.. ya işitilmek için birbirimize duyduğumuz bu ihtiyaçla bir iletişim komünü kuracağız ya da şehirli insanlar olmaktan vazgeçmeyip kendimizi topluluğun üstüne yerleştirmeye çalışacağız. İlk seçenekte filmin sonu mutlu bitiyor, ikinci seçenekte ise daha çok barbarlık.
Kardeşiyle sokaklarda hep/bir örnek giydirilen sen/nasıl sevmezsin eşitliği/yürürken düşen çoraplarını/aynı hizaya getirmek için/annen değil miydi önünde diz çöken?
Sınıfsal çelişkiler bir başka meseledir:Adaletin adaletsizliğini, adaletin zenginlere nasıl daha iyi işlediğini ya da ahlak anlayışının sadece kadınlara dayatıldığını görürüz. Tıpkı George Orwell'ın Hayvan Çiftliği'ndeki gibi, 'Tüm hayvanlar eşittir ama bazıları daha eşittir.'
Şimdiki zamanın bizi hangi geleceğe götürdüğünü bilmezsek, şimdiki zamanın iyi ya da kötü olduğunu, onu benimsememizi, kuşku duymamızı ya da nefretimizi hak edip etmediğini nasıl söyleyebiliriz?