş sayfası inanılmaz klişe ve sıkıcıydı. Eğer buraya kadar sabredebilirseniz devam edin derim. Amerikan
İnceleme
ŞibumiTrevanian · E Yayınları · 20249,5bin okunma
İskender Zülkarneyn soyundan geldiğini âyan beyan söylemiş, ispatında isabet buyuramayıp sözleri rağbet görmeyince, çakşırından maslahatını çıkarıp kaldırmış, yürekleri hoplayan ahaliye dönüp, ''Bu gördüğünüz kule İskender zürriyetinin âlamet-i farikasıdır, inanmayan beri gelsin.'' diye bağırmıştı.
Sayfa 74
Kitap Alıntısı
Tarihler, Yâfes Çelebi Hazretlerinin o efsanevi iktidar taşını elleriyle tuttuğunu yazarlar. Başsız gövdesi Kasımpaşa mezarlığında gömülürdür. Toprağının sıtmaya iyi geldiği söylenir.
Sayfa 69
Kitap Alıntısı