• Türk mitolojisi: AK KARA
    man olacağını bilmek. insanoğlunun bilgisi dışındadır. "O saat hakkında, 'ne zaman kopacaktır?' diye. senden soruyorlar. De ki: Onun
    haberi Rabbimdedir. Onu zamanı geldiğinde, sadece o yapacaktır."
    (Kuran: El Araf Suresi 187. Ayet)
    islam alimleri, birkaç zaman devresinden bahsederler. Bu devreler içerisinde, hicretten kıyamete kadar devam edecek olan bir devre vardır. Bu sonuncu devreye, "ahır zaman" denilebilir. Bu devre
    kıyamete kadar sürecektir. Kıyametin ise ne zaman kopacağı bilinmemektedir. Kıyametin kopacağı an. Kuran da "saat" sözcüğüyle
    irade edilmiş, bu saatin hiç kimse tarafından bilinemeyeceği anlatılmıştır. Son peygamber olduğu için de Hz. Muhammed'e, "Ahır
    Zaman Peygamberi" denilmiştir.
    Büyüklerin olduğu yerde, küçüklerin konuşması, zinanın çoğalması ve buna benzer geleneksel Türk ahlak anlayışına aykın olan ne
    varsa ahır zaman işareti gibi görülmüştür. Bu bakımdan, Oguzname'deki sözler, ahır zaman işaretlerine Örnek gösterilebilir: "Atalar
    dururken, oğullann konuşması, analar dururken kızlann konuşması...", "kadınla erkeğin aynı giysiyi giymesi." Böyle bakıldığında, eski Türkler, diğer dinlerde olduğu gibi. kıyameti ve dünyanın sonunu; fakirliğin çoğalması, doğal felaketlerin artması, göğün yanlıp
    parçalanması, depremlerin çoğalması, denizlerin kaynayıp birbirine
    kanşması ve benzeri şekillerde görmemişler, (bak: Dünyanın sonu)
  • Türk mitolojisi: AAN ARKIL OYUN
    ağaa) altında ona kurban kesilir. Hayatın sonsuzluğunun ve
    kâinatın döngüsünün şifresi, bu ağaçta saklıdır ve onun için de bu
    ağacın dallannı kırmak yasaktır.
    Kahramanlık destanlannda, yer tannçası olan Aan Alahçın Hatun
    (Aan Darhan Hatun) hikâyenin baş kahramanının danışmanı, yol
    göstereni ve koruyucusu olarak ortaya çıkar.
    AAN ARKIL OYUN: Yakut şaman inanışına göre, ilk şamanın adıdır.
    Bazen ona sadece "Arkıl" (lrkıl) da denir. Şaman efsanelerine
    göre O, çok güçlü bir samandır (gam/kam). Yakutlann inanışına göre -şaman metinlerinde de yer aldığı gibi- hiçbir tann tanımayan bu
    ilk şaman, hatta üç yıl önce ölenleri bile diriltmeye ve körlerin gözlerini açmaya kadir biridir. Onun müthiş bir güce sahip olduğu haberi Ulu Yaratan'a ulaşır. Ulu Yaratan (Ürünk Ayn Toyon) onu yanına
    çağırıp, "Sen bu gücü nereden aldın? Yaptığın tüm bu mucizeler
    hangi inananın ürünüdür?" diye sorar. O da "Ben hiçbir yüce güç
    tanımıyorum. Ne yapıyorsam, kendi gücüm ve inanamın sayesinde yapıyorum!" diye yanıtlar. Bu yanıta sinirlenen Ulu Yarana, onu
    ateşe attınr ve onun yandığı bu ateşten, şaman aıhlan yaratılır.
    "Irkıl" inanışı, Orhun Türklerinin etkisi albnda yaşamış ve onlann
    birçok geleneklerini koruyup saklayan Buıyatlarda son çağlara kadar yaşadı ve Onkon'un önünde okunan ilahilerde hatırlandı.
