Beyhude bir ömrü, sürükledim , durdum..
9/10
·214 syf.··
2026 15. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2026 17:05
Edebiyatımızın şahane yazarlarından birisi olduğunu hep duyduğum, ancak tanışmak vaktinin şimdi hasıl olduğu Yakup Kadri Karaosmanoğlu .. ne şaheser yazmış ama.. Öyle ki, kolum yok oldu, öyle ki ruhum kavruldu, öyle ki insan olmaktan utandım.. Savaş sonrasında, Türk köy hayatını, edebiyat çemberine alıyor yazarımız. Fakat önsözde bu eser, ne bir edebi eserdir ne de siyasidir diyor... Siyaseti bilmem ama edebiyat konusunda çok eminim ki ; bu eser realist bir yazın... İnsan bazı eserleri okuyunca, Aman yarabbi! Bu nasıl güzel bir anlatım, nasıl doyum verdi bana der ya ; bana da bu eser öyle bir tat verdi. Anlatıcı, içimizden.. Gözlemci bir tanık olunca, bu hisler normal belki de.. Ya da bu eserinde okunma zamanı ,bu zamandı, bilemiyorum.. Düşünüyorum sadece.. Ücra köylerden, oranın insanlarından, acılarından, nasıl da bihaberiz.. Orada çoçukluk, kadınlık, gençlik, mutlu olmak yok.. Hep bir cefa var.. Cahil kalmış ,kulakları sağır bir,Anadolu insanı var.. Tüm çıplaklığıyla anlıyor insan bu eserde bunu.. Koluyla birlikte, ruhunu, geleceğini kaybetmiş, Yaban'ın biri o.. Çok güzel bir Anadolu panoramasıydı benim için kitap. Dil ağır gibi gelse de,ben anlama konusunda sorun yaşamadım.Kesinlikle, okunmalı diyorum. #294472898 Kitabı hem okudum, hem dinledim. Seslendiren ; sevgili Gürsu Gür'e de saygılarımı sunarım..
Roman
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,6bin okunma
Yine okumaya geç kaldığım için kendime kızdıran bir kitap
10/10
·88 syf.··
2025 16. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2025 01:42
Öncelikle, bu kısacık kitapta dünyanın duygusunun olduğunu söylemek istiyorum. İsteyen mutluluk, isteyen acı, isteyen gamsızlık, isteyen unutulmazlık, isteyen vefa, isteyen cefa bulur… Sanırım ben hepsini de buldum bu güzel hikayede. Aziz Bey Hadisesi ismi kitaba cuk oturmuş. Hakikaten ‘hadise’ niteliğinde bir hikayesi var adamın. Asla burnundan kıl aldırmayan, dik başlı, bir o kadar gururlu, bir o kadar da kibirli bir adam Aziz beyimiz. Ama içi boş gururlar, kibirler değil bunlar. Hikayede anlatılanlar doğrultusunda bakarsak, hak edilmiş şeyler hepsi. Ömrü yanlışlarla dolmuş taşmış ancak ona göre, abartılı kibrinden ve gururundan dolayı, hiç de yanlış değil aksine çok doğru bir yaşamı var. Bu yaşamı kafasında kurmuş aslında ve gerçekten yaşadığına da bir süre sonra etrafındakileri bile inandırmış. Adama karşı müthiş bir saygı var herkeste. Kimseye bir kötülüğünün de dokunmaması bu saygıyı kat kat artırmış ve onu ‘Aziz Bey’ haline getirmiş. Hep burnunun dikine gitmesi de başına olmadık belalar açmış. Hayatındaki insanları birer birer kaybetmesi de onu bu yaşamdan alıkoymamış, aksine ‘olması gereken hatta Aziz Bey’e lazım olan’ buymuş gibi kabullenip tam gaz hayatına devam etmiş. Muazzam bir gamsızlık, umursamazlık, hatta bencillik gibi görülen bir yaşam tarzı. Onu bu gamsızlıktan çekip alan ancak hayatının geri kalan kısmını da belirleyen bir aşk macerası, onu ‘hadise’ olma noktasına getirmiş. Kalp yıkıcı, bir ömür omuzlardan yükü inmeyecek, hafızadan silmesi çok zor bir aşk macerası hem de. Nitekim beyimizde de bu aşk, bahsettiğim gibi olmuş… Bir süre sonra da aşklıktan çıkıp saplantıya dönmüş… Bu debdebenin içerisinde, çabalamadan elde ettiği bir başka aşk ise, ona gerçekleri geç kalınmış bir halde göstermiş ve beyimizi artık tahammül edilemeyecek bir adama
Edebiyat
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,7bin okunma
Reklam
Puan vermedi·95 syf.··
2025 10. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2025 01:05
