• Ki-taek(oğluna) : hangi plan başarız olmaz biliyor musun? Plansızlık, tamamen plansızlık.
    Neden biliyor musun? Çünkü hayat planlanamaz. Etrafına bak. Sence bu insanlar bir spor salonunda uyumak için bir plan yaptılar mı? Ama bak burdayız şimdi, beraber yerde uyuyoruz. Öyleyse bir plana gerek yok. Plansızlıkta hiçbir şey yanlış gidemez. Herhangi bir şey için plan yapmaya gerek yok. İleride Ne olacağı fark etmez. Ülke yok edilse veya bitse, kimse umursamaz. Anladın mı?
    - Parasite
  • Onun söylemeye çalıştığını anlamıştım,kayıtsızca mutlu olmak bu mu, diye düşündüğümü anımsıyorum.Ama şimdi onu benliğimde hissediyorum. Neden bu kadar az seçeneğim var ? En aşağılık solucanlar gibi yaşıyoruz. Her zaman yenik, yenildikçe yemek yapıyor, yiyor, uyuyoruz. Sevdiğimiz herkes ölüyor. Yine de yaşamdan vazgeçmek söz konusu olmuyor.
  • "Sanırım şunu: bir görevi reddettiğimizi söylemeye utandığımızı; toplumsal vicdanın bireysel vicdanla bir tür denge tutturmak
    yerine ona tümüyle egemen olduğunu söylemeye çalışıyorum.
    Biz işbirliği yapmıyoruz, biz emre uyuyoruz. Dışlanmaktan, tembel, işlevsiz, bencil diye adlandırılmaktan korkuyoruz. Komşumuzun düşüncesinden, kendi seçim özgürlüğümüze saygı gösterdiğimizden daha fazla korkuyoruz. Bana inanmıyorsun Tak, ama hele bir dene,
    çizgiyi aşmayı dene, yalnızca hayalinde, sonra da neler hissettiğine bak. İşte o zaman Tirin'in ne olduğunu, neden çöküp yitik bir ruh olduğunu anlarsın. Bir suçlu o! Suçu yarattık, tıpkı mülkiyetçiler gibi. Bir insanı kendi onay alanımız dışına çıkmaya zorluyoruz, sonra da onu bu nedenle suçluyoruz. Yasalar yaptık, geleneksel davranış yasaları, tüm çevremize duvarlar ördük ve bunları göremiyoruz,
    çünkü düşüncemizin bir parçası onlar. Tir bunu hiçbir zaman yapmadı. On yaşından beri tanıyorum onu. Hiç yapmadı, hiç duvar öremedi. O doğuştan isyancıydı. Doğuştan Odocu'ydu -gerçek bir Odocu! Özgür bir insandı, ama diğerleri, biz kardeşleri ise onu ilk özgür eylemi nedeniyle cezalandırıp delirttik."
  • Bir görevi reddettiğimizi söylemeye utandığımızı; toplumsal vicdanın bireysel vicdanla bir tür denge tutturmak yerine ona tümüyle egemen olduğunu söylemeye çalışıyorum. Biz işbirliği yapmıyoruz - biz emre uyuyoruz. Dışlanmaktan, tembel, işlevsiz, bencil diye adlandırılmaktan korkuyoruz. Komşumuzun düşüncesinden, kendi seçim özgürlüğümüze saygı gösterdiğimizden daha fazla korkuyoruz. Bana inanmıyorsun Tak, ama hele bir dene, çizgiyi aşmayı dene, yalnızca hayalinde, sonra da neler hissettiğine bak. İşte o zaman Tirin'in ne olduğunu, neden çöküp yitik bir ruh olduğunu anlarsın. Bir suçlu o! Suçu yarattık, tıpkı mülkiyetçiler gibi. Bir insanı kendi onay alanımız dışına çıkmaya zorluyoruz, sonra da onu bu nedenle suçluyoruz. Yasalar yaptık, geleneksel davranış yasaları, tüm çevremize duvarlar ördük ve bunları göremiyoruz, çünkü düşüncemizin bir parçası onlar.
    Ursula K. Le Guin
    Sayfa 281 - Metis Yayınları
  • 💤Ortalama bir insan yaşamının %26’sını uyuyarak geçirir. Yani 90 yaşına kadar 32 yılın tamamı uykuda geçmiş olur.

