Ahmet Ümit ve 2P
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 14:00
2P (polisiye/psikoloji) yazarımızın olmazsa olmazı. 3-4 yıl önce bir imza gününde az da olsa sohbet etme şansım olmuştu kendisiyle. O zaman bana polisiye psikolojiden beslenmezse olmaz demişti. Bu eserinde de birbirinden muhteşem üç tane öykü var ve özellikle ilki psikolojiden beslenmemiş de semirmiş hatta obez olmuş resmen. Sosyal sorumluluk, toplumsal duyarlılık, politik iğnelemeler, evrensel ahlak ise yine bol bol yer almış. Keyifli okumalar dilerim.
Aşkımız Eski Bir RomanAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202331,3bin okunma
Çocuklara dair altı harfli bir başlık: Tu kaka!
5/10
·248 syf.··
2026 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 23:48
Eserin dili sıcak, samimi, cana yakın ve oldukça akıcı. Mizah öğesini de güzel ele almış Yaşar. Ammavelakinnnn! İşlenilen temalar acaba gerçekten karakterlerin yaşamlarıyla uyumlu mu? Büyüklere saygı, yalnızlık, yabancılaşma, vefa, aile… Ana karakterlerden Selime teyze ile başlayalım. Yaşlanıp çocukları tarafından unutulmuş, kendi halinde, kocası Mustafa’nın ölümü ile yalnız kalmış, tatlı bir nine. Mi acaba? Beni bu kadar rahatsız eden kahramanın göklere çıkarılması çok ilginç geldi. Selime teyze, çocuklarının onu yalnız bırakmasından dert yanıyor ama kendisi çocuklarının ne kadar yanında olmayı seçiyor? İstediği şey çocuklarının onu yanına alması, onların hayatlarına dahil olmak, sosyalleşmek… Peki çocukların hayatları güllük gülistanlık mı? Kesinlikle hayır! Oğullarından Erkan , zengin ve kültürlü bir ailenin kızı ile evlenip sosyokültürel açıdan uçuruma düşmüş bir evlat. Annesini özlediğini söylese de hep ailesine yetmek için çok çalışmak zorunda. Karısı tatillerde Bülent ile baş başa tatile gitmek istiyor. Selime teyze ise niye onu da götürmüyorlar ya da neden onda kalmıyorlar diye dert yanıyor. Hatta karısını boşayıp yanına gelmesini diliyor ki torunlarına kendi baksın. Bu mudur olması gereken annelik? Nerde çocuğuna destek, nerde çocuğunun mutluluğuyla mutlu olma? Kızlarından Meral’e ne demeli? Bipolar bozukluk gibi çok ciddi bir hastalığı olan bir kadın. İyi ve kötü anları zirvede yaşıyor. Annesi kötü anına denk gelince bir daha aramıyor sormuyor uzun süre. Neden? Çünkü çocuklar annelerini arayıp sormalı. Meral tü ka ka! Ne faydası var ki onun? En üzüldüğüm karakter Meral sanırım. Çaresiz… Tekne kazıntısı olarak doğmuş doktor Yıldız var bir de. Aslında istememişler ama olmuş işte. Mustafa Bey ölünce Selime teyze kızın yüzüne bile bakmamış. Kız, hem öksüz
Edebiyat & Roman
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,7bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Terapistin İtirafları
7/10
·312 syf.··
2026 28. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 08:27
