6/10
·496 syf.··
2026 105. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 15:36
Bu kitap, ‘Tekvin’ adlı kitabının devamı, fazlasıyla distopik bir metin olmuş. Ben distopya severim, ve son zamanlarda dikkatimi çeken önemli bir husus, nedense ya benim elime geçen ve okuduğum ya da üretilen distopyaların çok büyük bölümünün artık büyük İstanbul depremi ve/veya pandemi içerikli olduğu. Bu metinde de büyük bir İstanbul depremi olmuş, bu deprem nedeniyle çok sayıda insan ölmüş ve evsiz kalmış ve Türkiye’nin bu zayıf halinden yararlanmaya çalışan yabancı devletlerin, İstanbul’u işgal etme planları ele alınıyor. İşin içinde Vatikan, papalık, özellikle Mimarsinan yapıtlarından ele getirilmeye çalışılan bir sır vs vs vs de var.. birinci kitap kadar ilgimi çekmedi açıkçası, onun keyfi biraz daha farklıydı. 
GizlenenArif Ergin · İthaki Yayınları · 2025486 okunma
"O kadar çok şey biriktiriyor ki insan!"
8/10
·128 syf.·
2026 44. kitabı
Tarık Tufan'dan okuduğum ikinci kitap ve ne yazık ki beklentilerimi çokta iyi karşılamadı. Çok fazla betimleme vardı ve bu iki sayfadan bir tekrarlanıyor. Daha başlarda sıkılmaya başladım, zira konusu, kitabı bırakmamam için bir teşvik oldu diyebilirim. Sade bir anlatım, günlük aile dramını anlatan bir hikâyesi vardı. Ve en çok beğendiğim detay ise; Yazarın kendini de baş karakter, yani üçüncü şahıs olarak nitelendirmesi, lakin tek fark yalnız isminin çekilmesiydi. Hikayenin ana teması fikrimce buydu; Yalnız bir adamın iç duygularında yaşadığı buhran ve bunun çözümlerini arama yollarını anlatıyor yazar. Sürekli soru soruyor karakter, ve cevabı da kendisi veriyor. Ama duygudan yoksun, ama depresif bir hâl içerisindedir kendisi. Bu kitabı Zülfü Livaneli'nin Kardeşimin Hikayesi kitabının konusuna, ve ya kalem tarzına çok benzettim nedense. ”Onun bakışları için şarkı söylenmesi gerekiyordu. Parmak uçlarına şiirler kondurmak gerekiyordu. onun için kimseler yokken ağlamak gerekiyordu.” s.31 İnsanın iç dünyasını anlatan, bir parça kendini gördüğün bir kitaptır, kısa zaman diliminde okunup bitirilebilir.
Düşünce
Ve Sen Kuş Olur GidersinTarık Tufan · Profil Yayınları · 201811,6bin okunma
Reklam
Büyümeyen Yetişkin: Narsist
9/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
·
366 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2023 00:00
Kral Kaybederse kitabının aslında benim hayatıma geçmişte girmiş bir karakteri de çok yansıttığı için mi bilmem, ama bende çok ayrı bir yeri var. Kitabı sesli kitap olarak pandemi zamanı dinlemiştim, bana göre psikiyatrist-yazarın en çarpıcı kitabıdır.Diğer kitapları beni bu denli etkilememişti. Kitaptaki Kral; aslında toplumda teşhisi konulmamış pek çok narsistik kişilik bozukluğuna sahip bireyden sadece birini temsil ediyor. Kenan Baran; zengin ve nüfuzlu bir topluluğa üye, karşı cins tarafından idealize edilen ve buna da aşırı takıntılı bir karakter. Kenan’ın psikolojik yolculuğunda onun iç dünyasına indiğimizde kadınlara olan davranışının kökeninde annesinin ona karşı davranışının yattığını görüyoruz. Kenan; aslında yetişkinliği kabul edemiyor, yetişkin davranışlarının hepsini reddediyor. Çünkü o çocukken annesinin “kral”ı ve bilinçaltı hep o günkü gibi kalmak istiyor ve onu zorluyor. Hayatına aldığı ve yakınlık hissettiği kadınlara baktığımızda hep ona annesi gibi sık sık kral olduğunu hatırlatmış, bir ilişkide alma-verme dengesinde terazinin ölçüsünü hep kaçırmış kadınlar olduğunu görüyoruz. Ancak bu kadınların da Kenan ile birlikte bir içsel yolculuk yaşadıklarını ve yıllarca fedakarlıkla büyüttüğü evladının artık yetişkin olduğunu görmek ister gibi bir süre sonra Kenan’dan yetişkin davranışları sergilemesini beklediklerinde yaşadıkları hayal kırıklarına şahit oluyoruz. Kenan iyileşiyor ve büyüyor hikayenin en sonunda, ancak büyüdüğünde artık hayatın son deminde oluyor. Bütün çevresinin onu bıraktığını, başarı ve güce sahip olmayan bir bireye insanların nasıl acımasız davrandığını görüyor. Her düştüğünde koştuğu insanlardan tekme yiyor. Kitabın gerçek bir hayat hikayesi olduğunu biliyoruz. Kenan iyileşiyor ama çok geç. Peki gerçekte Kenanlar iyileşiyor mu, yoksa
Kral KaybederseGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 201521,8bin okunma
...Sonra bir daha göremedim onu.
9/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
152 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 19:43
...Sonra bir daha göremedim onu. Onun ilk aldığım kitabı "İçinizdeki Öküze Oha Deyin!" adlı eseri olmuştu. O vakitler kitabı alıp okumamış olabilirim. Nedense yıllar sonra bir reels videosunda 14 yıl sonra bir kitap yazdığını görünce hatırladım Bülent Akyürek'i. Hemen kitabı inceledim ve kapitalist sisteme karşı bir manifesto romanı olduğunu hissedip sipariş ettim. Kitaba başladım belli bir yere geldim ve nedense kaldı öyle. Kitaplığımda (Ki evin koltuk bazasının içine doldurulmuş vaziyette...) bir kitaba bakarken "İçinizdeki Öküze Oha Deyin!" kitabı geçti elime ve önce onu okudum. Kitabı okuduğum sıralarda yeni röportajlarını izlerken kenarda çıkan önerilerle eski bazı eski videolarını izlemeye de başladım. Bir gün bir videonun yorumlarına göz atarken "Allah rahmet eylesin" mesajını görünce şok oldum. İçime bir şey oturdu neden bilmiyorum ama çok üzüldüm. Keşke ölmeden bir defa sohbet etme imkanım olsaydı dedim. Geriye Doğru İleri kitabını okudum ve ardından Satılık Adam'ı. Herkesin her şeyi ölümüne istediği, elde etmek için canına dişini taktığı bu dünyayı elinin tersiyle itmekten bahseden bu adamı çoğu kişi elbette anlayamaz. Bence o hastalıklarla geçen ömründe farklı bir frekansa girmeyi başarmış ve sonsuz olanın peşine düşmüş ender şahsiyetlerden biriydi. Satılık Adam kitabı bir roman evet ama daha çok insana kendini sorgulatan bir monolog gibi. Bu kadar uzun olmayabilirdi belki daha konsantre hale getirilebilirdi kitap ama hastalıklarla boğuşan yazarın 14 yılda yazdığı bu metinleri belki de son bir kez elden geçirme fırsatı bile olamamış olabilir. Ama her halükarda okunası ve içinden mutlaka pay çıkarılması gereken güzel bir roman. Kendi deyimiyle, belki de bir dünya klasiği olur kim bilir? Romanın sonlarına doğru "Bir insanın değerinin anlaşılması için en
Edebiyat
Satılık AdamBülent Akyürek · Ketebe Yayınları · 2025152 okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2026 14. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 18:29
Kitabı başından sonuna, trafikte seyir hâlindeki bir arabaya benzettim: dur-kalk, dur-kalk… Çoğu bölümü sıkıcı ve gereksizdi; bunu söylemek bana göre en makul değerlendirme olur. Kısa bölümleri ise can alıcı derecede heyecan vericiydi. İşin ilginç tarafı, Fransız edebiyatında intiharlar nedense hep tren raylarında gerçekleşiyor. İnsan biraz daha vizyon, biraz daha yaratıcılık bekliyor. :) Kitap, kurgusu gereği iki konu etrafında dönüyor: kadın cinayeti ve ihanet. Bunun üzerine bir de felsefi bir akımın güzellemesi yapılmış ve bu düşünce okuyucuya aktarılmaya çalışılmış gibi hissettirdi. Günümüzde yazılmış olsaydı, herhâlde tecavüzcülerin, sapıkların ve sadist ruhlu insanların feyz alacağı bir kitap olurdu. İnsan, sevdiğinden emin olmak için sevdiği insanı öldürmek ister mi? Bir insanın, sevdiği kişiyi öldürme düşüncesi karşısında ağzı sulanır mı?
Hayvanlaşan İnsanEmile Zola · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,970 okunma
8/10
·152 syf.··
2026 5. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 09:07
Japon edebiyatından okuduğum kitaplarda konu o olmasa dahi arka planda hep bir yalnızlık teması oluyor ve genelde karakterlerle aramda hep görünmez bir duvar var gibi hissediyordum ama bunda nedense öyle hissetmedim aslında hikaye karakterimizin absürt bir yalanıyla başlıyor ama nedense her şey normalmiş gibi garipsemedim hiç dlemlgrölh Kitap boyunca kadınların çalışma hayatındaki ve ebeveynlikteki görünmez ve kanıksanmış yüklerine, artık fark edilemeyecek kadar alışılmış ama hala acıtan yalnızlık hissine,birbirimizle konuşmanın gerekliliği gibi birkaç farklı konuya direkt ve dolaylı olarak değiniliyor ve şahsen hiç sıkılmadan, ilgiyle ve empati yaparak okunabilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum Kitabın bir yerinde de karakterimiz eskiden yaptığı bir Türkiye gezisinden bahsediyor öyle birden okumak güzeldi, Japon edebiyatından okuyup da sevdiğim bir kitap oldu zaten kısa hemen yormadan bitiyor
Boşluğun GüncesiEmi Yagi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025229 okunma
Reklam
Reklam