    💤Bu 32 yıl bize uykunun son derece önemli olduğunu gösterir,oysa ki çoğumuz uykuyu önemsemeyiz.

    💤Aslında uyku biyolojimizin akıl almaz derecede önemli bir parçası.

    💤Neden uyuruz ? İlki yenileme fikri,biraz içgüdüsel.
    Temelde gün boyunca yaktığımız her şeyi gece boyunca yeniliyor,yerine koyuyor ve yeniliyoruz.

    💤Beynin içerisindeki bir sürü gen yalnızca uyku sırasında aktifleşir ve bu genlerin yenileme ve metabolik yol ile ilişkisi ortaya çıkarılmıştır.

    💤İkincisi enerji tasarrufu,bu da biraz içgüdüsel olabilir. Temelde kalori tasarruf etmek için uyuyoruz ama şimdi hesaplama yaparsak pek tutarlı olacağı söylenemez.
    Gece uyumuş bir birey ile uyanık kalıp fazla hareket etmemiş bir bireyi karşılaştırdığımızda uyku sırasındaki enerji tasarrufu bir gecede 110 kaloridir. Bu bir sosisli sandviçe eş değer.

    💤 Üçüncüsü fikir ise oldukça daha ilgi çekici,beyin işleme ve hafıza güçlendirme.
    Şunu biliyoruz ki bir görevi öğrenmeye çalıştıktan sonra uykunuzu alamazsanız o görevi öğrenme yeteneği paramparça oluyor.
    Gerçekten oldukça azalıyor. Daha da ilginci şu ki karmaşık sorunlara özgün çözümler bulabilme yeteneğimiz büyük ölçüde bir gecelik uykuyla gelişiyor. Aslında bize üç kat avantaj verdiği tahmin ediliyor.

    💤Gece uyumak,yaratıcılığımızı geliştiriyor. Önemli olan uyumazsanız,uçmayacağınızı fark etmektir.

    💤1950’lerde çoğu insanın sekiz saat uyuduğuna dair veriler var. Günümüzde ise her gece bir buçuk ila iki saat arası daha az uyuyoruz.

    💤Yorgun ve uykusuz olduğumuzda ;
    Hafızamız zayıf olur.
    Yaratıcılığımız zayıf olur
    Düşüncesizliğimiz artar.
    Genel olarak kötü karar veririz.

    Kötü bir uykumuz varsa eğer,beyin uyanmak için dış faktörlere bağlı kalır, haplar uyarıcılar,kafein vs.
    Alkol ise,uyku için yalnızca biyolojik bir taklittir. Uyku getirmez,hafıza güçlendirme sırasında gerçekleşen sinirsel işlemin büyük bir kısmına zarar verir.

    💤Kilo alımı da uyku kaybı ile bağlantılıdır. Her gece beş saat ya da az uyuyorsak o yüzden %50 oranında obez olma olasılığımız vardır.
    Buradaki bağlantı,görünüşe göre uyku kaybı açlık hormonu olan grelin hormonuna yol açıyor,grelin salgılanıyor,beyne ulaşıyor.
    Beyin şöyle diyor:
    “Karbonhidrata ihtiyacım var.”
    Ve karbonhidrat özellikle şeker alıyoruz.
    Yani yorgunluk ile metabolik eğilim arasında bir bağlantı var.

    💤Yorgun insanlar oldukça streslidir. Stresin en büyük etkilerinden biri hafıza kaybıdır. Sürekli stres bastırılmış bağışıklığa yol açar.
    Yorgun insanların enfeksiyon oranları daha fazladır.
    Bu yüzden vardiyalı çalışanların kanser oranlarının daha yüksek olduğunu gösteriyor.

    💤Artmış stres seviyeleri kan dolaşımına glikoz katar. Glikoz damar düzeninin baskın bir parçası haline gelir ve glikoza duyarlı hale geliriz sonuç; tip 2 diyabet.