Aşkın çelişkisi şundan ibarettir: Kıskançlıktan korunmak için güvendiğimiz araçlar, aşkımıza karşı kıskançlığa bir tür özerklik, bağımsızlık atfederek onu geliştiren araçların kendileridir.
Demek ki aşkın bir çelişkisi vardır. Oluşmak için bizi beklememiş olan, başka kişilerle oluşmuş olan ve ilk başta diğer nesneler arasında yalnızca nesnelerden biri olduğumuz bu dünyalara varmadan sevilen kişinin göstergelerini yorumlayamayız. Seven kişi, sevilen kişinin kendisini tercih etmesini, jestlerini ve okşayışlarını kendisine saklamasını ister. Fakat sevilen kişinin jestleri bize yönelik oldukları ve bize ayrıldıkları anda bile hâlâ bizi dışlayan o bilinmeyen dünyayı ifade eder.
Sevmek, sevilen kişide kuşatılmış kalan bu bilinmeyen dünyaları açıklamaya, geliştirmeye çalışmaktır. Bu nedenle bizim "dünyamız"dan olmayan, hatta bizim tipimiz bile olmayan kadınlara âşık olmak bu denli kolaydır.
Âşık olmak, taşıdığı ya da yaydığı göstergelerle birisini bireyselleştirmektir. Bu göstergelere duyarlı olmak, bunların çıraklığını yapmaktır. Dostluğun gözlemlerle ve sohbetlerle beslenmesi mümkündür, fakat aşk sessiz yorumlardan doğar ve onlarla beslenir. Sevilen kişi bir gösterge, bir "ruh" gibi görünür: Bizim bilmediğimiz olası bir dünyayı ifade eder. Sevilen kişi deşifre edilmesi, yani yorumlanması gereken bir dünyayı şart koşar, kuşatır, hapseder.