    Aslında şaman halk kültüründe tanımlanan diğer samanlardan,
    işlevleri açısından, farklılık göstermeyen Aan Arkıl Oyun, Yakutlann
    inançlanna göre koruyucu olup aynı zamanda gelecekten haber veren biridir. Aan Arkıl Oyun, tannya karşı gelen ve onunla mücadele
    etmeye kalkışan ilk şaman grubuna dahildir. İlk çağlarda, gökte yaşadıklanna inanılan ilk şamanlar ise Ulu Ananın (Yer Ananın) topluluğunu sembolize ediyordu. Böyle bakıldığında Aan Arkıl Oyun da
    Ulu Ana'yı sembolize etmektedir.
    Aan lrkıl Oyun, Oğuz destanlannın bazılannda "lrkıl Ata" veya
    "lrkıl Hoca" olarak da geçmektedir. Reşiddettin'in kaleme aldığı
    Oğuzname'de, onunla ilgili şu cümle yer alıyor: Türle töre ve
    âyinlerinin temelini atan bilge, lrkıl Hoca olmuştur." Ebülgazi ise Türk Şeceresi" adlı eserinde, lrkıl Ata'nın bir Türk bilgesi olduğunu
    yazıyor.
    M. Kaşgarî, "Divan-ı Lügat-it Türk" adlı eserinde ise "ırk" sözcüğünü "kahinlik, gizli olaylan su yüzüne çıkarma, talih" gibi anlamlarda kullanmıştır. (Örneğin Irkım açıldı: talihim, bahtım apldı.) V. Radlov Sözlüğü'nde de "İrk" sözcüğünün talih anlamına geldiği gösteriliyor. Pekarski Sözlüğü'ne göre, Yakutça'da olan, "ırala" sözcüğü,
    "ileriyi görmek, olacaklan bilmek ve gelecekten haber vermek" anlamına gelirdi. (Ancak 14. ve 15. yüzyıllara ait, "Ettöhfetüzzekiyye"de "ırkıl" sözcüğünün karsısına, "uğursuz" seklinde yazılan
    agklama tam olarak anlaşılamıyor.)
    Eski Türkçe'de "rai" anlamında kullanılmış olan, "ırk" sözcüğü,
    şecere geleneğindeki. "lrkıl Hoca" İradesinde yaşıyor. İlk şamanın
    adı olan "Arkıl" da "lrkıl" adının özüdür ve "ırk" kökünden gelir. (A.
    İnana göre Latinlerin "Orakul"lan da Türk mitolojisine aittir ve
    "Orakul" sözcüğü de "ırk" kökünden gelmektedir. Ancak bu sadece
    bir varsayımdır.)
    Böylece, şecere geleneğindeki "lrkıl Hoca"nın adında yaşayan
    "Arkıl" adı "lrkıl" adının türemişi olup, eski Türkçe'de "fal" anlamında kullanılmış olan "ırk" sözcüğünden gelmektedir. (Eski Türkçe'de
    "ırk bakmak", fala bakmak anlamına gelirdi. Tannalık ve Şamanizmle bağlı eski inanışlarda da denemeler toplamı sayılan fal kitabına.
    "Irk Bitik" adı verilmesi de bundandır). İlk şamanlar, gerçekten da
    daha çok laladırlar. (Tuva samanları, hastalan iyileştirmeye geldikleri zaman ellerindeki tokmaklarını atarak fala bakar, buna göre hastayı
    tedavi etmeye çalışırlardı).
    AAN DARHAN TOYON: Yakutlann mitolojik görüşlerine göre. ev
    ruhu, ateş ve ocak sahibi.
    Kısa boylu, beyaz saçlı, yaşlı görünümünde hayal edilirdi. Aileyi,
    kötü ruhlardan koruyup saklayan bir ruhtur. Buna göre de onu her
    gün beslerler.
