Puan vermedi·128 syf.··
2026 4. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2026 22:59
SUZAN DEFTER HAYATIM BENİM OLMAZSA ORTALIK MALI OLUR. Bir hayat nedir? Bir hayat nasıl yaşanır? Bir hayatın içine kaç hayat sığar yahut bir hayatı kaç kişilik yaşayabilir bir insan? Deneysel bir çalışma olan Suzan Defter, iki karakterin günlükleri üzerinden şimdiden geçmişe ve geleceğe bir mercek sunuyor. Kitabın günlük şeklinde yazılması olayların inandırıcılık seviyesini okur gözünden arttırırken iki karakterin aynı günü farklı detaylarla anlatması gerçeğin yeniden kurulmasına sebebiyet veriyor. Kitabın biçimsel manada edebiyat dünyasında bir ilke imza attığını görüyoruz. Sol tarafta erkek karakter Ekmel’in günlüğü, sağ tarafta ise kadın karakter Derya’nın günlüğü yazılı. Bu durum okuyucuları kitapta basım hatası olduğu yanılgısına düşürüyor. Halbuki yazar okuyucudan her daim açık bir bilinç ve aynı zamanda aynı hikayenin iki kişi tarafından farklı anlatımına şahitlik etmesini istiyor. Günlükler her ne kadar bilincin en açık ve en gerçek alanı gibi görünse de aslında insanın kendine en fazla oto sansür uyguladığı metin türüdür. Bilinç yaşadıklarını kağıda yazarken yaşanan anları tekrar kurar ve kurmaca olmayan bu metin kişinin mağduriyetlerini ve zaaflarını gördüğü bir alan yaratır. Günlük, Suzan Defter’de aslında bir iyileştirme, hayattan kaçma ve tarihin yeniden yaratımı etkisi olarak görülür. Ekmel karakteri günlüğüne hayata tutunmak için son bir şans olarak başlar. Günlüğünün sayfaları bittikten sonra ölmek ister. ‘’Bu defterler dolduğunda unutacak olursam seni; görün, uykuma gir, gülümse bana, hatırlayayım verdiğim sözü ölüm.’’ (s.8) Derya ise günlüğünü içinden çıkamayacak kadar derin duygularda boğulduğu için yazar. ‘’Bir kadın birdenbire günlük tutmaya başlamışsa, ya aşık olmuştur ya terk edilmiştir.’’ (s.9) Kitaptaki zamanlamalara bakarsak 12 Eylül, Kıbrıs
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,3bin okunma
10/10
·124 syf.··
2025 54. kitabı
"Bir tiyatronun galerisinde tanıştığım birisi,en iyi arkadaşım oldu.Bir tezgâhta tülbent dokuyan narin bir kıza aşık oldum. Onun ayaklarını ellerimin içine aldım." " Savaş zamanındaydık...Anam bir sabah ekmeğin üstüne belli belirsiz tereyağ sürmüştü .Bütün ömrümce bol tereyağlar sürülmüş ekmekler yedim.Fakat o günkü tereyağın sevincini duyamadım. " "Kimdim, neydim,kimi seviyordum?" Sait Faik’in Sarnıç kitabı benim için tam anlamıyla İstanbul’un eski sokaklarında dolaşmak gibi bir deneyim oldu. Deniz kokusu, insan sesleri, dar sokakların gölgesi… Hikâyelerin her satırında sanki adım adım şehrin içinde gezdim. Okurken sık sık şunu düşündüm: “Bu adam en küçük sahneyi bile öyle bir anlatıyor ki, sanki gözümün önünde yaşanıyor.” Hikâyeler sade ama inanılmaz içten; insanın hem kendine hem de çevresine farklı bir gözle bakmasını sağlıyor. Kitaba ismini veren ‘Sarnıç’ hikâyesi Bu hikâye özellikle aklımda kaldı. Sarnıç, bana göre çocukluğun masumiyetini, eski taş yapıların bile bir ruhu olduğunu hissettiren çok özel bir anlatı. Okurken anlatıcının o eski yapıya duyduğu hayranlığı, gizemi ve çocuk aklıyla içini bir dünyanın saklandığını düşünmesini çok sevdim. Sarnıç, biraz da geçmişe duyulan özlemi anlatıyor. Çocukken dev gibi gelen o yapı, yıllar geçse de duygusu hiç solmayan bir hatıra gibi duruyor insanın içinde. Kitabın bütünü ise birbirinden bağımsız ama aynı ruhu taşıyan kısa hikâyelerden oluşuyor. Sait Faik, her sayfada insanı ne kadar iyi gözlemlediğini hatırlatıyor. Balıkçılar, işçiler, sokakta karşılaşılan insanlar, adalar, martılar, deniz… Hepsi yumuşak bir sıcaklıkla anlatılıyor. Kimi hikâyeler gündelik hayatın içinden, kimi daha duygusal hatta yer yer masalsı. Ama ortak nokta şu: Sait Faik sıradan bir olayı bile öyle bir anlatıyor ki insanın içinde
Edebiyat & Roman
SarnıçSait Faik Abasıyanık · The Kitap · 20254,408 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Geçmişte neydim, şimdi ne oldum..
