Ben: "İçimde tarif edemediğim bir boşluk var." Psikolog: "O boşluğu hemen doldurmaya çalışmayın. Bazen sadece o boşlukla yan yana oturmayı, onunla birlikte nefes almayı öğrenmek gerekir."
​"Bazen sadece birinin beni sımsıkı kucaklamasını ve 'Hiçbir şey yapmana gerek yok, sadece nefes alman bile yeterli' demesini duymaya ihtiyacım var."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Gözlerinde onun gözleri varsa En karanlıklarda bir yıldız yanar söner Onun gözlerini hatırlarsın Boğazına bir şeyler düğümlenir Ne zaman umutsuzluk sarsa içini Ne zaman çaresiz ve yalnız kalsan Aklına onun gözleri gelir Bir deniz feneri gibi karanlıklarda Bir yanar bir söner O en uzaklardaki yıldız misali Nereye baksan gördüğün o Şiirin o Düşüncen o Türkün o Dilinde, dudağında, başında onun gözleri Yorgunluktan kapansa bir an gözlerin Yine ışıl ışıl Düşünde onun gözleri O sevilen gözler bir pınar gibi O sevilen gözler dupduru, derin İpekten okşayışlarla en serin Yaz akşamlarında esen rüzgâr gibi Yeter gözlerine değse gözlerin Ölümsüz yaşarsın Tanrılar gibi O sevilen gözlerdeyse gözlerin İlk ışık sabahları pencerende Sonra bütün bir günün aydınlığı Gördüğümüz en erişilmez güzellik Tanrı'nın bir yazarcasına yarattığı Geceleri ay ışığı denizlerimize vuran
Sayfa 276·Kitabı okuyor
Şiir
Bir kardeş düşünün, ablasından büyük...
"Senden büyüğüm artık. Sen ölünce yaş alamadın. Ama dünya dönmeye devam ediyor, abla. Ben, senin beni terk ettiğin yaştan daha büyüğüm. Ve büyümekten nefret ettim. Sensiz nefes alıyor olmaktan nefret ettim."
Sayfa 257·Kitabı okuyor
İnanmıyorum Coriane'yi o öldürdü
​"Benim zihnimle mi oynuyorsun?" diye sordu doğrudan konuya girerek. ​"Uzun zamandır oynamıyorum," diye cevapladı Elara. Gözleri dalgındı. ​"En son ne zaman yaptın?" ​"Düğün gününde." ​Coriane irkilerek gözlerini kırpıştırdı. Çok uzun süre önce. "Ne? Ne yaptın?" ​"Düşmeni sağladım." Elara'nın yüzünden belli belirsiz bir gülümseme geçti. "Elbisene takılıp düşmeni sağladım." ​"Sadece... bu kadar mı?" ​ ​"Evet." ​"Peki ya rüyalar? Kâbuslar?" ​Elara hiçbir şey söylemedi. Çünkü söyleyebileceği hiçbir şey yok, diye düşündü Coriane. Ağlamamak için kendini zor tutarak derin bir nefes aldı. Bu korkuların hepsi benim. Daima öyleydiler. Daima da öyle olacaklar. Saraya gelmeden önce de sorunluydum ve bu kadar zaman sonra hâlâ sorunluyum. ​"İçeri gir," diye tısladı sonunda. "Bunların hiçbirini hatırlama." Ardından arkasını dönerek, Elara'yi kontrol altında tutmak için çaresizce ihtiyaç duyduğu göz temasını kesti.
Alıntı
“O yanımda olunca, yalnızlık denen o somut duyguyu bir süreliğine unutabiliyordum. O benim bulunduğum dünyanın sınırlarını genişletiyor, derin derin nefes almamı sağlıyordu.”