Kaç kere ölür bir insan? Memleketini terk etmek zorunda kalınca mesela ölür mü ruh? Sevdiklerinden ayrılınca? Kaç kere kırılır bir ömür? Umutları, hayalleri, yaşam sevinci kalmayınca ölmeli mi insan? Ölümü tanımlamak için illa ölmek mi gereklidir? Ölüm herkesin penceresinde başka bir manzaraya açılıyorsa eğer, tek bir ölümün varlığından bahsedebilir miyiz? Her şeyi anlamlandırabilir de insan ‘ölüm’e gelince ahraz olur, lal kalır. Dürüst, dost canlısı, insan ve hayvan sevgisi ile dolu, güzelliğe hayran, zeki ve nükteci bir ruh için yaşanılabilir bir dünyada mı yaşıyoruz? Sadık Hidayet zihnimde bu soruları canlandırıyor. Sadece tek bir kitabından değil elbette ama hayat hikayesi de bu sorulara cevap olmak yerine iyice derinleştiriyor. Dünya hassas kalpliler için bir cehennem gerçeği çevresinde hayatı cehennem olan bir insanın ömrü. Bu cehennemi yaşatan, kaleminden kağıda akıtan, günün sonunda tam da anlattığı şekilde, hayata anlam bulamayıp hayatı da terk eden bir ruh. ‘’Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar.’’ Sadece bu cümleyi kurmak için bile ne kadar yara alması gereklidir bir insanın? Muhtemelen bu yaraları hala kanıyordur. Sadık Hidayet, 1903 yılında Tahran’da varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş ve eğitimini yurtdışında tamamlamış bir yazar. İran’da kitaplarının satışı hala yasak olmasına rağmen Modern İran edebiyatının en önemli ismi olarak kabul ediliyor. Yazılarında Doğu’nun etkileri görülmekle birlikte Batı edebiyatına daha yakın olduğu rahatlıkla söylenebilir. Hatta eserlerinde Kafka karamsarlığını görmek mümkündür ancak bana göre Sadık Hidayet Kafka’dan çok daha umutsuz bir karamsardır. Kafka’nın umutsuzluğu daha çok düşüncede birleşirken bence Hidayet’in karamsarlığı tam da Orta Doğuvari
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,7bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2024 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2024 09:20
Aytmatov'un bozkır tasvirlerini o kadar seviyorum ki kendimi bahsi geçen mekanlarda at üstünde dört nala giderken hissetmeme neden oluyor. Bu yüzden şimdiye kadar okuduğum kitaplarında sevmediğim tek bir tane bile yok. Bu kitap da Orta Asya'nın bozkırlarında savaşın enkazlarında hayatta kalmaya çalışan bir annenin yaşadıklarını buğday tarlasında toprağa anlatması konu ediliyor. Tolgonay ananın yaşadıkları bana Yu Hua'nın "Yaşamak" adlı kitabını hatırlattı. "Toprak Ana" II. Dünya Savaşı yıllarını, "Yaşamak" ise 60'yıllarda geçen Kültür Devrimi zamanını anlatır. Her iki zaman dilimi de dönem insanına türlü sıkıntı ve cefa getirmiştir. İnsanlar aç kalmış, sevdiklerini yitirmiş ancak bunu ne için yaşadıklarına bir anlam verememiştir. Kimin için katlanmışlardır bunca acıya? Bu soruya cevap arayarak belki birçokları hayatını yitirmiştir. Bu sebeple Tolgonay ana ile Fugui sevdiklerinin akıbeti konusunda aynı kaderi paylaşan iki insan. Tolgonay ana da tıpkı Toprak Ana gibi büyümüş büyütmüş ve sonunda bağrına taş basmak zorunda kalmış güçlü bir karakter. Hayat kendisine ve sevdiklerine türlü sıkıntılar verse de ayakta kalmayı başarabilmiş biri. Pes etmemek gerektiğini bu da gelir bu da geçer ağlama misali kendisine bahşedilen ömrü yaşamak mecburiyetinde kalmıştır. Hayatına kim girdi ise onunla yaşamış onunla defalarca ölmüştür. Kısa ama öz bir okumaydı. Başta da söylediğim gibi Aytmatov kitapları hiç pişman etmiyor beni.
1000k
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202277,9bin okunma
Geylani
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2021 68. kitabı
Sabırlı kulların bu dünyada çektiği cefa, Yüce Allah`ın (C.C) gözünden kaçmaz. Siz bir an olsun O`nun uğruna sabır yolunu tutun, yıllarca ecrini alırsınız. Ömrü boyunca "Kahraman" lakâbıyla gezen, onu bir anlık cesareti sonunda kazanmıştır.
Dini
Gönül İncileriAbdülkadir Geylani · Bahar Yayınları · 200736 okunma