..içini yine bir korku sardı, her zamanki gibi insan korkusu. Kokusu bile burnundaydı, yüzlerden yükselen, ses ile söz ile ağırlaşan bir koku. Şöyle hali tavrı, sözü insanda bir koku bırakmayacak kadar narin ve geçip giden bir insan yoktu, her geçenden, duran, bakandan, hesap sorandan insanın içindeki en ince zarı soyan, tehlikeye salan ve geçtikten sonra da yanma hissi ve utanç bırakan bir şey kalıyordu geriye. Her geçen bir şeyini söküp bir söküğünü de gösterip gidiyordu. Her geçen hiçbir şeye inanmadan geçiyordu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Anladım ki bedenim narin bir gemiydi: Eğer onu suçla yüklersem batar, eğer vazgeçerek, cömertlikle, kendimi unutarak yükümü hafifletirsem beni iyi bir limana götürürdü.
Gerçek insanın sözde insan, burjuva insanı tarafından baskılanıp ezilmesi ve tutsak edilmesi gibi bütün bu dünya, sevimli ve korkunç, küçük ve büyük,
güçlü ve narin yaratıkların yaşadığı bütün bu cennet bahçesi de baskılanıp ezilmekte, tutsak edilmektedir.
"Yaşlı kadının sözleri,tıpkı uçuşa geçen bir hatıranın kuyruk tüyü gibi savruluyordu havada: En kara gökyüzünde tepede ışıldayan bir yıldız, en derin gecede pırıl pırıl yanan bir mum vardır.Asla umutsuzluğa kapılma.Her zaman en yakın yaşam kaynağını aramalısın.Narin,çenesini kaldırdı, gözyaşları yanaklarından aşağı kayıyordu.Karanlık tarafından kuşatılmışken ışığı nerede bulmayı umabilirdi ki?"