Doktor Ox'un Deneyi: Bir Molekül Meselesi
6/10
·96 syf.··
2026 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 04:12
Yüzyıllardır fazla sakin, heyecansız, nabzı 50'yi geçmeyen Quiquendone halkını alevlendirmek basit bir molekül meselesi olabilir mi? Sadece biraz "oksitlenmek", bitkisel hayattaki bu kasabanın sakinlerine canlılık mı kazandıracak, yoksa hayatın ateşine aşina olmayan bünyelerde fırtınalar mı koparacak? Doktor Ox ve yardımcısı, çılgın deneyleri ile bu sorunun cevabını keşfederken, yazar da kurduğu Ortaçağ Fransız kasabası setinde okuyucusuyla diyalog halinde bir tiyatro sergiler. Verne burada bilim insanını ilerlemenin kahramanı değil, tehlikeli bir manipülatör olarak çizer. Doktor Ox, Quiquendone'luların sükunetine bir hastalık, bir eksikliğin semptomu olarak yaklaşır ve deneyi ile onlara "gereken" nitelikleri kazandırabileceğine inanır. Oysa Verne'in asıl sorusu şudur: Bu halk gerçekten eksik midir, yoksa sorun eksikliği tanımlama ve dönüştürme iddiasının kendisinde mi yatar? Erdem, ahlak ve cesaret gibi değerlerin bilimin müdahale alanına çekilmesiyle doğan etik gerilimi, Verne kısa ve sade yapısı içinde ustalıkla hicveder. Hikayenin akışı da karakterler gibi ağırkanlı ve duygusuzca ilerlerken, Doktor Ox ve yardımcısının dahil olduğu bölümler belirgin biçimde hızlanır ve sertleşir. Gerçekten de sonradan Jacques Offenbach tarafından operaya uyarlanacak bu novella, dili, ritmi ve plastik karakterleriyle bir operayı andırmaktadır. "Doktor Ox'un Deneyi", bilimi farklı olasılıklarıyla test etmesiyle tanıdığımız Jules Verne'in, sade ve sınırlı bir kurgu çerçevesinde ana fikir ve forma odaklandığı, yarattığı etkiden çok açtığı tartışma alanıyla değer kazanan bir eser olduğunu söyleyebilirim.
Duygu ve Düşünce
Doktor Ox'un DeneyiJules Verne · İş Bankası Kültür Yayınları · 202123,7bin okunma
İnsan insana benzer. Ama nereye kadar?..
7/10
·295 syf.·
2026 4. kitabı
Kitap, sembolist bir başyapıt olarak kabul ediliyor. Andre Breton'a ilham veriyor. Yazar, ki bu zamana kadar keşfetmemiş olmama hayıflandım biraz, Mallarme, Alphonse Daudet, Auguste Rodin, Claude Monet gibi, sanat ve edebiyat dünyasından ünlü isimlerle dost biri. Aynı zamanda, kişiliği ve görüntüsüyle de Proust'un Swann karakterine ilham veren figürlerden biri olmuş. Tanıtım yazısında geçen bunca detay tabii ki de heyecanı ve beklentiyi yükseltti. Beklenti demişken ben hemen hissiyatımı da aktarmış olayım, kurgu hoşuma gitti. Kitap, içerik olarak çok katmanlı, sanki lahana gibi tasarlanmış. Başlangıç kısmında bir "Sunuş" (ki bu kısmı okumadan konuya girdim, iyi ki de öyle yapmışım, zira spoiler içeriyor), akabinde yaklaşık 200 sayfa kadar hikayeyi okuyorsunuz. Ki hikayenin tamamı da toplasanız o kadar tutmaz, zira içerisinde, konuya dahil olan ve kitabın da alametifarikası, Bruges'ün fotoğrafları mevcut. Konu her ne kadar düzyazı formunda işleniyor olsa da, anlatımın şiirselliği sayfa düzenini de etkilemiş olsa gerek, satırlar