Bu kitap, ‘Tekvin’ adlı kitabının devamı, fazlasıyla distopik bir metin olmuş. Ben distopya severim, ve son zamanlarda dikkatimi çeken önemli bir husus, nedense ya benim elime geçen ve okuduğum ya da üretilen distopyaların çok büyük bölümünün artık büyük İstanbul depremi ve/veya pandemi içerikli olduğu. Bu metinde de büyük bir İstanbul depremi olmuş, bu deprem nedeniyle çok sayıda insan ölmüş ve evsiz kalmış ve Türkiye’nin bu zayıf halinden yararlanmaya çalışan yabancı devletlerin, İstanbul’u işgal etme planları ele alınıyor. İşin içinde Vatikan, papalık, özellikle Mimarsinan yapıtlarından ele getirilmeye çalışılan bir sır vs vs vs de var.. birinci kitap kadar ilgimi çekmedi açıkçası, onun keyfi biraz daha farklıydı.