Kitap her iki alanda da hayatınıza çok net ve sarsıcı dokunuşlar yapabilecek cümleler barındırıyor. Hem içsel korkularınızla yüzleşmek hem de ilişkilerinizi düzeltmek adına 10 farklı psikoterapi öyküsünü ve danışanlarının içsel dünyasını ele alarak onların sorunlarına karşı yaklaşımını ve tedavi sürecindeki çözümlerini anlatıyor. Hikayelerin temelinde insanın kaçamadığı ölüm korkusu, yalnızlık, yaşamın anlamını yitirme ve özgürlük/sorumluluk temaları ağırlık basıyor. Dışarıdan "tuhaf" veya "anlamsız" görünen insan davranışlarının altında ne kadar büyük travmalar ve acılar yatabileceğini çok güzel anlatarak empati kurmamızı da sağlayan bir kitap oluyor. Ancak bazı hastalarına karşı da ön yargılı yaklaşıyor (örneğin obez bir hastasına karşı) hissettiği kişisel tiksinti ve aşağılama duygularını çok çiğ şekilde yansıtması, terapist kimliğine yakıştırılmamaktadır. Netice de kitapta yazılanlar gerçek hayat hikayeleri olarak da belirtilmektedir. Bu sebepten özellikle kendi mesleğine karşı yakışmayan ön yargılarla hastalarına yaklaşımı mesleğini gölgölendirerek tabiri caizse kendi ayağına kurşun sıkmış oluyor. Bu yüzden ben bu kitabın adına daha çok "Terapistin İtirafları" derdim. Çünki eser mesleğini ve gerçek hayat hikayelerini ele aldığında ön yargılı yaklaşımı içi olumsuzluklara dolu kilitli kapıyı soru işaretleriyle yere çekiyor ve eser'in değerini de malesef aşağı çekiyor. Keyifli okumalar dileğiyle tebessümlerle demlenin :) Kitaplarınız bol olsun...
Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi ÖyküleriIrvin D. Yalom · Remzi Kitabevi · 20169,4bin okunma
Ekolojik yıkımın ortasında çürüyen bağlarda kendini bulma çabası
9/10
·256 syf.·
2026 12. kitabı
Fernanda Trías, 1976’da Montevideo, Uruguay’da doğmuş. Roman yazarı, çevirmen ve çeşitli yayınevlerinde editör/okur olarak görev yapmaktadır. 2004 yılında UNESCO'nun yazarlar için verdiği Aschberg bursunu kazanarak beş yılını Fransa'da geçirmiş. 2006'da BankBoston Vakfı Kültür Ödülü'nü, 2012'de ise New York Üniversitesi'nde yaratıcı yazarlık bursunu kazanmış ve o tarihten bu yana pek çok ödüle layık görülmüş. 2023 yılında, ekolojik temalı bir distopya/bilimkurgu olan "Pembe Çamur (2021)" adlı eserini yayımlamış. Yazarın dilimize yakın zamanda çevrilen bir diğer eseri ise "Çatı Katı (2021)"dır. Onu da mutlaka okumayı düşünüyorum. "Pembe Çamur" tuhaf bir felaketin vurduğu ve sakinlerinin karantinaya mahkûm edildiği bir liman kentinde; aşırı tüketimin yol açtığı atıklar ve kirlilikle kuşatılmış bir dünyanın çözülüşünü anlatan; kıyamet sonrası, tekinsiz ve şiirsel bir metin. Gıdaya ulaşmanın günlük bir mücadeleye dönüştüğü bu dünyada, hayatta kalmak için, hayvan atıklarından üretilen o pembe macunu (etibol), "pembe çamuru", mekanik ve iğrenç gıdayı tüketmek zorunludur. İlginç bir şekilde metin, intihara meyilli yaşam tarzımız üzerine bir tefekkür sunarken, felaketlerin tuhaf estetiğine karşı duyulan marazi bir büyülenmeyi de içinde barındırıyor. Öte yandan, Pembe Çamur'un karakterleri dış dünyadaki felaketten ziyade kendi içsel yıkımlarıyla, geçmişleriyle ve birbirleriyle olan kopuk bağlarıyla şekillenen bir yapıya sahip. "Anlatıcı" yani isimsiz bir kahraman romanın merkezinde yer alıyor, ismini asla öğrenemediğimiz genç bir kadın. Arafta kalmışlıkla mücadele ediyor. Şehri terk etme imkânı olmasına rağmen, geçmişine olan bağlılığı ve içsel ataleti nedeniyle ayrılamıyor. Aynı zamanda bakıcı sorumluluğu taşıyor. Mauro’ya para karşılığı bakıyor, hastanede karantinada kalan eski
