•Neithhotep

•Neithhotep
Tarantula yazdılar diye göğsümdeki yaftaya; tarantulaymış benim adım, diyecek değilim!
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2019 20. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2019 15:58
·
Yine yapmış yapacağını cümle mühendisi... Konuştu bu kitap benimle. Her sayfasıyla, her cümlesiyle, her kelimesiyle değil, kapaktaki fotoğrafıyla, fotoğraftaki çocuğun bakışındaki çaresizlikle, belki sonra hüzünle, tam karşısında asılı duran pijamaların deterjan kokusuyla, o taş evin pejmürdeliğiyle, yıllar yılı fakirlikle yaşlanmışlığıyla da konuştu belki. Atına binmiş, palas pandıras dört nala koşarak kulaklarıma vurdu yankısını... Kitabımız Hasan amcanın çok eski eserlerinden ikisini içeriyor. Bir Gülüşün Kimliği ve Yoklar Fısıltısı isimli iki kitabını, Geçmiş Şimdi Gelecek isimli kitabında bir araya getirip, bize tek kitap halinde sunmuş cânım Toptaş. Öncelikle acemi bir Hasan görüyoruz bu kitapta, özellikle Bir Gülüşün Kimliği bölümünde gerçekten hiç Hasan amca, Hasan amca gibi değil. Şu anki hüviyetini Yoklar Fısıltısı'nda bulmaya başlamış. Okumaya başladığınızda "Heh işte şimdi oldu Hasan amca" diyorsunuz içinizden. :) Matruşka gibi, bir cümlenin içinden çıkan diğer bir cümle, bir durumun içindeyken aynı zamanda başka bir olayın içinde olduğunu fark etme durumunu Yoklar Fısıltısı ile okura empoze etmeye başlamış cânım Toptaş. Bir Gülüşün Kimliği, başka yazarlardan okuduğumuzda "Hmm gayet güzel bir kitap olmuş" diyebileceğimiz türde, gayet güzel yazılmış bir eser. Ama konu Hasan Ali Toptaş olunca, o içine daldığımızda içinden çıkmakta zorluk çektiğimiz cümleleri arıyor gözümüz. Size de oluyor mu bilmiyorum ama, ben bazen o cümlelerin içinden çıkmak istemiyorum. Bir savaş veriyorum onları okurken, anladığım her bir kelimede içime bir haz yayılıyor. Sanırım bundan Hasan amcanın kitaplarını bitirdiğimde içime çöken bu hüzün. Çünkü hazzın sonu, hüznün başıdır çoğu zaman. Yine kayboluşumda buldum kendimi. Okumadan ölmemeniz temennisiyle...
Edebiyat
Geçmiş Şimdi GelecekHasan Ali Toptaş · Everest Yayıncılık · 20191,516 okunma
Reklam
9/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2018 28. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2018 16:48
Yine harika bir Rizzoli&Isles kitabının sonuna geldim. Ve yine bu kadının kalemine aşık bir kadın olarak oturuyorum şu an bulunduğum yerde. Kurgu, anlatım dili, kullanılan kelimeler, terimler her şey yine ve yeniden harikaydı. Günahkarda Rizzoli&Isles serimize ismini veren Maura Isles’i daha yakından tanıma fırsatı bulduk. Kendisinin kişilik özelliklerini, duygusal yönlerini, özel hayatındaki ayrıntıları bize sunmakla, karakterle bizim aramızda bir köprü kurmayı başarmış oldu Sevgili Gerritsen. Diğer iki kitapta Jane Rizzoli üzerinden yürüttüğümüz kurgumuz, bu sefer Maura Isles’in gözünden aktarılmıştı ve ben bu durumdan çok keyif aldığımı söyleyebilirim. Çırak’da Maura’ya karşı hissettiğim soğukluk, Günahkar’da yerini tatlı bir sevgiye bıraktı ve kitabın sonuna geldiğim şu anlarda Maura’yı da en az Rizzoli kadar çok sevdiğimi belirtmekte fayda görüyorum. Kitabın