standart bir şiirin kaplayabileceği kadar bir alanı kaplıyor sayfada. Bu da, normal bir düzyazı şeklinde aktarılmış olsa, metnin 200 sayfadan çok çok daha az tutacağını bize gösteriyor. Hikayenin bitiminde, kurgu içinde geçen bazı kısımların açıklamaları, "Sonnotlar" bölümünde açıklanmış. "Ek Dosya" bölümü ise kitaba yapılan yorumlara dair mektupları, kitap hakkında bazı gazete ve dergilerde çıkan yazıları vs. içeriyor. Aktarırken bile içim şişti doğrusu. Çok fazla detay var. Sırf bu yüzden dahi kitaba inceleme yazasım yok, çünkü bu kısımları okurken bir incelemeden çok daha fazlasına maruz kalacaksınız. Maruz dedim, çünkü bu kadar detay bana fazla geldi. Proje ödevi hazırlamıyoruz, alelade okuruz nihayetinde :) Yazasım yok dedim, ama yine de
Edebiyat
Bruges La MorteGeorges Rodenbach · Everest Yayınları · 2019252 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Şartlar Ne Olursa Olsun Çalışan Kazanır:
Puan vermedi·391 syf.··
2025 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2025 01:18
Ernst E.Hirsch tarafından yazılan Anılarım adlı eser büyük hukukçunun hayat hikayesidir. Bu hayat hikayesinde Birinci Dünya Savaşı, Weimar Cumhuriyeti’nin çöküş yılları, Hitler’in iktidara gelişi sonrası adeta Cehenneme dönen Almanya ve son olarak da Atatürk Türkiyesi’nin ilk otuz yılı ile ilgili gözlemler yer almaktadır. Kitabın birinci bölümü ‘‘Geldiğin Yeri Unutma Sakın!’’ ismini taşıyor. Bu ifadeler aslında Hirsch’in babasına aittir. Hirsch, lise eğitiminden sonra bankacı amcasının yanında işe başlar. Baba, Hirsch’i amcaya teslim ettiğinde bu ifadeleri kullanır. Kişinin doğduğu yerle, çevreyle zorunlu bir bağı vardır. Ahlaka uygun davranışı da iyiyi doğruyu da buradan alır. Bu bölümde Hirsch, çocukluk dönemini anlatır. 20 Ocak 1902’de Hessen eyaletinin Friedberg kentinde doğan Hirsch, 1920’ye kadarki hayatını bu bölümde anlatır. Hirsch, seküler bir hayat tarzını benimsemiş Yahudi bir ailenin çocuğudur. Baba Louis Hirsch, Mayer J. Hirsch firması adlı kumaş ve konfeksiyon mağazası işletmekte, belediye encümenliği yapmakta ayrıca meslekten olmayan hakim sıfatıyla da görev yapmaktadır. Anne ise ev işlerinin yanı sıra kadın konfeksiyonu ile ilgilenmektedir. Anne müziğe ilgilidir ve Hirsch, müzik tutkusunun annesinden kendisine tevarüs ettiğini her fırsatta tekrarlar. Hirsch, Hristiyanlarla birlikte yaşamaktadır. Meryem Ana’nın şerefine yapılmış olan Liebfrauenkirche Kilisesi ile Yahudi kadınların ritüel temizliği için yapılan hamamın kulesi yan yanadır. Ancak Yahudiler, Alman toplumla gündelik burjuva yaşamı içinde tamamiyle kaynaşmış olsalar da vaftiz olmadıkları için farklı görülmektedir. Hirsch, bu durumu 1927 dolaylarında Frankfurt üniversitesinde doçentliğe yükselmek istediğini hocası olan Ticaret Hukuku Kürsüsünün başkanı Friedrich Klausing’e anlattığında
Hukuk
AnılarımErnst E. Hirsch · Tübitak Yayınları · 200099 okunma
Puan vermedi·295 syf.··
Beğendi
·
2025 57. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Ekim 2025 21:51
