Ben: "İçimde tarif edemediğim bir boşluk var."
Psikolog: "O boşluğu hemen doldurmaya çalışmayın. Bazen sadece o boşlukla yan yana oturmayı, onunla birlikte nefes almayı öğrenmek gerekir."
Gözlerinde onun gözleri varsa
En karanlıklarda bir yıldız yanar söner
Onun gözlerini hatırlarsın
Boğazına bir şeyler düğümlenir
Ne zaman umutsuzluk sarsa içini
Ne zaman çaresiz ve yalnız kalsan
Aklına onun gözleri gelir
Bir deniz feneri gibi karanlıklarda
Bir yanar bir söner
O en uzaklardaki yıldız misali
Nereye baksan gördüğün o
Şiirin o
Düşüncen o
Türkün o
Dilinde, dudağında, başında onun gözleri
Yorgunluktan kapansa bir an gözlerin
Yine ışıl ışıl
Düşünde onun gözleri
O sevilen gözler bir pınar gibi
O sevilen gözler dupduru, derin
İpekten okşayışlarla en serin
Yaz akşamlarında esen rüzgâr gibi
Yeter gözlerine değse gözlerin
Ölümsüz yaşarsın Tanrılar gibi
O sevilen gözlerdeyse gözlerin
İlk ışık sabahları pencerende
Sonra bütün bir günün aydınlığı
Gördüğümüz en erişilmez güzellik
Tanrı'nın bir yazarcasına yarattığı
Geceleri ay ışığı denizlerimize vuran
"Senden büyüğüm artık. Sen ölünce yaş alamadın. Ama dünya dönmeye devam ediyor, abla. Ben, senin beni terk ettiğin yaştan daha büyüğüm. Ve büyümekten nefret ettim. Sensiz nefes alıyor olmaktan nefret ettim."
"Benim zihnimle mi oynuyorsun?" diye sordu doğrudan konuya girerek.
"Uzun zamandır oynamıyorum," diye cevapladı Elara. Gözleri dalgındı.
"En son ne zaman yaptın?"
"Düğün gününde."
Coriane irkilerek gözlerini kırpıştırdı. Çok uzun süre önce. "Ne? Ne yaptın?"
"Düşmeni sağladım." Elara'nın yüzünden belli belirsiz bir gülümseme geçti. "Elbisene takılıp düşmeni sağladım."
"Sadece... bu kadar mı?"
"Evet."
"Peki ya rüyalar? Kâbuslar?"
Elara hiçbir şey söylemedi. Çünkü söyleyebileceği hiçbir şey yok, diye düşündü Coriane. Ağlamamak için kendini zor tutarak derin bir nefes aldı.
Bu korkuların hepsi benim. Daima öyleydiler. Daima da öyle olacaklar. Saraya gelmeden önce de sorunluydum ve bu kadar zaman sonra hâlâ sorunluyum.
"İçeri gir," diye tısladı sonunda. "Bunların hiçbirini hatırlama." Ardından arkasını dönerek, Elara'yi kontrol altında tutmak için çaresizce ihtiyaç duyduğu göz temasını kesti.
“O yanımda olunca, yalnızlık denen o somut duyguyu bir süreliğine unutabiliyordum. O benim bulunduğum dünyanın sınırlarını genişletiyor, derin derin nefes almamı sağlıyordu.”