2/10
·264 syf.··
2026 12. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 19:03
Uzun bir aradan sonra okuduğum bir kitap hakkında düşüncemi yazmak istedim. Öncelikle Nobel Edebiyat Ödülü almış bir kitap olmasına şaşırdım; kitaptan içerik, dil ve sanatsal beklentim daha fazlaydı. Olay örgüsü kolay akan, dili sade ve anlaşılır bir kitap. Karakterlerin hayatından kısa bir zaman kesiti sunuyor, kitabın sonuna yaklaşırken bazı durumların sonunu merak ediyordum ama o merak çözülmüyor, yani benim için anlamlı bir son olmadı, bir şeyler havada kaldı. Bununla birlikte, ana karakterin dürtüsel olması, gördüğü her kadına cinsellik penceresinden bakması, kadına sadece güzellik üzerinden değer yüklemesi sinir bozucu. Bende iz bırakan bir okuma olmadı.
UtançJ. M. Coetzee · Can Yayınları · 20183,532 okunma
"Irgat Siman" Üzerine...
Puan vermedi·243 syf.··
2026 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 18:13
Balkan coğrafyası, tarih boyunca imparatorlukların, inançların ve farklı aidiyetlerin amansız çarpışmalarına sahne olmuş; bu çarpışmaların en büyük bedelini ise daima "küçük insan" ödemiştir. 1961 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi İvo Andriç'in üç uzun öyküsünü ve lirik notlarını barındıran Irgat Siman adlı eseri, tam da bu tarihsel fay hatlarında gezinen, insan psikolojisinin ve toplumsal dönüşümlerin haritasını çıkaran bir başyapıt. Andriç'in "vakanüvis" tavrının ardına gizlenmiş muazzam bir sosyolojik laboratuvarla karşılaşıyoruz. Kitaba dair değerlendirmelerimi dört ana başlıkta toparlayabilirim: Sosyalizme Göz Kırpan Bir Trajedi ve Osmanlı Hukukunun İronisi: Kitaba adını veren Irgat Siman novellası, sosyalist Yugoslavya'nın kuruluş yıllarına denk gelen yazım tarihiyle, alt sınıfların başkaldırısı üzerinden sosyalizme zarif bir selam çakıyor. 1878 Avusturya-Macaristan işgaliyle değişen hegemonya karşısında saf bir özgürlük umuduna kapılan kmet (ırgat) Siman'ın, kendi ağasına karşı başlattığı zamansız ve trajik isyanı okuyoruz. Ancak metinde çok daha çarpıcı bir ironi var. Andriç, bir yandan Osmanlı feodalitesini eleştirirken, diğer yandan Siman'ın ağzından Osmanlı yasalarının çağları aşan kapsayıcılığını istemeden de olsa itiraf ediyor: "Türk yasası bunca yıl önce gelmiş olmasına rağmen -orostopolluğa bak ki- sanki daha bu sabah benim için yazılmışa benziyor." Emperyal gücün rengi değişse de (Osmanlı'dan Avusturya'ya), hukukun ve mülkiyetin statükoyu nasıl koruduğunu gösteren kusursuz bir detay. Jepa Köprüsü: Eserde yer alan Jepa Köprüsü, Andriç'in estetik felsefesinin zirvelerinden biri. Zindandan çıkan Vezir Yusuf'un memleketine yaptırdığı köprü üzerinden sanatın otonomisi, iktidarın geçiciliği ve "sessizliğin" gücü anlatılıyor. Bu öyküyü okurken, yazarın
Irgat Simanİvo Andriç · Cem Yayınevi · 2000108 okunma
Reklam
9/10
·174 syf.··
2026 41. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 16:15
