Bütün bunlara bir de mutlak komiğin en ayırt edici özelliklerinden biri olan kendi kendinin farkında olmamayı eklemek gerekir. Bu sadece maymunlarda olduğu gibi ciddiyetin temel bir rol oynadığı komik hayvanlarda ve daha önce sözünü ettiğim kimi antik heykel karikatürlerde değil, aynı zamanda bizi müthiş eğlendiren, oysa genelde zannedildiğinden çok daha az güldürme amacı taşıyan Çin’in ucube heykelciklerinde de net bir şekilde görülür. Bir Çin putu her ne kadar bir saygı nesnesi olsa da, hacıyatmazlardan veya şömine üstüne konan gülünç Uzakdoğu biblolarından farksızdır.
“Mercedes,” diye tekrarladı Monte Cristo, “Mercedes! Tamam o zaman! Evet, haklısınız, bu ismi telaffuz etmek hâlâ hoşuma gidiyor ve işte uzun süredir ilk defa dudaklarımın arasından net bir şekilde çıkarak yankılanıyor. Ah! Mercedes, isminizi melankolik iç çekişlerle, kederli inlemelerle, umutsuz hırıltılarla telaffuz ettim, isminizi, soğuktan donarken, zindanımda samanın üzerine çömelirken, sıcaktan kavrulurken, hücremin döşemeleri üzerinde yuvarlanırken telaffuz ettim. Mercedes, intikamımı almam gerek çünkü on yıl boyunca acı çektim, on dört yıl boyunca ağladım, lanet okudum; şimdi size şunu söyleyeyim Mercedes, intikamımı almam gerek!”