kurgusu diğer kitaplarla biraz farklılık gösteriyor, o alıştığımız sıcak ve bunaltıcı Boston’da değiliz artık. O bunaltıcı sıcaklar yerini dizlerimize kadar gelen karlara ve okurken dahi içimize işleyen bir soğuğa bırakıyor. Bu soğukluğun içerisinde cinayetler çok daha soğuk geliyor gözümüze ve kendimizi bir Manastır’da buluyoruz. Genç bir Rahibenin öldürülmüş olduğu, diğer bir Rahibenin ise feci şekilde yaralanmış olduğu haberini alıp düşüyoruz yollara ve nefes kesen maceramız işte burada başlıyor. Kurgu çok başka bir yöndeyken, kitabın sonlarına doğru çok daha farklı bir hal alıyor ve Gerritsen yine okuyucusunu şaşırtmayı başarıyor. Üçüncü kitabını okuduğum bu muazzam seriden mahrum kalmamanız dileği ile…
Edebiyat
GünahkârTess Gerritsen · Doğan Kitap · 20247,9bin okunma
9/10
·214 syf.··
Beğendi
·
2018 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2018 13:41
Savruldum! Yine, yeniden... Hasan amca yine yapmış yapacağını... Dizeler arasında oradan oraya sürüklendim durdum sayfalarca. Nerede olduğumun farkındaydım, nereye gittiğimi bilmiyordum sadece... İlerledikçe farkına vardım, kendime vardığımın... Yazar, kaleme aldığı şeyleri, kendi hayatından esinlenmediğini çok defa söylemişti. Başka insanların hayatlarının ve bahsedilen durumlardaki duyguların aktarımında Hasan Ali Toptaş kadar başarılı bir isim daha okumadım bu zamana kadar. Sanırsınız ki hepsini kendi yaşamış, kendi tecrübe etmiş, o düşünceleri kendi beyninde ilmek ilmek dokumuş da getirip önünüze koymuş. Yine ve yeniden çok çok başarılı... Bu kitapta kimdik biz açıkçası ben de bilemiyorum. Elinde valizi ile, yersiz yurtsuz, kendine sığınacak bir liman arayan Bedran mı? Yoksa, trafik kazası sonucu yatağa bağımlı kalan, edebiyat aşığı, evli bir bey mi? Baktığımda cevabı veremiyorum açıkçası ben de. Sanki o elinde bavulla oradan oraya süreklenen genç, o evli adamın, evlenmeden önceki yaşamı gibi, lakin baktığınızda yine bazı şeyleri oturtamıyorsunuz. Sanırım Hasan amcanın bir yazar olarak aldığı zevk de tam burada başlıyor. "Bilinmezlik ile..." "Tahmin edilemezlik ile..." "Anlaşılamamazlık ile..." Çokça Oğuz Atay'a benzetiyorum bazenleri Hasan amcayı. Hani seneler, seneler oldu hala anlayamıyoruz ya Oğuz Atay'ı, hala bir sürü tahmin edemediğimiz, akıl yürütemediğimiz, belki senelerce anlayamayacağımız anlatıları var ya hani, sanki başka bir tezahürünü de Hasan amcada görür gibiyim. Sevgili Atay'ın oluşturduğu karakterlerin sıkıntılarıyla çokça benzerlik gösteren bir sürü sıkıntısı mevcuttu karakterlerimizin bu kitapta. *Eşyanın varlığı ve çokluğu ile olan sıkıntımız, yani onların insanı pençesine alıp, bizim eşyaları değil, eşyaların bizi kullanması
Edebiyat
Sonsuzluğa NoktaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20171,945 okunma
10/10
·563 syf.··
2018 26. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2018 22:23