Puan vermedi·73 syf.·
2025 240. kitabı
Beni Bize Feda Ettim Yazarımız sanki geçmişte benimle birlikte yaşamış, aynı acılarılardan geçmiş gibi.. Kalbimde sakladığım ne varsa ortaya dökmüş.Bazı yazarlar insanın içini okur ya, işte bu da tam öyle; sanki sayfaların arasında benim gölgem dolaşıyor. Kitap,okuru hayatın gerçekliği ile baş başa bırakıyor. Okurken “Nasıl olur ya, ben de bunları yaşamıştım..Tam da böyle hissetmiştim,” diye kendimizi sorgularken buluyoruz. Bence bu, bir kitabın okuyucu ile kurabileceği en güzel bağ; insan kendini bir başkasının cümlelerinde görmekten hem ürküyor hem de tuhaf bir şekilde rahatlıyor. Meğer içimde ne kadar çok acı birikmiş. sayfalar aktıkça yaşadığımız hayal kırıklıkları, kayıplar, hüzünler ve küçük mutluluklar bir bir ortaya çıkıyor.Okurken bazı satırlarda kendini durdurup nefes almak istiyorsun, çünkü yazar tam kalbinin üzerine konuşuyor. Kitabı bitirdigimde kendi kendime şöyle dedim: Meğer ben ne kadar güçlüymüşüm.Ne fırtınalar atlatmış, nelerle mücadele etmişim. Kaç davadan galip, kaçından mağlup çıkmışım. Geçmişte neymişim,şimdi ne olmuşum… Ve bence bu kitabın asıl güzelliği şu: İnsanı sadece kendi yaralarıyla yüzleştirmiyor, aynı zamanda “Bu kadar yaşadım ve hala ayaktayım,” dedirtiyor. Bazı kitaplar bitmiyor; insanın içine yerleşip bir süre orada sessizce oturuyor. Beni Bize Feda Ettim tam da öyle bir eser.. Herkese tavsiye ediyorum. Daima sevgiyle kalın:)
Beni Bize Feda EttimSirya · Sirya Yayıncılık · 202412 okunma
10/10
·264 syf.··
2021 50. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2021 00:00
Üstad bu eserle sadece hayat hikâyesini anlatmıyor; ruhunun karanlıkta yanan odasını, “O” diye hitap ettiği manevi rehberiyle karşılaşmadan önceki ve sonra­ki benliğiyle hesaplaşmasını sunuyor. Çocukluğunun İstanbul’u, Çemberlitaş’taki konağının ağır havası, aile köklerinin bünyene yük ettiği sorumluluklar… “O”nu tanımadan önce Necip Fazıl’ın yolu, duvarların sesi gibi sessiz, gecelerin karanlığı gibi iç çekişlerle dolu. “O’nu tanımak” dediği şey, bir dönüm noktası: sadece inanmak değil, varlığının manasını onun ışığında bulmak demek. Arvâsî Hazretleri ile tanışmasıyla başlayan o içsel devrim, hayatını baştan yazdırıyor adeta okuyunca anlıyorsun ki “değişim” denen şey öyle bir an patlaması değil; bütün gece boyunca titreyen bir lambanın sabah ışığına kavuşması gibi. Kitap iki büyük bölümden kurulmuş: “O’nu Tanıyıncaya Kadar” ve “Tanıdıktan Sonra”. Bu iki bölüm arasında Necip Fazıl’ın ruhunda çizilmiş bir sınır çizgisi var öncesiyle sonrası arasında. Bir koltuğa oturmuş geçmişini izler gibi; eski benliğiyle vedalaşmayı, yeni benliğine adım atmayı anlatıyor. O süreç korkutucu, sancılı, yalnızlıkla örülmüş ama aynı zamanda umutla, içtenlikle dolu. Manevî rehberlik burada sadece bir öğreti değil, bir mucize denen şeyin kendisi oluyor. Arvâsî Hazretleri’nin sözleri, bakışı, hatta varlığı, Üstadın ruhunun belki de daha önce uyanmamış tellerinde titreşim yaratıyor. O’nunla tanıştıktan sonra dünyaya bakışı değişiyor sadece dış dünyaya değil, kendi iç dünyasına da ışık geliyor; gölgelerin içine saklanmış korkular, kırgınlıklar, inatla bastırılmış sorular yüzeye çıkmaya başlıyor. Kitabın üslubu sade değil ama abartısız; samimi ve içten. Muhtevâsı ağır, duygu tonu derin, itiraf gibi yazılmış bir hayat öyküsü. Necip Fazıl satır satır kendini soyuyor, perdeyi kaldırıyor; hata
