Bir gün uyanıp onu yine burada,yanımda bulucağımı düşünmeden edemiyorum; zaman bir şekilde büzüşücek ya da ikiye katlanacak ve onun yaşadığı, nefes alıp verdiği ânageri döneceğiz sanki.
Sayfa 88·Kitabı okudu
Bana artık programımı sormayın: Nefes almak programdan sa­yılmıyor mu?
Sayfa 51
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Umut onu ayakta tutuyordu, son bir nefes gibi…
Kısır aklın acizliği ve çaresizliğiydi bu. İmanı akılla tartmaya çalışıyordu çünkü. Kalbin, gözün, kulağın, parmağın yahut ruhun, mekanın, zamanın, rengin, şeklin birer mucize olduğunu düşünmüyor da gülümden mucize istiyor, şüphelerine ispat arıyordu. Her zerresinde hayran olunacak şu alemin karşılıksız sunduğu mucizeleri içinde nefes alıp verenler, olurlara bakmayıp olmazı istiyorlardı. Olup bitmişlerin olmazlık ihtimalini akıl etseler mucizeyi anlayabileceklerdi ama küfrün azgın akılları hep imkansızın talihlisi kesildiler.
Sayfa 246·Kitabı okuyor
Alıntı
Tesir
​“Bombardımanımızın tesiri dehşet vericiydi. Bir adam bana daha önce hiç bu kadar çok ölü görmediğini söyledi.” Savaş Muhabiri. ​“Daha önce hiç bu kadar çok ölü görmemişti.” Sarı gün ışığında uzanmışlardı onlar, o ise küfrederken Ve nefes nefese, bir zamanlar yol olan yer boyunca O bitmek bilmeyen bomba yükünü sürüklerken. “Ölüler ne kadar da huzurlu.” Kimin fikriydi bu aptalca lâkırdıyı birinin kafasına sokmak? “Daha önce hiç bu kadar çok ölü görmemişti.” Bu kıvrak kelimeler beyninde aşağı yukarı dans ediyordu, Cesetler yağmurun altında zıplayıp oynaşırken. Hayır, hayır; artık saymayacaktı onları... Ölülerin acıyla işi bitti: Boğuldular; bir daha hayata dönemezler. Geçen hafta Dick öldürüldüğünde tıpkı böyle görünüyordu, Alevli patlama onu yere serdikten sonra, Ateş basamağı boyunca bir balık gibi çırpınarak... “Kaç ölü mü? Ne kadar istersen o kadar, Sayma onları; çok fazlalar. Kim alır benim güzel, taze cesetlerimi, iki tanesi bir kuruşa?”
Ezanın kelimeleri
Bin dört yüz küsür senedir, günün en özel beş ayrı vaktinde okunup, göklerin güzel yüzünde aşılayıcı bir rüzgâr, nefes aldırıcı bir bâd-ı sabâ gibi tazelendikçe, İslam'ın bütün insanlık için gelmiş mesajını en öz, en net, en berrak, en anlaşılır bir ifade ile âleme ilan eder. Allahu ekber! Allahu ekber! Allahu ekber! Allahu ekber!