Sensin beni en onulmaz yerimden vuran,
Fakat sensin yine boş ömrü dolduran...
Bu çılgının senden başka muini var mı? ..
Gitme... Beni senden başka kimse anlar mı? ..
Gözlerimi sen ki başka bir ufka açtın...
Nerdesin ya? .. Nerdesin ya? .. Ah neden kaçtın? ..
Yapyalnızım... Etrafımda yok senden bir iz...
Odam sessiz... Dışarda yağan kar sessiz...
Bu geceler dayanılır gibi değil ki...
Ey şimdi bu satırları okuyan bil ki:
Istıraplar yüz katlı kış gecelerinde...
Fakat kızgın yanardağlar çıksa bağrımda,
Senin için ben her derde katlanırım da
Derim ki: 'Bu gecelerin ızdırabiyle,
Ben ağlasam, harap olsam, çıldırsam bile;
Sen ateşli vücudunla ısınan rahat,
Yatağında bir rahibe saffetiyle yat...
Yat ve uyu! .. Bu tatlı kış gecelerinde...'
Her Söz acıda sınanır; Ama parıldamaz acı, kuyuların dibindedir, incirin sızan balında: kaç yağmur, kaç kar gerekti; lodos ve poyraz nasıl da sarstı gecenin ve tanın uykusunu: Ey iğvanın ve ölümün siyah afyonu "kulağıma bu zehri akıtan kim?"
diye sordun, ben de sabahın serinliğinden doğdum ey borayı andıran Hayalet!
Nerdesin alacakaranlığın Nemesis'i?