Biyografi
O ve BenNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 202110bin okunma
9/10
·256 syf.··
2025 64. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 21 Eylül 2025 15:17
9/10 (spoilerli!) mary shelley'nin ruyasinda gorerek ilham alip yazmaya basladigi o eser... bana gore ayakta alkislanmalik bir kitap gercekten. yorumlarim tamamen subjektif olacak ama onun disinda da ne kadar basarili bir kitap oldugu su goturmez bir gercek zaten, ozellikle kitabin yazildigi yila bakildiginda shelley'nin muthis bir sey yarattiginda herkes hemfikirdir. henuz kurgularin fazla cesitlenmedigi yillarda, karanlik bir kurguyu boylesine guzel islemesi ve daha son donemlerde estetigi bir tur olarak begenilmeye baslanan karanlik edebiyatin bir turunu 1816-17'de yazmasi beni kendisine hayran birakti. kitap bilim kurgu turu olarak geciyor ama victor frankenstein'in o tarz bir bilim insani olmadigini, olsa da kitapta one cikan ozelliginin bu olmadigini dusunuyorum. canavarini yaratis surecinden sadece birkac kelimeyle bahsedilip geciliyor ve shelley'nin dikkatimizi vermemizi istedigi sey kesinlikle farkli. kitaba baslamadan once, daha once de frankenstein hakkinda cok sey duydugum ve birkac sey de izledigimden dolayi aklimda kitap hakkinda bir fikir olarak basladim ve bu fikir okudugum seyden cok uzak kaldi. yapilan uyarlamalarin ya da kitap hakkinda gecen bahislerin kitaptan bu kadar farkli olabilecegini tahmin edememistim... ve kesinlikle kitabin isleyisinin, havasinin ve yasananlarin cok daha iyi oldugunu dusunuyorum. oznel olarak, kitabin havasini cok cok begendim. yazarin kurdugu evrendeki manyakligin icinde kafalarimiz kesinlikle uyusmus diyebilirim. beyaz, mavi, gri tonlar; surekli caresizlik, olum ve hastalik; korku, keder, vahset, bir insanin bilincsizce yaptigi hatalarin bedelini odemesi ve geri donulemeyecek bir yolda her seyin mahvolmasi... victor frankenstein. genc, bilgiye ac, calismaya hevesli, mutlu biri baslarda. ama edindigi bilginin bir
FrankensteinMary Shelley · İthaki Yayınları · 202121,8bin okunma
Puan vermedi·332 syf.·
2025 56. kitabı
Bu kitabı okurken güldüm… ama öyle yüksek sesle değil. İçten, hafif acıyla karışık bir gülümsemeydi bu. Pucca tam da bunu yapıyor: seni güldürürken içini kanatıyor. “Ay Hadi İnşallah” bir kadının evlenme hayali gibi görünse de, aslında defalarca düşüp tekrar ayağa kalkmasının hikâyesi. Hem kendine hem aşka bol bol laf sokuyor. Ama o cümlelerin arkasında hep bir kırgınlık, hep bir “ben neydim, ne oldum?” duygusu var. En çok şu vurdu beni: “Ben bile kendimi sevmezken, bir yabancı nasıl sever?” Bu satır, bir gülüşün ardından tokat gibi geliyor. Dürüst, savunmasız ve çok tanıdık. Kitap boyunca sanki kendi iç sesimi okudum. Pucca bazen saçmalıyor, bazen güldürüyor, bazen düşündürüyor ama her zaman “bizden biri” gibi. Aşkı, yalnızlığı ve kadın olmanın çelişkilerini hem ti’ye alıyor, hem ciddiye. Keyifli okumalar… Ay Hadi İnşallah!
Duygu ve Düşünce
Ay Hadi İnşallah!Pucca · Okuyan Us Yayın · 20133,065 okunma