• Hadi gökyüzüne bak ve içinden geldigi gibi samimane dua et, Dua etmek kalbimizdeki ağırlığı, kararmışlığı alip götürüyor sanki. Hani uzun süren ağlamaların sonucu derin bir nefes alıp 'oh be rahatladım' dersin ya dua ettikten sonra da o rahatlığı hissediyor insan çünkü "Dua eden adam bilir ki, birisi var ki onun sesini dinler, derdine derman yetiştirir. ona merhamet eder. Onun kudret eli herşeye yetişir. Bu büyük dünya hamında o yalnız değil: bir Kerim Zat var. ona bakar, ünsiyet verir...
    Risale-i Nur..🤲🏻🤲🏻
  • Sık sık okuyun sevgiyi mümkün olduğunca hayran kalın.
    Yalnızlık teselliniz olmasın.
    İnsanlığı yaratanına şikayet eden mazlumları unutma duada
    Çoğu insan yeterince hayran değil sevgiye.
    Dua ederek seversek, ikimiz birden sevinebiliriz.
    Ağır ağır fetheder yorulmamacasına bir nefes teheccüt vakti.
    Allah’ın üzerindeki nimetlerini hatırlayana aşk olsun.


    Aşk sahnesinde yalnız kalmak belki dündü.
    Ve rastladığım ayrık otu gibi insanları bilmiyorum gülistanda.
    Sevgilim neme bürünmüş, çıplak ağaçtan feryadı figan gelirken o geçip gitti.
    Gizli bedeni bu saatte sokakta yürüyor.
    G/özyaşı her insandan çıkmaz.
    Dost dediğin dosta götüren kaç tane dostun var.
    Allah’ın üzerindeki nimetlerini hatırlayana aşk olsun.



    Kimin göz hakkı var, kendi adımıyla kendinden uzaklaşanları tanıdıkça.
    Daha diri olman için kendinden arınırsan sana tutunanda kurtulmalı arkadaş.
    Boylu boyunca renk renk uzanmış amel temizliğinden uzak insanlar.
    Evlerinin üzerine yağıyor sokaklar pencereler boştu.
    Bir kefen bezi giymiş şehirler sığmıyor fezaya.
    Allah’ın üzerindeki nimetlerini hatırlayana aşk olsun.


    Göğsüne inşirah isteme, gönlünün tepeleri nefs sisi ile kapalı.
    En karanlık bedende soluğunu alıyor takva.
    Sevgi sokağın bomboş uzanıyorduk birbirimize sarılmış uyuyorduk.
    Uzak bir yaşamı var ahrar olanların insana.
    Bir duada istersek karşılaşabiliriz.
    Ve sevgili yola çıktı.
    Ama gene de mucize olan bir parça yaşam var.
    Allah’ın üzerindeki nimetlerini hatırlayana aşk olsun.


    Teheccüt vakti d/ar pencereden sevgili ona b/aksın.
    Ve yağmur mırıldanıyor.
    Karanlığın içine gömülmüş ehli aşkın dilinden dökülmüş dizeler.
    Mevlana’nın gönül sesinde, iki bedenin unuttuğu bir vefada şems kaldı.
    Dünya bir kapıdır, açıldığında göreceğin senindir.
    Allah’ın üzerindeki nimetlerini hatırlayana aşk olsun.



    Fakir olanın ülkesi olmaz, gönlü v/ardır.
    Gönlü olana tüm kainat dardır.
    İnsanlığı yaratanına şikayet eden mazlumun duasıda.
    Kanaat edenlerin feryadıda bizdendir.
    Mayamız birdir teheccüt vakti duada.
    Bilmez misin ki cevap vermemek de cevaptır.
    Allah’ın üzerindeki nimetlerini hatırlayana aşk olsun.


    Kalplerinde olmayanı dilleriyle söyleyenlerden olma gönül.
    Allah Teâlâ'nın ne zaman Cemâl'i tecelli etse hemen yanında Celâl'i tecelli eder.
    Görürsün, bir gül açılsa hemen yanında bir diken peydâ oluverir.
    O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun.
    Her günün derdi kendine yeter.
    Allah’ın üzerindeki nimetlerini hatırlayana aşk olsun.




    Her gün birbirini görmenin tadı başka.
    Teheccüt vakti kendinden ayrılıp duada sevgiliye kavuşmanın tadı bambaşka.
    İçime düşen ateş yakmıyor ki.
    Yüreğimdeki hasrete bir eğilip b/aksan.
    Bir an gelir, durur zaman.
    O Rahmet Kapısı'ndan, dünyaya devamlı bir ses gelir.
    Allah’ın üzerindeki nimetlerini hatırlayana aşk olsun.
    (Y.ed - Dilsiz Harfler Albümü)


    Engin Demirci Şiirleri © Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
    https://www.antoloji.com/...r-garib-coban-siiri/
  • Daraldığında,sıkıldığında,hiç doğmamış olmayı istediğinde İnşirah'ı oku.
    Madem ki ağızdan dökülen her şey tek tek kayda geçiyor,bazen de imtihanı çağırıyor.
    "Bela ağızdan çıkan söze bağlıdır," buyurmuyor muydu Allah Resul'ü?
    Bazı demlerde sükut etmek sakinleştirir.Sükuta ses olmak iyileştirir.
    Oku dedim.
    Eğ başını kalbine doğru İnşirah'ı oku.
    Gönlüne uzansın artık elin kolun.
    Nefes alsın artık bu dumanlar arasında.
    İzin ver kalbin rahatlasın.
    Sonra istediğin kadar ağla,yoktur ziyanı.
    Yetmiyor mu?
    Olmadı mı?
    Huzeyfe Mücahid | Kalbim Bu Asrın Dengi Değil
  • 144 syf.
    Mehmet Bey'in de kitap ile ilgili cümlelerinde ifade ettiği gibi yaşanan her olumsuzluk, her ızdırap beraberinde başka bir gözle bakabilmenin hususiyetini ve bilgeliğin hiçbir yolla elde edilemeyecek, enfüsi sırlarını getiriyor.

    Okuduğum bir önceki eserin bana sunduğu, insanın iç dünyasına dâir ipuçları, 'Yola Düşen Gölgeler'de adeta ete kemiğe büründü... Hiçbirşey boşuna değil, birbirini takip eden her anın bir diğerinden aldığı bir hikmet eli, eşsiz nizamı tesis edecek kudretli bir şifresi var şüphesiz..

    Eserde ki karakterlerin böylesine ustalıkla düşünülmüş olması bile bu postmodern romanın tanınması için çok önemli bir neden fikrimce çünkü böyle sağlam kurgulara tesadüf etmek artık çok zor.

    ***
    Aida Spahiç...
    Dünyada ki zulümlerin en kirli ve aşağılık olanı, masum insanları etnik kökenlerine ve inançlarına duyulan düşmanlıkla, hiç bir insanlık onurunu, hiçbir vicdani sorumluluğu tanımadan, vahşice silmeye, yok etmeye çalışmaktır. Ben çocuk yaşta iken boşnak bir kızın günlüğünü okumuştum, bir kitap mıydı, yoksa bir tefrika mıydı bilmiyorum ama her anımsadığımda acı ile sarsıldığım şu ki; Günlüğüne bir isim vermişti küçük kız ve onunla yakın bir dostu gibi konuşuyordu, çok ağlamıştım.Şimdi o günleri Aida'nın hikayesinde yeniden yaşadım ve gözyaşlarıma hakim olamadım.

    "Yaralı bir müslümanın acısını yüreğinde duymayan, kâmil mü'min olamaz" düsturunu taşıyabildik mi? Rabbim o insanlar değil asıl sınavda olan biziz diye avazım çıktığı kadar bağırmak istedim...

    Savaş dendiğinde, Amin Maalouf'un şu sözleri zihnime kazınmış âdeta...

    "Sonra oradan savaş geçti. Hiçbir ev, hiçbir hatıra hasarsız kalamadı. Her şey çürüdü: Arkadaşlık, aşk, adanmışlık, akrabalık, inanç, sadakat. Hatta ölüm. Evet, bugün ölüm bile bana kirlenmiş, bozulmuş gibi geliyor."

    ***
    Şükür ki, ruhunda babasının şehadet nişanı parlayan, insana insan olduğu için değer verecek tabipler yetişiyor hâlâ, bir derin nefes, bir kutlu inşirah...