  • Yukarıdaki bilgilerden de açıkça anlaşıldığı üzere iki Selçuklu sultanının iktidar çekişmesi sonucu bir kardeşin topraklarını bırakarak Bizans sarayına sığınması Bizans ve Türk tarihleri
    açısından önemli olaylara sahne olmuştur. Her şeyden önce Türk tarihi açısından fazla bilgiye sahip olunmayan ve üzerinde fazla durulmayan bir konu olan İzzeddin Keykavus'un ve ailesinin faaliyetlerinin açık bir şekilde ortaya konulabilmesi için
    Bizans kaynaklarının tam anlamıyla tetkik edilmesi gerektiğini
    burada vurgulamak yerinde olacaktır. Diğer taraftan yukarıdaki
    bilgiler için kaynak olarak kullanılan Yunanca eser haricinde
    konuyla ilgili olan ve yabancı tarihçiler tarafından birinci el kaynak olarak kullanılan Yazıcıoğlu Ali'nin Oğuzname'sinin
    oldukça dikkatli bir biçimde incelenmesi gerektiği de açıkça
    ortadadır. Yazıcıoğlu'nun eserini yukarıda bahsedilen makalesinde
    yorumlayan Paul Wittek, Yazıcıoğlu'na bu bilgilerin Zikhna'dan
    1421 tarihinde il. Murat'ın tahta çıktığı dönemde sahip oldukları
    imtiyazları yenilemek amacıyla başkent Edirne'ye gelen Keykavus'un
    iki !orunu tarafından verilmiş olduğunun açık bir Şekilde
    anlaşılmasının Ötesinde, sözü geçen şahısların da Selçuklu
    kökenli olmalarının Sultan 1 . Beyazıt tarafından biliniyor olması
    ve İmtiyazlarının da bu sebepten dolayı yenilenmiş olmasına
    dikkat çekmektedir. Bugün Gagauz Türklerinin, köken olarak Anadolu Türklerine
    mi, yani Keykavus'a mı, yoksa Peçenek, Kuman ve Uz Türklerine mi dayandığı tartışmasının, ki Gagauzlar kendilerini Uz Türkü olarak nitelemektedirler, buraya kadar verilen bilgiler
    ışığında bir sonuca bağlanabileceği söylenebilir. Bu konuda Dobruca'dakİ Türklerin Osman Gazi'nin "Han" olması sonrasında (1300) yeniden tarih sahnesine çıktıklarını Yazıcıoğlu'na
    dayanarak belirten Wittek, Rumeli' de, Dobruca' da yaşayan bazı Müslüman Türklerin de Halil Ece adında bir Selçuklu Türklerine katılıp Karasi'ye geldiklerini, Rumeli'de kalanların İse, ünlü Sarı Saltuk'un ölümünden sonra, sahip oldukları inançlarını unutmuş olduklarına dikkat çekmektedir. Bu bağlamda, Karaferya ve Zikhna olarak adlandırılan yerlerin de Dobruca dışında Gagauzların yaşadıkları yerler olduğunu vurgulaya Wİttek, Dobruca' da kalan Türklerin Müslümanlıklarını kaybederek Hıristiyan olduklarının altını çizmektedir. Türklerin bu şekilde Dobruca'ya yerleştirilmelerinde de Bizans politikasını aramak gerekmekledir. Geçmişte kuzeyden gelebilecek tehditlere karşı bölgede çeşitli Türk boylarıyla anlaşan ve onları düşmana karşı kullanan Bizans, o dönemde büyük bir tehlike olan
    Altın Ordu devletine ve Bulgarlara karşı Keykavus'un ahfadı olan bu insanları Dobruca'ya yerleştirerek kullanmış olabilir. Nitekim, Wittek bunun bir Bizans politikası olduğunu ve
    Dobruca Türklerinin de bu siyaset dahilinde kullanıldığını açıkça vurgulamaktadır.
  • Yazıcızade Ali, Tarih-i Al-i Selçuk veya Oğuzname'yi II.Murad emriyle yazmıştır. Bu nokta, Oğuzculuk akımının hanedan tarafından benimsenmiş olduğuna işarettir.
  • "Cam-ı Cem-Ayın"deki bu bilgiler, Neşri'nin; "Kitab-ı Cihan-nüma"sında Oğuz Han hakkında verdiği bilgileri tasdik etmekte ve bu bilgilerin kaynağının da" Oğuzname" olduğunu gözler önüne sermektedir. Onun ifadesine göre; Türk hükümdarları arasında ilk iman eden kişi, İbrahim A.s'dan ahir zaman peygamberinin vasıflarını işiterek "evvel La ilahe illa'llah, Muhammedün Rasulullah!" diyen ve "kavmini evvel Allah-u Te'ala'ya davet iden" Oğuz kavminin atası Oğuz Kağan'dır.
    Ali Rıza Özdemir
    Sayfa 131 - Kripto Yayınları
  • 'Sevdim, sevilmedim.Öldüm, gömülmedim.'
    Oğuzname