Spoi
“Mercedes,” diye tekrarladı Monte Cristo, “Mercedes! Tamam o zaman! Evet, haklısınız, bu ismi telaffuz etmek hâlâ hoşuma gidiyor ve işte uzun süredir ilk defa dudaklarımın arasından net bir şekilde çıkarak yankılanıyor. Ah! Mercedes, isminizi melankolik iç çekişlerle, kederli inlemelerle, umutsuz hırıltılarla telaffuz ettim, isminizi, soğuktan donarken, zindanımda samanın üzerine çömelirken, sıcaktan kavrulurken, hücremin döşemeleri üzerinde yuvarlanırken telaffuz ettim. Mercedes, intikamımı almam gerek çünkü on yıl boyunca acı çektim, on dört yıl boyunca ağladım, lanet okudum; şimdi size şunu söyleyeyim Mercedes, intikamımı almam gerek!”
Sayfa 439 - Edmond Dantès·Kitabı okuyor
Alıntı
Biraz da bilim
Bunda gizemli bir şey yok, Doktor. Bildiğiniz üzere ışık bir enerjidir ve uzayda süzülen herhangi bir obje ister tohum kapsülü ister başka şey olsun, kesin olarak ışığın kuvvetiyle itilir. Işığın, oldukça net ve ölçülebilir bir kuvveti vardır; kütlesi bile vardır. Bir dönüm çiftliğin üzerine vuran güneş ışığının kütlesi ister inanın ister inanmayın birkaç tondur.
Sayfa 149
Bilim
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
AŞKA BAKIŞ'LAR !
Yaban kabilelerin aşk kavramı modern toplumlarınkinden farksız. Polinezya'nın Cook Adalarında yaşayan Mangaia kabilesinde "aşk için ölmek” anlamına gelen bir kelime dahi var. Halk müziğimizden sanat müziğimize, pop müziğimizden arabeske, şarkı ve türkülerimizin neredeyse tamamına yakını romantik sevgiyi anlatıyor. Yaşamış olsak da olmasak da hepimiz aşkın ne demek olduğunu biliyoruz ancak sevginin ve aşkın ne demek olduğunun açık ve net bir tanımını bulmakta zorlanıyoruz. Sophokles "bu dünyanın yükünden ve acısından bizi kurtaran tek bir kelime var, o da sevgi” diyor. Platon ise "aşkın dokunuşuyla herkes bir şair olur" diyor ama daha sonra aşkı "zihinsel bir hastalık" olarak tanımlıyor. Bilim insanlarının gözünde ise aşk "kimyasal, bilişsel ve amaçli davranış bileşenleri olan karmaşık ve ödüllendirici bir duygusal durum" veya "memeli beyninin eş seçim sistemidir".
Kısa ve net.
Söz uzadıkça safsata çoğalır.
Sayfa 148 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Himmler, 1944 Mayıs'ında bir Nazi valileri toplantısında Yahudi kıyımı üzerine șunlanı sõylüyordu: "Sizlerden burada sövleyeceklerime sadece kulak vermenizi ve üzerinde konuşulmaması gerektiğini unutmamanızı rica ediyorum. Yakında şu soruyla karşılaşacağız: Kadınlar ve çocuklar ne olacak? Burada da gayet net bir çözüm bulmaya karar verdim. Erkekleri ortadan kaldırmak, ama çocuklarının ileride bizim oğullanlarımızın ve torunlarmızın karşısına çıkacak intikamcılar olarak büyümelerine izin vermek hakkını ķendimde görmüyorum. Ağır bir karar vermek ve bu halkı yeryüzünden silmek zorundayız." Himmler'e gõre bunu düzenlemek o zamana kadarki en zorlu görev olmuştu, ama insan yaşamı karşısında duyarsız kalan kalpsiz cellatlar ya da sinir çöküntüleri içindeki zavallılar haline gelmeden iki büyük tehlike arasından geçilmişti, Himmler gibi adamlar ne hissetmek gerektiğini bilirler ve gerçek tavırlanyla tam bir zıtlık içindeki duyguları kendilerine uydururlar. Bu tür konuşmalarla amaçlanan, bu katillerin "kalpsiz cellatlar" veya "zavallı" olma arasında bir seçim yapma şansları olduğu izlenimini uyandırmaktı. Dili bu şekilde kullanarak içinde hâlâ gerçek duygu artıkları barındıranların da kafaları karıştırılıyordu. Himmler çok örtük bir şekilde dehşetin yönünü, dehşetin yol açtıklarının kahramanlaştırılmasına çevirirken, birilerinin pes etmesi halinde etkin olması için suçluluk duygusunun gizli silahını ortaya çıkarıyordu. Kişinin içindeki işkenceyi atlatma "iradesi"ne sahip olmadığı "gerçek" sorun haline getirilmişti. Böylelikle herkesin, erkekliğin gücü trenine atlamak için uğraşmasını ve insani duygu olarak korudukları ne kaldıysa hepsinden vazgeçmesini sağlamayı amaçlıyorlardı.
Sayfa 69 - Çitlembik Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Hiçbir hissin kesin ve net çizgileri yoktur, duygular kimi zaman azalır, kimi zaman artar ve bu değişim kişinin elinde değildir. Bundan dolayı zaman içinde duyguların değişime açık olması inkâr edilemeyecek bir gerçek olarak karşımıza çıkar.
Sayfa 113 - Martı Yayınları·Kitabı okuyor