Geçmişten geliyorum… Acımasızların ülkesinden… Vicdanın kırıntısını bile yüreğinde barındıramayanların yürekleri gibi, buz kesmiş bir yerden… Hani klişeye gireriz ya, sürekli “savaşlardan nefret ediyoruz,” “savaşlar artık bitsin,” “dünyaya barış gelsin,” nasıl olacak peki? İnsanlar kendi çıkarları için dövüştükçe, bir böcek gibi birbirini ezmeyi sürdürdükçe, nasıl olacak bu dediğimiz? Düşünüyorum da… Asırlar boyu, birçok insan, birçok insanı katletti, iktidar uğruna, mezhep uğruna, herhangi bir etnik mensubiyet uğruna, Yahudi diye, Müslüman diye, Nazi diye, katledildiler. Katledildik. Öldük birer birer, bu göğün altında. Dünya nelere şahit olmuş, nelere şahit oluyor ve bundan sonraki zamanda da neleree neleree şahit olacak kim bilir… Ben bir Müslüman’ım. Allah bana, kafirle savaş diye emretmiş. Düşündüğümde insanların ideolojileri uğruna birbirlerini öldürmeleri, onlara işkence etmeleri kadar saçma, insanlık dışı bir şey göremiyorum. Evet ben bir Müslüman’ım. Ama Müslümanlığım, insanlığımın bir gereğidir. İnsan olmayan Müslüman nasıl olabilir? O zaman bu paradoksu nasıl açıklayabilirim? İnanın bilmiyorum… Kitapta o kadar acımasız şeyler okudum ki, “bunları yapan insan ise şayet, biz neyiz?” dedim. Biz insan isek şayet, peki bunlar ne? Annelik hakları iptal edilen kadınlar, kamplar, toplu katliamlar, işkence odalarında zavallı insanların dinmek bilmeyen acıları, tecavüzler, en iyisi de, estetik bir idam belki… Bu sadistlik, bu acı vermekten duyulan zevk, insanların gözyaşından, acı çığlıklarından besleniş de ne? “İnsan olmanın” hangi kilometre taşını dolduruyor bu acımasız hasletler? Düşünüyorum, düşünüyorum, düşünüyorum ama nereye koysam bu parçayı, hiçbir tabloyu tamamlamıyor maalesef… Kitabımızın içeriğine gelecek olursak; dünyanın eli en kanlı katillerinin
Tarih
Kar KurduGlenn Meade · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20171,129 okunma
10/10
·338 syf.··
Beğendi
·
2018 24. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2018 17:52
Bazı kitaplar vardır hani, sizi alıp götürür ve bittiğinde siz, denizlerin dalgalarla taşıdığı kumlar gibi, çok başka bir yerlerde bulursunuz kendinizi. Tam da şu anda o kitaplardan birinin incelemesini okumaktasınız. Rizzoli&Isles serisinin ikinci kitabı olan Çırak da, ilk kitap olan Cerrah gibi harika bir şekilde sonlandı benim için. Bu kitabımızda Cerrah'ımızın taktiklerini taklit eden bir katilimiz vardı, ve adına Çırak demiştik. Birkaç değişiklikle beraber, Cerrah ile tıpatıp aynı özellikleri göstermesi, geçen kitapta yine Cerrah tarafından kötü bir şekilde tahribata uğrayan Jane Rizzoli'yi unutmaya çalıştığı kabus dolu günlere geri döndürmekteydi. Cerrah isimli katilimiz, işini yarım bırakmayı sevmezdi ve Rizzoli'yi rahat bırakmayı düşünmemekteydi. Bu konu çevresinde harika bir kurgu yaratmış olan Tess Gerritsen, ilk kitabın da verdiği aşinalıkla, bana çok keyifli bir serüven yaşattı. Karakterleri artık tanıyor olmam, onları artık, başka bir şehirde yaşayan eski dostlarım gibi hissetmem, önceki kitabın verdiği hazzın ikinci kitapta da devam etmesini sağladı. Üçüncü kitaba doğru bomba gibi giderken, seriye hala başlamamış olan arkadaşlarım varsa, hemen bir kitapçıya koşmalarını tavsiye ediyorum. Seri kitapların verdiği hazzı, hiçbir okuduğum tekli kitaba değişmem... Kitap dolu günler dilerim...
Edebiyat
ÇırakTess Gerritsen · Doğan Kitap · 201811,5bin okunma
Reklam