Nobel Edebiyat Ödüllü Toni Morrison’dan okuduğum beşinci kitap olan Merhamet 1600’lü yıllarda “kadın” ve “kölelik”temaları üzerine kurgulanan derin bir kitaptı… Tıpkı bir önce okuduğum “Geniş Geniş Bir Deniz”kitabı gibi 1600’ lü yıllarda geçen birbirinden farklı dört kadının bir adamın yolları aynı yerde kesişir… Annesi tarafından borç karşılığı verilen bir kız çocuğu,bir beyaz kadın,tacavüze uğrayıp hamile kalan bir başka kız çocuğu,kilise tarafından tacize uğramış bir beyaz çocuk aynı çiftlikte bir araya gelir… Her bölüm farklı bir karakterin ağzından anlatıldığı için biraz karışık gibi gelse de sayfalar ilerledikçe ortaya çıkan hazin tablo okuyanı derinden etkiler… O dönemde kadın olmanın kanayan bir yara olduğunu düşünen yazar;üzerine bir de köle kadın olmayı ekleyince bu zorluğun nasıl ikiye katlandığını gösterme tekniği ile kurgusuna müthiş yerleştirmiş… Kullanılan tekniklerden dolayı okuyanı zorlasa dahi;kadın,kölelik,anne/çocuk gibi iç içe geçen temalar ile okuyanı zorlu bir yolculuğa çıkaran bu özel kitabı bu tarz kitap okumayı sevenlere tavsiye ederim…
1000Kitap
MerhametToni Morrison · Sel Yayıncılık · 2015677 okunma
Körlük
Puan vermedi
Bir şehirde yaşayan adam, kırmızı ışıkta beklerken aniden kör olduğunu anlar. çevreden yardıma gelenler olur bir kişi onu yardım etmek için evine götürür, daha sonrasında bütün insanlar yavaş yavaş kör olmaya başlar. Devlet bu durumun durdurulabilmesi için kör olan bu insanları eski bir akıl hastanesine götürür ve kapatır. insanlar artık karantina altındadır. Çünkü bu körlüğün bulaşıcı olduğunu düşünmektedirler. kitapta yedi ana karakter var, yedi karaktere daha sonra gözyaşı yalayan köpek katılıyor . Farklı bir yazım dili var yazarın.mevcut düzene başkaldırı olarak yazdığını düşündürdü bana. Kitap belirsiz bir şehirde geçiyor ne şehrin ne de karakterlerin isimleri yok. İsimlerin değil,karakterlerin davranışlarını psikolojilerini öne çıkarma amaçlı yapıldığını düşünüyorum… Bir anda kör olduğunda, günlük hayatta farkına varmadan doğal akışıyla yaptığın, yaşadığın,gördüğün bütün işlevlerin bir anda nasıl Allah bullak olduğunu hissettirdi. belki de buradaki anlatılmak istenen körlük;manevi bir körlük,vicdani bir körlük,duygusal körlük,belki de çok önemli olan ahlaki körlük… Kitabı okurken Corona zamanı yaşanan karantina günleri aklıma geldi, keşke daha önce okusaydım dedim. Karantina altındaki insanların bir grup insan tarafından ne kadar ezildiğini horlandıdığını istedikleri zaman insan dışında çok daha korkunç bir yaratığa dönüşebilirdiklerini ve bunları okurken de, yumruklarımı sıkıp, neden bunun olmasına izin veriyorsunuz diyerek bir anda geçmişte yaşadıklarımıza geri dönüp onları çok iyi anladığımı hissettim. Görmek istemeyen kader kör, duymak istemeyen kadar sağır kimse olamaz … öyle bir detay geçiyor ki, görebilen birisi bile görebildiğini görmeyen diğer insanlarla paylaşmaktan korkuyor. Kendilerinden olmadığı onlar gibi olmadığı için. Jose Saramago 1998 yılında
Duygu ve Düşünce
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2024132bin okunma
Meçhule dair bir kaç kelâm
7/10
·272 syf.··
2026 13. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 12:37
Nobel ödüllü Fransız cerrah ve fizyolog Alexis Carrel 'ın eseri İnsan Denen Meçhul aslında ismiyle içeriği hakkında söylenebileceklerin bir hülasası niteliğindedir. Kısaca ifade etmek gerekirse kitap; , beden ve ruhtan müteşekkil, hakkında ne söylenirse söylensin hep gizemli bir yönü bulunan insana, uzman bir bilim insanının ve cerrahın gözüyle bakmamızı sağlıyor. İnsanı hastalıkta ve sağlıkta, fiziksel ve metafiziksel boyutlarıyla bir bütün olarak ele alıp pek çok açıdan araştıran Carrel'ın bu eserinin; hepimizce malum olan bilgi ve deneyimler sunmanın yanı sıra ele aldığı konulara daha önce hiç bakmadığım açılardan bakmamı sağlayarak ufkumu açan bir okuma olduğunu söyleyebilirim. Kitabın bende oluşturduğu en önemli farkındalık, son zamanlarda üzerinde özellikle düşündüğüm bir konuya dairdi: "İnsanın bir bütün olduğu ve parçalara ayrılamayacağı" fikri. İnsanın psikolojik, biyolojik ve sosyal bir yapısı olduğunu ve tüm bu boyutların mutlak surette birbirinden etkilendiğini belirten Carrel; bunlardan herhangi birinin aleyhine denge bozulduğunda, insana dair tüm sistemin olumsuz etkilendiğini ifade ediyor. Modern hayatın ve modern tıbbın eleştirisini yapan yazar, medeniyetin "ilerlemesinin" insanın doğası üzerindeki negatif etkilerinin veriler ve araştırmalarla altını çizerken, bu soruna dair kendi çözüm önerilerini de okuyucusuyla paylaşıyor. Her önerisinin parlak bir fikir olduğunu düşünmesem de bazılarını oldukça ilgi çekici bulduğumu söyleyebilirim. Sanırım insanı bu kadar büyük bir muamma ve meçhul kılan şey, onun ilk insandan bu yana süregelen biricik ve benzersiz yapısı. Evet, genel bir çerçeve çizildiğinde bedensel ve zihinsel açıdan birbirine benzeyen; fakat fert fert incelendiğinde bir benzeri daha bulunmayan, eşsiz ve muhteşem yapısıyla girift bir varlık insan. Böyle bir
İnsan Denen MeçhulAlexis Carrel · Hayat Yayıncılık · 2016694 okunma
Veda Edemeyenlerin Hikâyesi
9/10
·264 syf.··
2026 2. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 18:26
Roman, bir arkadaşının isteği üzerine Jeju Adası’na doğru yola çıkan anlatıcının hikâyesiyle başlar. Ancak bu yolculuk yalnızca fiziksel bir seyahat değildir; aynı zamanda Güney Kore tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan Jeju Katliamı’nın izlerine yapılan duygusal ve zihinsel bir yolculuktur. Han Kang, geçmişin gölgelerinin günümüz yaşamı üzerindeki etkisini ustalıkla işler. Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri dili ve atmosferidir. Han Kang’ın cümleleri son derece sade görünse de derin bir şiirsellik taşır. Karla kaplı manzaralar, sessizlik ve doğa tasvirleri yalnızca dekor olarak kullanılmaz; karakterlerin iç dünyalarını yansıtan sembollere dönüşür. Bu nedenle roman, olay örgüsünden çok hisler ve çağrışımlar üzerinden ilerler. Eserde dostluk, yas ve hatırlama temaları ön plana çıkar. Yazar, geçmişte yaşanan büyük acıların unutulmasının mümkün olup olmadığını sorgularken, hafızanın hem bir yük hem de bir direniş biçimi olabileceğini gösterir. Karakterlerin yaşadığı içsel çatışmalar, tarihsel travmanın bireyler üzerindeki etkisini güçlü bir şekilde yansıtır. Bununla birlikte roman, hızlı tempolu ve olay merkezli eserleri seven okurlar için zorlayıcı olabilir. Hikâye yer yer belirsizlikler ve metaforlarla ilerlediğinden dikkatli bir okuma gerektirir. Ancak edebi derinlik arayan okurlar için son derece etkileyici bir deneyim sunar. Sonuç: Veda Etmiyorum, yalnızca bir roman değil; hafıza, kayıp ve insanlık üzerine yazılmış lirik bir ağıt niteliğinde. Han Kang’ın edebi gücünü ve Nobel Ödülü’nü neden hak ettiğini gösteren etkileyici eserlerden biri. Özellikle edebi kurgu ve psikolojik derinlik seven okurlara tavsiye edilir.
Veda EtmiyorumHan Kang · April Yayıncılık · 20242,221 okunma
Reklam
Reklam