Ben senin içindeyim, sen ben içimdesin, biz dünyadayız ve dünya içimizde. Hepimiz biriz. Dünyaya zarar verirseniz, insanlara ve hayvanlara zarar verirseniz kendinize zarar verirsiniz.
YouTube kitap kanalımda okumadan önce ölünmesi gereken Yabancı kitabını yorumladım: ytbe.one/jtUaG022XWM
Bitmeyen toksik aşklar, tecavüz güzellemeleri, mutasyon geçirmiş bir erkeğin adeta bir (erkek)²’ye dönüşmesi... İşte bunların hepsi Yabancı kitabı arkadaşlar.
İncelemeye başlamadan önce yine şunu söylemem gerek. Bu incelemenin altına yazılan her yoruma karşılık olarak bu tür kitaplarla vakit kaybetmemeniz açısından daha nitelikli kitaplar önerdim, o yüzden kitap önerileri için yorumlar kısmına bakabilirsiniz.
Kitabın bütün hikayesi Ediz'in Doğa'yı kaçırması, yakalanmadan öylece dolaşmaları ve Ediz'in kendi işlerini yaptırdıktan sonra da Doğa ile aralarında toksik bir aşkın başlaması üzerine. İşin tuhafı Doğa da Ankara Emniyet Müdürü'nün kızı. Buna rağmen hiç yakalanmıyorlar, hatta nerede oldukları bile sorgulanmıyor. Yani üzgünüm ama bu kurgunun inandırıcılığı, GTA San Andreas'ta polisin yanından bazuka ile geçerken polisin bunu hiç umursamaması veya aranma seviyen 6 yıldız olmuşken arabanın rengini değiştirip polislerden kurtulmanla eş değer.
Kitap için yazılmış bazı yorumları okumam neticesinde "Doğa maalesef rehinelerin sahip olduğu Stockholm sendromuna yakalanmış, onu anlayışla karşılamanız gerekiyor :(:((" şeklinde Pollyannacı cümlelerle bu kitabı savunanlar gördüm... Emin olun İsveçlilerin böyle bir kitaptan haberi olsaydı hepsi Stockholm'deki Gamla Stan adasına doluşup yanlarına İsveçli yazarları da alıp ilk roketle başka bir gezegene uçarlardı.
İsim benzerliği olarak da can sıkıcı bir gerçek fark ettim... Google'a "Yabancı kitabını oku" diye yazdığınızda ilk sayfada önünüze Albert Camus'nün Yabancı kitabı değil de maalesef hep bu kitap çıkıyor. Eğer inanmıyorsanız kendiniz de deneyebilirsiniz. Camus'nün yerinde olsaydım yazdığım kaliteli bir kitabın
Yürümenin depresyonlu ve kaygılı kişilere iyi geldiği, beyin üzerinde fizyolojik açıdan olumlu etki yaptığı bilinmektedir. Mutluluk hormonu olarak bilinen seratonin salgılanışını aruran yürüme, güneşin doğuşunu, sabah çimenler üzerine düşmüş kırağıyı, kuş seslerini ve sükunet yaşanalarını deneyimleyen bireyi kâinatla ahenkli bir hale getirmektedir.” Kâinatın uyandığı günün erken saaderinde doğadaki seslere odaklanarak tabii güzellikleri seyredip tefekkür ederek yürümek stresi azalmaktadır.” Nefs psikolojisi bağlamında açık havada yürüyüş esnasında yapılan vefekkürün bireyin kalp-gönül alanına ulaşmada anahtar rolü olduğu söylenebilir.