Nur Demirkan

Sevgi, Minnet ve Rahmetle
Çanakkale Şehitlerine Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı dünyâda eşi? En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi, -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya- Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya. Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! Nerde -gösterdiği vahşetle “Bu: Bir Avrupalı!” Dedirir- yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi, Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi! Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer, Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer. Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da, Ostralya’yla berâber bakıyorsun: Kanada! Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk; Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk. Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ… Hani, tâ’ûna da züldür bu rezîl istîlâ! Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl, Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle sefîl, Kustu Mehmedçiğin aylarca durup karşısına; Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına. Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz… Medeniyyet denilen kahbe, hakîkat, yüzsüz. Sonra mel’undaki tahrîbe müvekkel esbâb, Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb. Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı; Beriden zelzeleler kaldırıyor a’mâkı;
18 Mart Çanakkale Zaferi
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Ne diye benim ruhumun ahengini bozdun?"
Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Çünkü bir toplumun kadınları eğitimsiz olduğu sürece başarıya ulaşma şansları yoktur.
İnsanlar karamsar kaygılarını şımartarak büyütüyor ve yeryüzünün ayaklarının altında kor kor yandığını hâlâ anlamıyorlardı.
Kitabın; ikramı, hakikattir; sunumu, mürekkep izleridir; ruhu, irfan ve hikmettir; canı, okuyucusudur...
Sayfa 124
Din