Zahit, bize tan eyleme
Hak ismi okur dilimiz
Sakın! Efsane söyleme
Hazret'e gider yolumuz
Erenlerin çoktur yolu
Cümlesine dedik belî
Ko disünler bize deli
Usludan yeğdir delimiz
Muhyî! Sana ola himmet
Âşık isen câna minnet!
(Elif Allah, mim Muhammed)
Kisvemizdir dalımız.
islâm imiş devlete pâ-bend-i terakki
evvel yoğ idi işbu rivâyet yeni çıktı
milliyeti nisyân ederek her işimizde
efkâr-ı frenge tebaiyet yeni çıktı
eyvâh bu bâzîçede bizler yine yandık
zîrâ ki ziyân ortada bilmem ne kazandık
— ziya paşa
Bu zamana kadar hiç merak etmemiştim bu ünlü kitabı. Çok sevdiğim bir arkadaşımın kitaplığında görünce dedim ki, bu kadar çok adından bahsettiren bu kitap, ne anlatıyor olabilir? Ödünç alıp okudum ve aslında tahmin ettiğim gibi oldu, beğenmedim. Hiç profesyonelce yazılmış bir kitap değildi, edebi bir haz asla alamadım. Bana göre yazarın dili çok basit, çok ucuzdu laf yerindeyse. Klasik bir genç kurgusu diyebilirim, bir wattpad kitabından bu kitabı ayıran çok bir şey yok (Konu bakımından değil, üslup bakımından karşılaştırarak bu kanıya varıyorum. Konusunun da güzel işlendiğini düşünmüyorum gerçi) ve bir kez daha kalabalık kesimin zevklerine güvenmemem gerektiğini görmüş oldum. Hemen hemen hiç yanıltmıyorlar.
Ayrıca, anne frank'ın evinde geçen sahne çok, çok saygısızca ve utanç vericiydi. Bu sahnenin savunulma şeklininse "ama bu çocuklar kanserli ve ölecek, anne frank da ölmüştü zaten, güzel bir bağ kurulmuş" olmasını kabul edemiyorum.
İçsel motivasyonun en üst düzeyi, bir alışkanlığın kimliğinizin bir parçasına dönüşmesidir. Şunu "isteyecek" türde bir insan olduğunuzu söylemek başka bir şeydir, şu "olan" türde bir insan olduğunuzu söylemek bambaşka.