Od
"Su cihan mülkünü Kaf'tan Kaf'a tuttun, bütün cihan malini bir zar ile üttün tut. Süleyman tahtina oturup, cinlere ve devle. re hükmettin, Firavun'un ve Nusirevan'in zenginliklerine sahip oldun tut. Üstüne bir de Karun'un hazinelerini ekle-din, agizda cignenmis bir lokma olan su dünyay dahi yut-tun tut. Ömür bir ok, zaman bir yay, bir el o yayi germis, sen o yayi attin tut. Aldigin her nefes, keseden akmakta olan bir kum tanesi, kese ortalanmis ve sen kumu tüket-tin tut."
TOPLANIN YENİ EŞLERİMİZ VAR
"Bunun ne anlama geldiğini biliyordum, ne olduğunu bilmemene rağmen seni korkutmak isteme­dim. Gerçeğe hazır değildin... henüz değil.” Ağzı kurumaya başladı. Cassian, “Söyle” diye homurdandı. “Hayır.” “Söyle. Tanıştığımız andan itibaren tahmin ettiğim şeyi söyle,” diye nefes verdi. “Seni ilk öptüğümde bildiğim şeyi. Gündönümü gece­sinde aramızdakiler kırılamaz hale geldi.” “Tanrı aşkına, ben senin eşinim!” Cassian, nehrin karşısındaki insanlann duyabileceği kadar yüksek sesle bağırdı. “Sen benim eşimsin! Neden hâlâ bununla savaşıyorsun?”
Cassian ve Nesta·Kitabı okuyor
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
ağlıyorum..
'Neden? Neden bunu yaptın?" dedi Dante kesik kesik nefeslerle. Duman gözlerini yakıyordu ama akan her yaşın sorumlusu duman değildi. "Her anıyla," dedi Beau ezberlemek ister gibi Dante'ye bakarken. Bir an durdu ve hırıltılı bir nefes aldı. Dante onun sözünü tamamlayamayacağını düşünerek hıçkırdı. Hayır, hayır, hayır. "...her yarasıyla...sen buna değerdin dedi Beau buruk bir gülümsemeyle.
Alıntı
Gwyn bitiş çizgisine ulaştığında, kanlı, nefes nefese ve çılgınca sırıtarak, camgöbeği gözleri güneşli bir deniz gibi parladı, sadece hırpalanmış elini Azriel’e uzattı. “Eee?” Azriel basitçe, “Ödülünüzü zaten aldınız,” dedi. “Kan Ayini Seçmelerini geçtiniz. Tebrik ederim.” Gwyn şaşkına döndü. Nesta ve Emerie durdu. Ama Gwyn ona, “Onları bu yüzden mi davet ettin?” diye sordu.
Alıntı
Scherzhauserfeld Mahallesi
Kısacası yaşamları, öldükleri güne kadar hastalık ve suç arasında durmadan gelip gitmekten başka bir şey içermiyordu. Daima bir suçlama mekanizması içinde varlık gösteriyorlardı, biraz rahatlamak ya da nefes almak için herkesi ve her şeyi suçluyorlardı; Tanrıyı, dünyayı, birbirlerini... Hepsi de ölümcül bir hastalık olarak suçlama ve suçlanma çılgınlığı içinde varlığını sürdürüyordu. Parçalanma ve mahvolma dışında bir şeyleri yoktu, hayatlarını yalnız bunlarla sürdürüyorlardı, birbirlerini de karşılıklı olarak ve aralıksızca parçalayıp mahvediyorlardı. Yaşamları umutsuzluğun ölümcül yoğunluğuyla doluydu; hem erkekler hem de kadınlar hastane, tımarhane ve hapishanelere sığınıyordu. Önceleri, bazı müşterilerin saldırgan tavrını anlamamıştım, iyi ya da kötü olarak nitelendirmiyorum, sadece anlamamıştım. İki taraflı bazı laflar, çok anlamlı yorumları, değişik kullanımları vardı; ama birkaç gün geçince neden ve nasıl söz ettiklerini kavramıştım. Şehirdeki insanların asla açıkça konuşmadığı şeylerden söz ederlerdi. Bu açık sözlülüğün de neden daha çekici ve duyarlı olduğunu, hatta diğerlerinin sahtelikleri ve ikiyüzlülüklerine göre kulağa daha güzel geldiğini anlamıştım. Scherzhauserfeld'de, ahlaka aykırı denilen söz ve deyişlerin yüzlerce çeşidini kısa sürede öğrendim. Bu insanlar hiçbir sözü esirgemiyordu. Onların bu açıklığına alışmam için birkaç hafta yeterli olmuştu, hatta zamanla bunlara ben de yenilikçi katkılarda bulunmuş, kendimi geri çekmemiştim. Burada, evde hiç yapamadığım şeyi yapabiliyordum, kendimi Scherzhauserfeld Mahallesi'nin zengin hayal gücüne bırakmış ve özgürleşmiştim. Kendimi bir kez kilerdeki gündelik sohbetlere ve konulara alıştırınca bir daha geriye bakmadım.
Sayfa 30·Kitabı okuyor
Susarak da Haklı Kalabilirsin
Bazen konuşmak pes etmek ya da kaybetmek değildir tam tersine bazı şeyleri söylemenin hiçbir şey değiştirmeyeceğini anlamaktır insan bir yerden sonra susması vazgeçmekten değil olgunluktandır. Hatırlayın bir zamanlar her şeyi açıklamak isterdik kendimizi anlatmak yanlış anlaşılmamak kalbimizin niyetini göstermek çünkü sanırdık ki doğrularımızı anlatırsak her şey yoluna girer ama hayat öğretiyor insana "her doğru her kulağı aynı şekilde gitmez" bazı insanlar duymak istemez bazı kalpler sen ne kadar anlatsan da anlamaz ve sen bunu fark ettiğinde susmayı seçersin artık ikna etmeye çalışmazsın kendini savunmaya haklı çıkmaya ispat etmeye uğraşmazsın çünkü bilirsin bazen sessizlik en güzel cevaptır susmak aslında kendini koruma biçimidir tepki vermek yerine nefes alırsın kırıldığın anda hemen konuşmak yerine önce içinde dinlenirsin. Sessizlik bastırmak değil kendi içinde dengeyi kurmayı seçmekte susmak geri çekilmek değildir susmak söylenmesi gerekeni artık kendi içinde bilmek demektir Bir şeyi içinden çözmeyi öğrendiğinde dışarıda tartışmanın anlamı kalmaz zamanla fark edersin ki her kavgadan Galip çıkmak gerekmez bazı savaşlar kazanarak değil hiç girmeyerek huzur verir.
Sayfa 68·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce