Her gün biriken bulaşığı ve çamaşırı yıka. Mutfağı süpür, çöpü dışarı çıkar. Postayı al ve ayıkla. Her gün e-postaları oku ve cevapla. Her gün yıkan. Banyo kirlenir, temizle. Yerleri süpür, sil. Toz al. Kıyafetler küçülür, yıpranır; berbere, dişçiye ve doktora gidilmesi gerekir. Derin düşüncelere zaman yok, sadece binlerce iş.
Aşk, yalanlarla ilerler. Doğrular, aşkın hijyenini yok eder. En büyük yalanlarını sevgilinden esirgersen, duygularında samimi olduğunu ispat edemezsin. Kalbimize aşk oku saplandı mı, gözlerimiz: "Bana karşı dürüst davranıp her şeyi berbat etme sakın" demeye başlar.
"hiç düşünülmeyenleri düşünüp, üzerine hiç konuşulmayanları konuşuyoruz. bir arada yaşadığımız bu toplumda birbirimizden ne kadar da habersiz olduğumuzu fark ettik. çoğunlukla uzakta, bambaşka bir dünyadaymış gibi gösterilen ve ihtiyacı olan tek şeyin yardım, ilgi, şefkat olduğu algısı yaratılan ‘“engelli”” kişilerin gerçekte sanıldığı gibi uzakta ve kırılgan olmadığını, sokakta her gün karşılaştığımız sıradan insanlar olduğunu biliyoruz ve yeni bir pencere açıyoruz. hep birlikte utanmadan, çekinmeden, kimi zaman da saçmalayarak merak ettiğimiz, canımızın istediği her şeye bir bakış atıyoruz."
bunları oku. denize karşı bir sigara yak. tek şekerli, demli birçay koy masaya. çok neşeli bir müzik çalsın mutlaka. kapat gözlerini. gülümse. çünkü ...
BÜTÜN KADINLARIN KAFASI KARIŞIKTIR.
çünkü ...
bir gün bir anda, bazı kızgınlıklarını unuttuğunun farkına varacaksın. artık pek düşünmediğini, çünkü artık bildiğini anlayıp, ellerini bir klarnet taksimi gibi uzatacaksın. hala kafan karışık olacak. ama artık bunu seveceksin. sevmelisin de. çünkü ...
KADINSIN ...
... BİR ÇİÇEGİN YANINDAN GEÇER GİBİ YAŞAMALIYIZ ASLINDA.