Edebiyat
Pembe ÇamurFernanda Trías · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202647 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 33. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 00:44
Merhabalar değerli kitapseverler! Bugün sizlere Can Çelebi'nin kaleminden çıkan Şişmanlara Yer Yok adlı kitabı tanıtmak istiyorum. Kitap, yarı otobiyografik bir roman. Kitapta yazarımız morbid obez teşhisi konulan bir birey olarak, çevresiyle yaşadığı sosyal ilişkileri, zayıflamak için gittiği doktor süreçlerini, sonrasında diyetisyen desteğiyle geçirdiği evreleri ve daha birçok önemli olayı samimi bir dille anlatıyor. Bu kitapta beni en çok etkileyen şey, kilo vermek için klasik taktikler vermek yerine; zayıf ya da şişman fark etmeksizin kendimizi sevmeyi anlatması oldu. Kitabın içerisinde toplumun bakış açıları, içsel çatışmalar ve bedenle barışma süreci çok içten bir şekilde işlenmiş. Haydi okuyucular farkındalık yaratan bu güzel kitabı okumaya davet ediyorum sizleri. Yazarımızın kalemine sağlık, okuyucusu bol olsun.
Şişmanlara Yer YokCan Çelebi · Ülgen Yayınları · 202510 okunma
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2026 00:00
"ŞİŞMANLARA YER YOK" "Herkesin, yaşadığımız bire bir aynı şeyi algılama şekli farklıymış. İnsanlar çevreyi farklı algılar ve mantıksal olarak farklı yorumlarmış. Yani gerçek olan şey; her bireyin, sahip olduğu ilgiyle, bilgiyle, deneyimleri ve gözlemleriyle doldurduğu kavramlarla belirlenen bir dünyada yaşadığıymış." "Şişmanlık zayıflıktır." Belki de hayatımız boyunca duyduğumuz, okuduğumuz en acımasız, en sarsıcı ve en dürüst tespitlerden biri. Bir yaftalama ya da aşağılama değil, bir yüzleşme çağrısı. Çünkü bu yarı otobiyografik eser, tartıda okunan kiloların ötesine, kalbin kaldıramadığı ağırlıklara ışık tutuyor. Kitap, bir kilo verme kılavuzu değil. Bir "kendini sev" reçetesi hiç değil. Kendinle hesaplaşma ve aslında her bir fazla kilonun, taşıyamadığın, sindiremediğin, içine attığın, sakladığın bir duygunun bedendeki tezahürü olduğunu görme cesareti istiyor senden. Yazar, bir zamanlar "morbid obez" tanısı almış biri olarak, sadece bedenini değil, ruhunu da tüm içtenliğiyle koyuyor önümüze. Kitapta üzerinde en çok durulan konulardan biri, toplumun "şişman" bireylere karşı ikiyüzlü tavrı. Bir yanda "içinden bir melek var" gibi yapıştırılan yapay ve incitici etiketler, diğer yanda sosyal hayatta hissettirilen görünmezlik... " Her bölüm, bir katmanın sökülüşü gibi. Aynaya küsüp barışmaya çalışanların, toplum içinde görünmez olmaya çalışırken daha çok görülenlerin, pastel renkli kahkahaların ardına sığınanların ve sessiz bir iç savaşın tam ortasında debelenenlerin, otobüs koltuğuna sığmamanın utancından, yolda yürürken duyulan fısıltılara kadar, bu ikili hayatı bütün çıplaklığıyla anlatıyor. Ve bir soru soruyor: "Biz bu insanları gerçekten görüyor muyuz, yoksa sadece bedenlerini mi?" Kitabı okurken içinizde bir yerde bir tanıdıklık hissi uyanıyorsa, yalnız
Edebiyat
Şişmanlara Yer YokCan Çelebi · Ülgen Yayınları · 202510 okunma