"Mumları seven insanlar yaşadıkları anın kıymetini bilirler. Mum karanlığın içinde süzülen, narin ruhlu insanların duyabildiği, içli ve ağır bir şarkıdır."
Kadınların narin yaratıklar olduğu çiçek, yumurta, bir anlık dikkatsizlikle ezilebilecek şeyler olduğu söylenir hep. Buna eskiden inanmış olsam bile artık inanmıyordum.
Mumları seven insanlar yaşadıkları anın kıymetini bilirler. Mum karanlığın içinde süzülen, narin ruhlu insanların duyabildiği, içli ve ağır bir şarkıdır.
Kocaman, masalsı gözleri vardı. Karanlığı aydınlatan bir çift parlak beril, öyle derin gözler ki, insan bir denize, bir duygu okyanusuna düşer gibi onlara düşebileceğini sanıyordu. O saydam bilyelerin aydınlattığı her nesne bir anlam kazanıyordu. Bu gözler dünyayı daha geniş bir açıdan görüyorlardı sanki. Öte yandan, bu gözlerdeki savunmasızlık ve duygusallık, onları narin bir mum alevi gibi titretiyordu da.
Umut etmeden edemeyiz, Giacomo Leopardi'nin de demiş olduğu gibi, yaşamak ve başkaları için faydalı olmak istediğimiz takdirde, umudun narin ve kırılgan kayıklarına teslim olmadan edemeyiz. Umudun ve umutların gizli özsuyuna yanaşmak deneyimin kalbinde yatan umudu kavramamızı da sağlayan ön şart mahiyetindedir. Elbette ki bekleyiş ile umudun anlamları uçup kaçıcı ve gizemli bir şekilde birbirini kovalayıp birbirinden uzaklaşırlar ama onları yeniden bulmak, onların üzerine düşünmek lazımdır.