    ***

    Kalbime bir düğüm atıldı bu gece Merve...Kendini kendinden kurtarabilmenin bir yolu olabilseydi, aşkın takâtsiz bıraktığı, idrakin silindiği demlerde, zehir gibi bir ayaz çöküverir ömrüne...

    Ve sükûn...
    ‘Aşk’ nice bin yıl, hüsranın gölgesinde kanatları yanmış bir duadır...
    Akıl tenle yarışır, ten akıl ipliklerinden koparır söker safayı…
    Sefildir karanlığın ince parmakları fersiz yığılır kalır kırılgan avuçlarına vefanın…
    Kursağında birikir seher rüzgarı, sırtını yalar geçer cinnetin gündüz rüyası…
    El etek tutuşur, göz evreni bir yalız ateşin kuytusunda unutur…
    Susulur ve duyulur incesi sızının…

    ***
    Abdullah Sami nezdinde, bu karakterin hayatımızda ki etkilerine değinmek istiyorum izninizle...

    Din, her alanda insanı çevreleyen, yörüngesinde yaşamsal bütün faaliyetleri -yakın ya da uzak- ama mutlaka kendi özçekimiyle belli bir mesafede bulunduran en hayati mefhum.O'nu kullanamazsınız çünkü size dair herşeyin merkezinde o varken, bu bir kum tanesinin denize kafa tutmasından farksızdır.Fakât onun varlığını kendi küçüklüğünüzle de yaralayamazsınız, içinizde fıtratınızdan gelen görüntüler vardır ve her defasında bozduğunuz simetrinin ağrısı kâlbinizde geri dönüşü olmayan aşınmalar yaratır...
    Dini bir araç haline getirmeye çalışmak ahmaklıktır, fakât bir de bu delilik yolunu tutanları, diğer hâkikât neferlerine emsâl gösterenler vardır.Oysa hiçbir çamur, toprağın bereketiyle örtüşmez, hiçbir zehir, köklerin şifasını dindirmez, hiçbir çukur, zirvenin derinliğini gidermez...

    Bana kalırsa bu eserden, 1000K ahalisinin de alacağı çok nâsihât var.

    Sorulursa şayet; hepimiz insanız...
    Vesselâm...
    ***

    İlyas...
    Uzak bir tarihin gölgeleri baş köşesine kurulmuş gibi hüzzamın, bir derinlik sonsuzluğa öykünen ve ağrıyan bir günün suskunluğuna eş, ziyası geceden de uzun, mehveş…
    Aysel...
    Kalem sürçtüğünde,dile nazarsız deger gözlerin
    Tambur kirpiklerinin kıyısızlığından yapılmıştır oysa,
    Sazende boşluğu kanatır durur…
    Ve Aşk...
    "Kalbim, sorarım sana,
    Aşk nedir söylesene.
    İki ruh ve bir düşünce;
    İki kalp ve onun bir atışı.”

    ***
    Eserde verilmek istenen, "İyi İnsan" portresi çok başarılıydı. İyilik, rıza-i İlâhiye erişme gayretidir zira Mevlâ 'nın hoşnut olduğu herşeyde nihayetsiz hayır ve iyilik vardır. Mazhar olabilmek duası ile...

    Evvelâ emek verdiği her etkinliği bir dostluklar ve hasbihaller meclisine çeviren, halaskâr ruhu ile bana güzelliği ve saflığı getiren Sevgili https://1000kitap.com/incierdem 'ye ve eseri İstanbul kazan ben kepçe söylemleriyle arayıp bulan ve bana bir kere daha mucizem olduğunu hissettiren eşime ve elbette bizi zamandan ve mekândan bir günlüğüne de olsa kurtaran, bu harikulâde eseri, ûslubu ve bilgisiyle ölümsüzleştiren Mehmet Yılmaz Bey'e yürekten teşekkürler...

    Ah Ferah ablacım, kulplu bile olsa artık bütün fincanların kulpunu diğer tarafa çevirip öyle içeceğim, bu da bizim selamımız olsun, içim acıdı, milletçe nasıl güzelsiniz...

    Kâlbinize hürmetle...