Kırk yaşındaki Hugues Viane çok sevdiği karısı vefat edince Brugge kentine yerleşir. Burası tuttuğu yasa yakışan, içine kapanık, sessiz ve tutucu bir Katolik şehridir. Brugge’un kiliselerinde, kanallarında, dar ve gölgeli sokaklarında karısının yasını tutar, kimselerle görüşmez, tek başına yaşar. Rutin bir gece yürüyüşü esnasında başına gelen umulmadık bir olay bu kederli dul adamın hayatını tepetaklak edecektir. 1855 doğumlu Georges Rodenbach’ın dilimizde ilk kez yayımlanan bu şiirsel romanı dört dörtlük bir modern klasik. Çevirisi, sunuş yazısı, kitabın sonunda yer alan -yayımlandığı dönemde diğer Fransız yazarların kitap hakkındaki eleştirilerini içeren mektuplar ve notlardan oluşan- ek bölüm, kapak tasarımı, baskı kalitesi… Çok beğenerek okudum. Kentin ana karakter olduğu bir roman diyebilirim. Temmuz ayında birkaç saatliğine Brugge’a uğradığımdan beri bu kitabı okumak aklımdaydı. Kitapta anlatılan kasvetli ortaçağ kenti günümüzde cıvıl cıvıl turistik bir bölgeye dönüşmüş… Atların çektiği arabalar da dahil bütün tarihsel detaylar muhafaza edilmiş. Edebiyatın kentsel mimariyle kesiştiği bir eser, kısacası.
1000Kitap
Bruges La MorteGeorges Rodenbach · Everest Yayınları · 2019252 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2025 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2025 23:06
Böyle bir son beklemiyordum açıkçası. Hugues' in Jane' den ayrılıp kendini manastıra kapatmasını beklemiştim. Ama olmadı. Sonra ne oldu? Hugues hapse mi girdi yoksa akıl hastanesine mi? Barbe nereye gitti, ev kime kaldı? Aklımda deli sorular...
Ölü BruggeGeorges Rodenbach · Ketebe Yayınevi · 2022252 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2025 24. kitabı
Yakın zamanda ikinci kez gezme fırsatı bulduğum Belçika’nın masal şehir Brugge’da geçiyor hikâye. Tarih 1800lü yılların sonları. O yıllardaki şehrin fotoğrafları yer alıyor kitapta. Kahramanımız Hugues Viane, tutkuyla bağlandığı eşinin ölümümden sonra bu kederli şehre yerleşiyor. Viane, eşinin hatıralarına kendi gibi melankolik olan kentte sahip çıkabileceğine inanıyor. Ölen karısı ve ölü Brugge arasında romantiklere özgü bir bağ kuruyor: “Ölü zevceye karşılık ölü bir şehir”. Kahraman, karısının tüm hatırılarına ama özellikle cam bir kutu içinde sakladığı bir tutam örgü saçına kutsallık atfediyor. Hugues Viane, dindar hizmetçisi Barbe ile gözlerden uzak eşinin yasını tutarken beklenmedik bir olayla hayatı değişiyor. Sembolizmin izlerine rastladığımız eser, Selim İleri’ni anlamlı son sözüyle son buluyor. Okuyunuz efendim. “Şehirlerin her şeyden önce böyle bir kişiliği,bağımsız bir ruhu, neşeye, yeni aşka, vazgeçişe, dulluğa denk düşen neredeyse dışsal bir niteliği vardır. Her kent bir ruh halidir; o kentte kısacık bir süre bile otursak o ruh hali aktarılır, havanın en hafif hareketiyle yayılan, yuttuğumuz bir sıvı halinde bize de bulaşır.” s.67
Ölü BruggeGeorges Rodenbach · Ketebe Yayınevi · 2022252 okunma