Doğru Tespit
“Kadınların ağladığına çok sık şahit olabilirsiniz ama gerçekte ne için ağladıklarını sadece kendileri bilir.”
Sayfa 128 - Profil Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Birçok fiziksel unsurun doğru biçimde bir araya geldiğinde nasıl olup da sadece çalışan biyolojik bir organizma değil, aynı zamanda bilinçli bir varlık da oluşturduğunu açıklayana kadar, dünya hakkında yeterli bir genel tasavvura sahip olamayacağız. Eğer bilinçliliğin kendisinin bir tür fiziksel durumla beraber bulunduğu tespit edilebilseydi, birleşik bir fiziksel zihin ve beden teorisinin ve böylece de belki birleşik bir fiziksel evren teorisinin önü açılırdı. Ama salt fiziksel bir bilinç teorisi aleyhindeki nedenler, gerçekliğin tümüne ilişkin fiziksel bir teorinin imkânsız göründüğünü gösterme bakımından yeterince güçlüdür. Fiziksel bilim, zihni açıklamaya çalıştığı şeyin dışında bırakarak ilerlemektedir; fakat belki de dünyada fiziksel bilimle anlaşılabilecek olandan daha fazla şey vardır.
Sayfa 40 - Say·Kitabı okudu
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Fiziksel ile Ruhsalın Arasında: İnsanın Özel Konumu
İnançlı, inançlı olmayan, felsefi, uygulamalı ve beşeri bilimler öğreten tüm bu hümanistlerin ortak noktası, eğer varsa, nedir? Hepsi yaşamın insani boyutuyla ilgileniyor. Nedir bu boyut? Tam olarak tespit etmesi biraz zor olabilir ancak maddenin fiziksel âlemi ile, var olduğuna inanılan tamamen ruhsal veya ilahî âlem arasında bir yerdedir. Biz insanlar da çevremizdeki her şey gibi elbette maddeden yapıldık. Ölçeğin diğer ucunda ise, bazılarının inanışına göre, ruhani âlemle bir şekilde bağlantı kurabiliyoruz. Ancak aynı zamanda ne tamamen fiziksel ne de tamamen ruhsal bir gerçeklik alanını işgal ediyoruz. İşte burası, tamamen olmasa da çoğunlukla türümüze özgü kültür, düşünce, ahlak, ritüeller, sanat gibi faaliyetleri uyguladığımız yerdir. Zamanımızın ve enerjimizin çoğunu bu alanda harcıyoruz: konuşarak, hikâye anlatarak, resim veya maket yaparak, etik yargılar üzerinde fikir yürütüp doğru şeyi yapmak için mücadele ederek, sosyal düzenlemeler üzerinde müzakere ederek, tapınak veya kilise ya da kutsal alanlarda ibadet ederek, anılarımızı aktararak, öğreterek, müzik çalarak, şaka yapıp başkalarını eğlendirmek için ortalıkta soytarılık ederek, bir şeyleri açıklamaya çalışarak, yani genel itibarıyla olduğumuz gibi varlıklar olarak. Her türden hümanistin dikkatinin odağına aldığı alan işte burasıdır.
Sayfa 3
Gençliği din değil; hakikatten koparan fikirleriniz zehirliyor.
Her ne kadar korucular silahlarıyla bize savaş açmış olsa da, asıl düşman özgürlüğümüze karşı fikir savaşı yürüten cemaatçilerdir. Neden derseniz, sizlere derim ki: Bizimle fikir savaşı yürütenler, yani cemaatçiler; işte bunlar kalenin içerisinde bizimle savaşıyorlar. Birçok gencimizi fikirleriyle zehirleyenler bunlardır. Karl Marx, "Din halkın afyonudur." diyor. Biz bu sözün ne kadar doğru bir tespit olduğunu topraklarımızda daha iyi görüyoruz. Bugün işgalci güçler tarafından din, halkımızı Orta Çağ karanlığına götürmek için bir silah olarak kullanılıyor. Bir kontrgerilla yapılanması olan cemaatler de bu göreve hizmet ederek halkımızı Arap mitolojisine (masal ve hikâyelerine) hapsederek bizi bölmeye çalışmaktadırlar. Devletimiz kurulduğunda bunları aramızdan ayıklamak zamanımızı alacaktır. Bundan dolayı her yoldaşın şimdiden kendi sorumluluk bölgesinde bunlara karşı dikkatli olması gerekiyor. Mahallelerinizde ya da evlerinizde bunların zemin kazanmasına asla müsaade etmemelisiniz.
Çok Doğru Tespit..
Peki sorunlar ve ilgili çözüm alternatifleri hakkında bu kadar çok bilgiye sahip olmamıza rağmen neden bir türlü harekete geçemiyoruz? Aslında bunun bir küçük bir de büyük iki temel nedeni vardır. İlki basit. Okumak, dinlemek, izlemek gibi pasif öğrenme eylemlerini gerçekleştirmek nispeten daha kolaydır. Oysa çabalamak ve harekete geçmek gerçekten zordur ve biraz cesaret, biraz da emek ister. Bu durum ne yazık ki birçok insanın gözünü korkutur. Ama asıl büyük sebep "beklenen doğru zaman" kavramından kaynaklanır.
Sayfa 142 - Pdf-·Kitabı okudu
Her zaman karşılaştığımız insanlar, manzaralar, bize düşüncelerimizi söylemek ve bunların birbirine ne kadar yakın olduğunu tespit etmek imkânını veriyordu. Bu fikir yakınlığı, her noktada aynı şekilde düşünmenin neticesiydi; gerçi bunda, bir tarafın fikrini kabul edip kendisine mal etmeye diğer tarafın evvelden hazır bulunmasının da tesiri vardı. Fakat karşısındakinin her kanaatini doğru bulup benimsemek için vesile aramak da bir nevi ruh yakınlığı alameti değil miydi?
Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap