Arkasından derin bir nefes çekerek şu şiiri söyledi; Mezarımdan doğrulacağım günü ve mahşere varacağımı düşündüm Dört köşelik çukurumdaki ikamet süremi, Yapayalnız ve tek başıma, nice izzet ve mevkiden sonra Günahımın ve toprağımın tutuklusu olarak, onunla baş başa hesaplaşmam üzerinde eni boyu düşündüm. Ve amel defterim verildiği zamanki hâlimin perişanlığını. Fakat ümidim sendedir, Rabbim, yaratıcım! Umarım ki, ey Allah’ım sen bağışlarsın günahkârı!
Sayfa 38 - Çelik Yayınevi
Kimi zaman yaşadığım mutluluk nedeniyle derin bir hüzne kapılıyordum çünkü iyi biliyordum ki, sürekli olamazdı bu mutluluk. Rahatlık ve ferahlık içinde nefes alıp vermek bana göre değildi, bana acılar ve telaşlar gerekiyordu. Öyle seziyordum ki, günün birinde bu güzelim düşlerden uyanıp kendimi yine yalnızlıkların kucağında bulacak, başkalarının dünyasında, beni salt savaşın ve tek başınalığın beklediği, huzurun ya da yaşama katılmanın söz konusu olmadığı soğuk bir dünyada yapayalnız kalacaktım.
Sayfa 190·Kitabı okudu
Reklam
Nasıl bir ruh hastasısın
Donmak ya da nefes almakta güçlük çektiğim bir derin dondurucunun içine kapatılmak değildi beni ağlatan. Yanımdaki şeylerdi... Yanımda ölü, dondurulmuş hayvanlar vardı. Onların arasındaydım, üstündeydim, onlara temas ediyordum. Buradaki tek canlı bendim ama onlar gibi ölmüş olmayı dilemediğim tek bir an yoktu.
Sayfa 219 - Poyraz·Kitabı okuyor
Hep birileri değerimizi anlasın, bizi fark etsin diye yaşıyoruz..
Değer alması gerektiğini zanneden ya da değerinin fark edilmesini bekleyen kurbanlar. Yaşamıyorlar, çırpınıyorlar. Boğuluyorlar çünkü, nefes bile alamıyorlar. Çırpınırken nefes alınamaz Lara. Nefes akıştır.
Sayfa 135 - Mona Kitap·Kitabı okuyor
Öyleyse az vakit kaldı dünyada. Çünkü her şey keşfedilip kalıplaşınca, yumuşak gözlerinin cilâsına ve derinin üstündeki kumral tüy stepine el sürmüş olmayacağım bile. Her şey bilinince, yaratılınca ve yeniden harap edilince, bakışlarının labirentinde yine de baştan çıkarılacağım. Ve nefes yolundan çıkan hıçkırık beni şaşkına döndürecek, başka hiçbir şeyin döndüremeyeceği kadar. Bu nedenle de iskeletini daha iskelet olarak kucaklamak ve kemiklerini saran zincirin şakırdadığını işitmek istiyorum sonrasızlık gününde. Ve çürümüş yüreğinle, kendisine dönüşmüş olacağın avuç dolusu tozu, dağılmış ağzıma doldurup onunla boğulmak. Ve hiçliğini kendi hiçliğimin boyunduruğu altında tutmak. Tüm günlerin sonuna kadar yanında bulunmak ve seninle birlikte yuvarlanmakta olduğum sonsuz derinliğin dibine varmak istiyorum.
Ben yaşadım mı be…
Ben yaşıyor muyum, yoksa sadece nefes mi alıyorum?
Sayfa 16 - Elma Yayınevi·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam