• Paris'te oturan Dr.Rıza Nur 1928 yılında Oğuzname'yi İskenderiye'de Latin harfleriyle bastırmıştı.
  • Hani dediğim bey erenler,
    Dünya benim diyenler,
    Ecel aldı yer gizledi,
    Fani dünya kime kaldı.
    Gelimli gidimli dünya,
    Ahir son ucu ölümlü dünya.
    Anonim
    Sayfa 58 - Dede Korkut
  • Henüz târih yazımını öğrenmeyen, bir sisteme oturtmayan milletler târihlerini hikâyeleştirerek sonraki nesillere aktarmaya çalışmışlardır. Bu duruma güzel iki örnek Türk-Hun târihinin iki önemli ismidir: Mete ve Atilla. Hem gerçek kişilerdir hem de mitolojik kahramanlardır. "Oğuznâme" sâyesinde bize kadar ulaşan mitolojik bir karakter olan Oğuz Kağan'ın yaşamıyle Çin yıllıkları sâyesinde bilgi sâhibi olduğumuz Mete Han'ın yaşamı örtüşmektedir. Buradan çıkan sonuç Türk halkının târihî önderini efsâneleştirerek onu gelecek nesillere aktarmaya çalışmış olduğudur.
  • "Bu arada bir parantez açıp belirteyim ki,Köroğlu'nu Bolu'yla ilişkilendirmek biraz zorlamadır.Bizim kuzeydoğuda,Azerbaycan'dan Türkistan'a kadar ünlü bir destan.Türküde geçen"Benden selam söylen Bali beyine"sözü Bolu'ya dönüştüğü için böyle yakıştırmalar yapılıyor.Aslı Oğuzname'ye kadar giden ve bütün Türki halklarda yaygın bir destan."
    Zafer Köse
    Sayfa 74 - Doğan Kitap
  • Tek Boynuz.
    Türk dillerinde tek boynuz için özel bir ad mevcut değildir, aksine Çince, Sanskritçe, Arapça, Farsça veya Ti-betçe karşılıkları kullanırlar; bu karşılıkların birçoğu kaynak dilde gergedanı nitelendirmektedir. Paris Ulusal Kütüphanesindeki Oğuzname'de geçen kik sözcüğü, keyik'm (av hayvanı) deforme olmuş bir biçimi olmalıdır. Ne var ki, tek boynuz başlangıçta ister gerçek bir hayvandan türemiş olsun, isterse olmasın, bir fabl hayvanı olmuştur.

    Orta Çağ'daki söylensel rolü ise hep önem taşımıştır. Bir Turfan metninde, "tek boynuzlu av hayvanının boynuzu gibi" bir kimsenin adının yüceltilmesi dileğinde bulunulmaktadır. Bu konuyu İbn Fadlan da betimlemektedir. Oğuz Kağan'ın bir delikanlı olarak katıldığı büyük avda, bu konu büyük önem taşımaktadır. Raporda bu tartışmalı hayvan, sürüleri ve insanları yiyen "büyük, vahşi ve kötü yürekli bir hayvan" olarak geçmektedir. İbn Fadlan'ın yaptığı betimlemede, bu hayvan farklı hayvan türlerine ait parçaları kendinde toplayan pek korkunç bir yaratıktır: —»Devenin başı, boğamn kuyruk ve toynağı ile katırın vücudu: Görünüşe bakılırsa, bu melez yaratıkların mükemmel bir enkarnasyonu söz konusudur. Bunlara ait birçok betimleme mevcuttur. Şüphesiz bunlar birden fazla hayvan türünün çiftleşmesi sonucu oluşmuş ve bütün bu hayvan türlerinin yaşamına iştirak etmektedirler.

    Oğuzname, satır 7-17. Bang ve von Gabain, Türk. Turfan-Texte [Türkçe Turfan Metinleri], SPAW, 1929, satır 41-43. İbn-Fadlan, Par. 74. Z. Velidi Togan, s. 76. D. Sinor, Sur les noms altaiques de la licome [Tek Boynuzlu Atın Altay Dilindeki Karşılıkları Üzerine], WZKAM, 56, 1960, s. 168-76. Ettinghausen, The Unicom [Tek Boynuzlu At], Freer Gallery of Art. Occasional papers, I, 3, Washington 1950. Bang ve Rachmati, Die Leğende von Oghuz Kağan [Oğuz Kağan Destanı], SPAW 1932, s. 706.
  • Oğuz Kağan. Büyük Oğuz Boyunun kurucusu olan ve ona adını veren kahraman. Oğuzlar Doğu Türklerine mensuptur ve bu arada Selçuklu ile Osmanlı Hanedanlıklarının kurucularıdırlar. Oldukça yeni aktarımlara göre, Oğuz Kağan Yafes'in oğlu olan Türk'ün soyundan gelmektedir.

    Doğaüstü kadınlarla yapmış olduğu iki evliliğinden altı çocuğu olur: —»Kün (güneş), —»Ay, —»Yıldız, —»Kök, —»Dağ ve Deniz. Bunlar altı kolu oluşturur ve bunlardan da yine yirmidört Oğuz boyu doğar. Her ne kadar adı "collostrum" olarak yorumlandıysa da (halka özgü etimolojiye göre, annesinin yalmzca ilk sütünü içmek istemiş), kendisi "genç bir boğa" beyidir. Ne var ki, o farklı hayvanların karakteristik özelliklerini taşımaktadır: bir boğanın ayakları, bir —»Kurdun sağrısı, bir samurun omuzları, bir ayının göğsü, ve tüm vücudu kıllarla kaplıdır.

    Dolayısıyla o erdişi bir yaratıkür, belki de farklı ataların bir ongun resmidir. Oğuzname için bkz. kaynaklar. Abu-'l-Gazi Bahadur Han, Şecere-i Türk (Desmaisons, Histoire des Mongols et des Tar-tares, St. Petersburg 1871 ve 1874). Şecere-i Terakime (Kono-nov, Rodoslovnaja Türkmen Sotcinenije Abul Ghazi, Mos-kau-Leningrad 1958). Raşid-ad-Din Fadlallah, Radloff, Das Kudatku Bilig [Kutadgu Bilig], cilt 1, s. 15. D. Sinor, Sur la leğende de l'Oguz Qagan [Oğuz Kağan Efsanesi Üzerine], Bericht des 11. Orientalistenkongresses, Paris 1948, s. 175. L. Bazin, Notes sur les mots Oghuz et Türk [Oğuz ve Türk Sözcükleri Üzerine Notlar], Oriens, VI, 1953, s. 315-22.
  • II, APAW, 12,1935. Oğuz Kağan Destam'nın bir nüshası Uygur alfabesiyle yazılmıştır. Büyük olasılıkla 13. yüzyıldan sonra yazılmış olan, ancak bazı söylenlerin oldukça eski biçimlerini yansıtan bu el yazması, Paris Millî Kütüphanesi'nde muhafaza edilmektedir. Radloff (metin Kutadgu Bilig'e göre çevrilmiştir), Das Kudatku Bilig des Jusuf Chass Hadschib aus Balasagun [Balasagunlu Yusuf Has Hâcib'in Kutadgu Bilig'i], St. Petersburg 1891, s. 232-244. Riza Nour, Oughouz name, epopee turque [Türk Destanı Oğuz-name], Alexandria 1928. P. Pelliot, Sur la leğende d'Uyuz khan en ecriture ouighoure [Uygur Dilindeki Oğuz Kağan Destanı Üzerine], T-oung Pao, 1930, s. 247-358. Bang ve Rachmati, Die Leğende von Oğuz Kağan [Oğuz Kağan Destanı], Berlin 1932 (alıntı: Oğuzname, satır belirtilmiştir). Uzun bir süre tahrifata uğramadan muhafaza edilen Oğuz Kağan Destanı, İslâm'ın etkisiyle değişime uğramıştır. Bu konuda Ebül-Gazi Bahadır Han'ın yapıtlarından Şecere-i Türk (Histoire des Mongols et des Tartares, publiee, traduite et annotee par le baron Desmaisons [Baron Desmaisons tarafından çevrilmiş, notlanmış ve yayımlanmış Moğol ve Tatar Tarihi], 2 c., Petersburg 1871-74) ve Şecere-i Terakime'de (A. N. Kononov, Rodoslovnaia Türkmen [...], Moskau-Leningrad 1958) ilginç bir anı mevcuttur. 11. yüzyılın ikinci yarısında, Kâşgarlı bir Türk olan Kâşgarlı Mahmud Arapça olarak Türk lehçeleri üzerine bilinen en eski sözlük olan Divânü Lûgat-it-Türk'ü yazmıştır. Her ne kadar kendisi bir Karahanlı vatandaşı olarak doğmuş ve Müslüman-dıysa da, henüz İslâm'ı benimsememiş halkları çok yakından tanırdı. Ayrıca, bizlere Türk atasözleri ve şiirleri hakkında çoğu kez arkaik biçimde bilgiler vermiştir. Brockelmann, Mitteltürki-sclıer Wortschatz nach Mahmud alKaşpris Divan Lujat at-Türk [Kâşgarlı Mahmud'un Divânü Lûgat-it-Türk'üne Göre Orta Türkçe Söz Varlığı], Budapest-Leipzig 1928. Besim Atalay, Divânü Lûgat-it-Türk, 4 c., Ankara 1939-1943 (alıntı: Kâşgarlı Mahmud, cilt ve sayfa belirtilmiştir). Brockelmann ayrıca atasözlerini de yeniden derlemiştir: Alttürkische Volkszveisheit. Festschrift für F. Hirth [Eski Türkçe Halk Bilgeliği. F. Hirth'e Armağan Kitabı], Berlin 1920, s. 50-73. Şiirlerin yer aldığı kaynak: Alttürkestanische Volkspoesie [Eski Türkistan Halk Şiirleri], Hirth Anniversary Volüme, London 1923, s. 1-22. Gerçi Kâşgarlı Mahmud'un yapıü kadar değerli olmasa da, daha başka sözlük ve açıklamalı sözlükler de bazen ek bilgiler içermektedir. Bunların arasından, 1245 yılına ait Tarğuman, İspanyol Ebu Hayyan el Gırnati'nin 1313 yılma ait Kitabu'Tîdrâk li l .isani'l-Etrâk adlı çalışması, İbnü Mühenna'nın 13. yüzyılın sonu ya da 14. yüzyılın başına ait açıklamalı sözlüğü, 'Abdullâh et-Türkî'nin 14. ya da 15. yüzyıla ait açıklamalı sözlüğü ve nihayet 14. yüzyılın ilk yarısında derlenen bir Türkçe-Kumanca, harsça ve Latince sözcük dizini olan Codex Cumanicus sayılabilir.

    A. Battal, İbnü-Mühennâ Lügati, İstanbul 1934. K. Grönbech, Codex Cumanicus, Kopenhagen 1936. Komanisches Wörterbuch | Kumanca Sözlük], Kopenhagen 1942. A. Caferoğlu, Ebu Hayyan, Kitâb ül-idrâk li-lisan il-itrâk, İstanbul 1932. M. Th. Houtsma, E in T ürkisch-Arabisches Glossar [TürkçeArapça Açıklamalı Sözlük], Leiden 1894. A. Zajaczkowski, Vocabulaire arabekiptc-lıak de l'epoque de l’Etat Mamelouk [Memlûk Devleti Dönemine Ait Arapça ve Kıpçakça Sözlük], Warschau 1958. Kâşgarlı Mahmud ile aynı dönemde yine bir Karahanlı Türkü, İran-İslâm etkisini yansıtan kapsamlı bir didaktik yapıt olan Kutadgu Bilig'i yazmıştır (bkz. W. Radloff, Kutadgu Bilig, a.g.e.). Türkçe kaynakların yetersizliği, yabancı kaynakların görece zenginliği ile kısmen telâfi edilmektedir. Milâttan önce ya da sonra yaşamış olan Çin'in komşu halklarına ilişkin en eski belgeler, bize Çinli tarihçiler tarafından aktarılmıştır. Bu belgeler, Türkler hakkında sahip olduğumuz bilgilerin temel dayanaklarından birini oluşturmaktadır. Bunlar uzun zaman önce tercüme edilmiş ve incelenmiştir, ama yine de bu tercümelerden emin olmadan bunlardan gerçek anlamda yararlanmak mümkün değildir. Bu nedenle, mümkün olduğunca şu eski yapıtlardan yararlanmamak daha doğru olacaktır: De Guignes (Histoire generale des Huns, des Turcs, des Mongols [Hunlann, Türklerin, Moğolların Genel Tarihi], 4 c., Paris 1756), J. J. M. De Groot, (Chinesische Urkunden zur Geschichte Asiens [Asya Tarihine İlişkin Çin Belgeleri], 2 c., Berlin-Leipzig 1921), Parker (The Early Turks [İlk Türkler], China Review, XXIV, XXV; A Thousand Years of the Tartars [Tatarların Bin Yılı], London 1924), Wieger (Textes historiques chinois [Çince Tarihi Metinler], 3 c., Hien Hien 1905), S. Julien (Documents historiques sur les T-ou-kiue [Turcs] [T'u-küeler Hakkında Tarihi Belgeler], Paris 1877). Bunların yerine şu yapıtlar önerilebilir: Chavannes, Documents sur les Tou-kiue (Turcs) occidentaux [Batı T'u-küeler Üzerine Belgeler], St. Peters-burg 1903 (hâlâ büyük öneme sahiptir); W. Eberhard, Çin’in Şimal Komşuları, Ankara 1942; Kültür und Siedlung der Randvölker Chinas [Çin Sınır Halklarının Kültür ve Yerleşimi], T'oung Pao' ya ek, XXXVI, 1942; Liu Mau-Taai, Die chinesischen Nachrichten zur Geschichte der Osttürken (T’uküe) [Doğu Türklerinin (T'u-küe) Tarihi Hakkında Çin Haberleri], 2 c., Wiesbaden 1958. Chavannes, Çince metinlerin yorumlarını ve ayrıca Theophylaktos Simokatta ya da Menander'e ait Yunanca belgeleri de sunmaktadır. Bunları daha kapsamlı bir biçimde G. Moravcsik' de bulmak mümkündür: Byzantinoturcica, c. 1 ve 2, 2. baskı Berlin 1958. Müslüman coğrafyacı, tarihçi ve seyyahlar Türk kültürüne ilişkin çok zengin malzemeler sunmaktadır. ElMadâ'inî (752 - yaklaşık 840) çok ilginç bilgiler aktarmakta ve İbn-Hur-dâdbih (ölüm 885) etkileyici notlar sunmaktadır. 10. yüzyılda İbn-Fadlân, Volga Irmağının kıyısında yaşayan ve henüz Slav-laştırılmamış Bulgarların yanına yaptığı gezinin ana hatlarını anlatır. Anonim bir İran kroniği olan Hudûd el- 'âlam, el-Mas'ûdî ve el-Makdisî İbn-Fadlân'ın verdiği bu bilgileri büyük ölçüde doğrulamaktadır. Gardîzî, İbni Sina (11. yüzyıl), el-Marvazî ve el-İdrîsî belli konularda hâlâ çok değerli birer kaynaktır. 13. yüzyılda, daha çok Moğol tarihine ilgi duyan İranlı iki büyük tarihçi Ğuvaînî ve Raşîd-ed Dîn Fadlallâh, Uygurlardan ayrıntılı bir biçimde bahsederler. Haçlı Seferlerini anlatan tarihçiler bu konularda daha az bilgiye sahiptirler, ancak onlardan da yararlanılabilir: Örneğin Joinville, İslâmiyet öncesi döneme ait bazı olaylara değinir ki, bunların mutlaka bilinmesi gerekmektedir. El-Madâ'inî için bakınız Brockelmann, Alttürkische Volks-ıveisheiten. Festschrift für Hirth [Eski Türkçe Halk Bilgeliği. F. Hirth'e Armağan Kitabı], Berlin 1920, ve Hommel, Zu den alttürkischen Sprichıvörtern [Eski Türk Atasözleri Üzerine], Hirth Anniversary Volüme, Asia Majör, London 1932, s. 190. İbn-Fadlân'm yaptığı geziye ilişkin anlatıları tercüme edilmiş ve incelenmiştir: M. Canard, La relation du voyage d'ibn Fadlan chez les Bulgares de la Volga [İbn Fadlân'ın Volga Bulgarlarma İlişkin Seyahat Notlan], Annales Inst. Etudes Orient, XVI, Algier 1958, s. 41-146, ve Z. V. Togan, İbn Fadlâns Reisebericht [İbn Fadlân'm Seyahat Notları], Leipzig 1938 (burada yararlanılmıştır). V. Minorsky, Hudûd al-'âlâm, The Regions of the World [Hudûd al-'âlam, Dünyanın Bölgeleri], London 1937. Sharaf al-Zamân Tâbir Marvazî on China, the Turks and India [Çin, Tüıkler ve Hindistan Üzerine Sharaf al-Zamân Tâhir Marvazî], London 1942. Tamîm ibn Bahr’s journey to the Uyghurs [Tamîm ibn Bahr'ın Uygurlan Ziyareti], BSOAS, XII, 1947-48, s. 275- 305. El-Makdisî, Le livre de la creation et de l'histoire [Yaratılışın ve Tarihin Kitabı], tercüme eden C. Huart, 6 c., Paris 1899-1919. El-Mas'ûdî, Les Prairies d'Or [Altın Çayırlar], (metin ve tercümesi: Barbier de Meynard ve Pavet de Courteille, 2 c., Paris 1861-1877). İbn Sînâ, Le livre des directives et des remarques [Yönerge ve Talimatlar Kitabı], (tercüme eden: M. A. Goichon, Paris 1951). El-Idrîsî, Kitab Rojar, (Geographie d'Idrîsî, Kitab Rojar başlığı altında tercüme edilmiştir, 2 c., Paris 1836-40). Quatremere, Histoire des Mongols de la Ferse [İran Moğollarmm Tarihi], Paris 1836. Blochet, Introduction a l'histoire des Mongols [Moğol Tarihine Giriş], Leiden-London 1910. Berezin, Raşîd uddîn, Trudi Vostocnago otdeleniya Impera-torskago Arkeologiceskogo obşcestva, c. V, VII, XIII, XV, 1858-88. J. A. Böyle, The History of the World Conquerer [Dünya Fatihinin Tarihi], 2 c., Manchester 1958.