Cengiz Han'a Küsen Bulut aslında Cengiz Aytmatov'un Gün Olur Asra Bedel romanının içinde yer alması gereken ve onu tamamlayan uzunca bir bölüm. Fakat KGB'yi çarpıcı bir şekilde suçlayan bu bölümün Gün Olur Asra Bedel'in içinde yer almasına izin verilmemiş zamanında.
Bu kitapta Gün Olur Asra Bedel'in kahramanı öğretmen Kuttubayev'in nasıl öldüğü anlatılıyor.
Dolayısı ile ilk önce Gün Olur Asra Bedel'i okumanızı, daha sonra ise bu kitabı okumanızı öneriyorum. Fakat Cengiz Han'a Küsen Bulut da başlı başına bir hikaye. Başında yada sonunda bir kesinti yok kesinlikle. Bu kitaptan da başlayabilirsiniz.
Kitaba gelecek olursak; Milliyetçi bir öğretmen olan Abutalip Kuttubayev'in GKB ajanlarınca tutsak edilerek sorgulanması ile başlıyor. Kendisi hakkında oluşturulan ithamların (milliyetçilik propagandası ve ayrılıkçı olmak) ana dayanağı ise yanında buldukları kağıtlarda, ''Mankurt'' ve ''Sarı-Özek Kurbanları'' adlı destanların bulunması.
Mankurt Destanını; Unutulmuş ata dilini canlandırmak, milletlerin asimile olmasını, eritilmesini önlemek hakkında bir efsane olarak,,
Sarı-Özek Kurbanları Destanını ise; Cengiz Han zamanında gecen bu hikayenin güçlü bir iktidarı kötüleyen, bireylerin çıkarlarını devlet çıkarlarından üstün tutan, hiyerarşiyi değil bireyciliği savunan bir efsane olarak değerlendiriyorlar.
Tam bu sırada Aytmatov Sarı-Özek Kurbanları destanını anlatmaya başlıyor ve Cengiz Han'ın moğalıstan'dan yola çıktığı avrupa seferi sırasında Sarı-Özek (bugünkü Kazakistan ile İdil nehri arasında olan bölüm) bölgesinde yaşananlar işleniyor.
Daha sonra tekrar kitabın konusuna dönülüyor ve Kuttubayev'in tutsak bulunduğu tren hücresinde yaşadıkları ve sorgu süreci anlatılıyor. Fakat bu esnada tren yine efsanede anlatılan bölge olan Sarı-Özek'den geçiyor.
Cengiz Aytmatov her kitabını öneriyorum.
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar ; insanlık tarihine yön vermiş belirleyici anlar üstüne kısa denemelerden oluşuyor. Toplamda 14 hikaye anlatılmış ve hepside gayet sürükleyici.
Stefan Zweig dendiği zaman hemen akla novellalar ve romanlar geliyor fakat bana kalırsa esas başarılı olduğu konu Biyografiler. MacellanBalzacAmerigoÜç Büyük UstaRotterdamlı Erasmus vs vs. ondan fazla biyografisi var. Burada anlatılanlarda mini biyografi gibi, olaylardan daha çok şahsiyetler ve verdikleri kararlar ile ilgili.
---Ölümsüzlüğe Sığınış
Bir İspanyol maceraperesti ve aynı zamanda acımasız bir yağmacı olan Vasco Nunez Balbao'nın altın ve daha da önemlisi ün ve şöret hırsı yüzünden başına gelenler anlatılıyor.
---Bizans'ın Fethi
Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethedişi anlatılmış ve belkide kitaptaki en uzun bölümdü diyebilirim. Fatih Sultan Mehmedi zaman zaman kana susamış bir katil, sözünde durmayan bir iki yüzlü olarak tanımlammış olsa da, zaman zamanda dahî bir komutan olarakta tanımladığı olmuş. Doğal olarak bazı yerler pek objektif değil fakat yinede bir yabancıdan beklenebileceğinden daha objektifti.
---Georg Friedrich Handel'in Dirilişi
Georg Friedrich Handel'in felç geçirip iyileşmesinin ardından en önemli eseri olan Messiah Orataryosu'nun hikayesi. Bu bölümü okurken youtube'dan ''G. F. Handel: Messiah HWV 56 '' açmanızı öneririm. Klasik yada opera müziğine (bu daha çok kilise müziği gibi) çok ilgi duymadığım ve bilgi sahibi olmadığım için bu şahsiyet ile bir yakınlık kuramadım ve konusu da benim için pek ilgi çekici değildi. Bu yüzden bir yandan eserini dinlerken okumak sıkılmamı engelledi ve keyif aldım diyebilirim.
---Bir Gecelik Dahi
Yüzbaşı Rouget'ın Fransa Ulusal Marşını besteleyerek kısa bir sure içi kahraman olması. Daha sonrasında ise tutuklanması anlatılıyor
'' Claude Joseph Rouget de Lisle - La