Biliyor musunuz, kimi kez ben de kendimi, yaşamın gerçeklerine gözlerimi kapatıp onun yalnızca hayali yönleriyle yanılsamalarını görmeyi dilerken yakalıyorum. Bunlar yanlış, tümü yanlış elbette; ama bunlar karşısında mantığım bana yanlış, çok yanlış, yanılsamalar düşleyip yaşamanın insana en büyük zevki verdiğini söylüyor. Ve aslına bakarsanız, zevk de yaşamak karşısında kazanılan ücret. Zevk alamadan yaşamak değersiz bir eylem. Yaşamak için ter dökmek ve ücretini alamamak ölümden de beter. En fazla zevki alan, en çok yaşar ve sizin düşlerinizle yanılsamalarınız size, benim gerçeklerimin bana verdiğinden daha az rahatsızlık veriyor, daha fazla hoşnut ediyor sizi.
Sayfa 221 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Yan tarafımdaki yara izlerini gösteriyorum, sağ kalçama en yakın olanları.
"Ve bir böbrek," diye ekliyorum.
Parmakları yara dokusunun üzerinde geziniyor ama bir kez olsun gerilemiyorum.
Asit gibi hissetmek yerine, ilk kez bana dokunan iyileştirici bir merhem gibi
hissediyorum.
Dudakları omzuma değiyor.
"Başka?" diye fısıldıyor usulca, ellerini başka bir uzun yara izinin olduğu kıçımın kıvrımında gezdirirken.
Gözlerimi kapatıyorum. "Yüzüm. Şu anda orada kemikten çok metal var. Kemik yapısını eski haline getirmek için çok karmaşık, biraz da deneysel ameliyatlar yapıldı. Mucizeyi gerçekleştiren adam açıkçası bir dahi. Rusya'da yaşıyor ama sırf benim ameliyatım için Amerika'ya geldi. Para bir insanın hayatının sonucunu değiştirebilir."
Sadece bir yüz. Sadece bir yüz. Ama şekli bozulmuş olabilirdi. Bir canavara benzeyebilirdim. O zaman içim ne kadar çirkinse dışım da o kadar çirkin olurdu.