Seni Tanrı gibi değil, Tanrı kavramını Leylâ gibi seviyorum. Yoksa korkunç bir şey olurdu. Ömrümce; kıyamete dek elimi bile değdiremeyeceğim Tanrıyı neylerim ben?
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kerem çocuk yangında uyandı, çarıklarını giydi, yanına yönüne bakmadan kendini Deliboğadan aşağıya koyverdi. Yangın çemberinde kendisine bir delik bulup çeltik tarlasının kıyısına düştü. Çeltik tarlası boyunca nereye gittiğini bilemeden karanlıkta yürüdü. Gün açıldı. Kerem Deliboğaya döndü baktı. Deliboğa kapkara bir dumana batmıştı. Daha tarlalar yanıyordu. Herkesi, hepsini yaktılar, diye geçirdi içinden. Aaaah dedem, kılıcı da nasıl parlıyordu. Kılıcı da, kendi de yandı. Keşki şahini istemeseydim de, dedemin sözünü tutsaydım da, bu işler gelmeseydi başımıza, diye geçirdi içinden. Keşkiii... Ala şafakta, uzayan, uzayıp kopan bir parça da yalım gördü. Ata ne oldu acaba, kaçıp kurtuldu mu, diye de geçirdi içinden. Yönünü top ağaçlara döndü. Oradan otobüsler, otomobiller geçiyordu. Büyük yol orada olmalıydı. "İyi ki kaçıp kurtuldum. Ama neylerim ki bu zalim dünyada yanımda altı Arap atlı dedem olmayınca..."
"Ama o günden beri,
Yedi temmuz seksen iki
Ben, ben değilim.
Seni bir yerlerde sanmak,
Düşünmek,
Ummak,
Beklemek,
İnanmak, inanmaktı yaşamak...
Şimdi ben neylerim?"