Her birimizde bütün geçmişi ve geleceği bilen, cümle hakikatler elinde tutan diğer bir benlik var.Fakat o kudretli sultan kat kat nikap altında gizleniyor, sır saklıyor.
• Gayet genç, tüysüz yeniçeri neferlerine "civelek" denilirdi. Civelekler sokağa, kadınlar, kızlar gibi yüzlerine bir nikap (peçe) koyarak çıkarlardı. Bir civeleğin sokakta peçesini kaldırıp yalnız yüzüne bakmak, bir kadına veya kıza yapılmış hareket gibi tecavüz sayılır ve buna cesaret eden derhal hapse atılırdı.
Gayet genç, tüysüz yeniçeri neferlerine "civelek" denilirdi. Civelekler sokağa, kadınlar, kızlar gibi yüzlerine bir nikap (peçe) koyarak çıkarlardı. Bir civeleğin sokakta peçesini kaldırıp yalnız yüzüne bakmak, bir kadına veya kıza yapılmış hareket gibi tecavüz sayılır ve buna cesaret eden derhal hapse atılırdı..
Sokağa indiğim zaman ortalık henüz alaca karanlıktı. Lodosa çeviren hava durgun ve ılık. Etraf o kadar sessizdi ki kendimi Ayazpaşa'da değil, Kaf Dağı'nın te-pesinde sanabilirdim. Varlık âlemi şu demde Yaradanın: "Ol!" buyruğu ile vücûda geliyormuş gibi heybetli bir sükût gökleri bürümüştü.
Kapı dibinde, yaya kaldırımında bir zaman hareketsiz kaldım, kendimi ve toprağı dinledim. Bana öyle geldi ki bir aralık ayı seherinde uykusuz geçen bir mukadderat gecesinden sonra şu kurşûnî ışık içinde sokakta dikilip duracağımı, varlık muammâsı sırlarının rûhumda çınlayacağını ben evvelden bilmiştim. Ve gene anladım ki hayatımızın gelecekteki bütün safhaları donmuş damlalar hâlinde mâneviyatımızda uyuklar; bütün tabiat olaylarının mevsimini bekleyişi gibi bu damlalar da bilmediğimiz yasalara uyarak zamânı gelince teker teker çözülür ve biz türlü türlü tecellîler karşısında kalırız. Kısacası: Her birimizde bütün geçmişi ve geleceği bilen, cümle hakîkatleri elinde tutan diğer bir benlik var. Fakat o kudretli sultan kat kat nikap altında gizleniyor, sır saklıyor.__
**Ey Turhan Tuna, yüksek mühendis ve mîmar... Otuz altı yaşındasın. Hayatta daldın çıktın, dört çevreye kulaç attın, feleğin çemberinden yağ gibi kaydın geçtin. Az gittin, uz gittin; dere tepe, düz gittin. Hele bir dur da arkana bak, çekinme îtiraf et: Bir çuvaldız boyu yol gitmişsin. Hayatın ciddî bir iş olduğunu, doğumda ölümde büyüklükler gizlendiğini, aşkın fânîliğini yenmeye, beden toprağını ölmez tanrı cevheri hâline getirmeye davranan bir özleme atılış olduğunu hiç düşündün mü idi? İşte kendi kendinden korkuyorsun. Görüyorsun ki aşk, senin damarlarını tutuşturup kemiğini iliğini erittikten sonra temele dayandı. Bu buhrâna daha ne kadar göğüs gerebilirsin, iki gün mü iki ay mı? Yoksa atelyeden lokantaya, Halk
Carullah; kadının hicabı (örtünme) erkekleri fitne ve fesattan alıkoymak için emredildiği Allah'ın adaleti ile izah etmesi durumuna aykırıdır der ve kendi ifadesiyle " İlmin ve imanın aydınlığında fitne olmaz. Varsa, fitne, erkeklerin gözlerinde, kalplerinde ve dillerinde bulunur. İlle de tedbir almak gerekiyorsa, erkeklerin gözlerine nikap, kalplerine adap, dillerine ikap lazım gelir"
...
“Hicap, kadınların yüzlerine ve vücutlarına ait değil, hürmetlerine ve hukuklarına dairdir. Örtünme, hiçbir zaman 'avret perdesi' olarak emredilmemiş, şeref şiarı, ismet ridası yahut hurmet ihramı olmak sıfatıyla farz kılınmıştır.”
Sayfa 13 - Otto yayınları (Mehmet Görmez- önsözün bir kısmı özet)·Kitabı okudu