"DUAYI YENİDEN KEŞFETMEK"
"Dua, imanda istikrarı tesis eder. İnançlı ama hiç dua etmeyen birinin imanının sabitliğinin bozulması, bir sarsıntı anında yitip gitmesi ihtimal dahilindedir. Çünkü dua, imanı canlı tutan bir ruh, onu muhafaza altına alan bir fanustur. Allah'ı hatırlatan güçlü bir zikirdir. İnsanı en hızlı şekilde tevhide taşıyan bir asansördür. İçindeki iman nurunu parlatmak isteyen kimse duaya sarılmalıdır."
İnsanın en derin yalnızlığı, etrafta kimse yokken değil; elini açacak bir kapıyı unuttuğu andır.
İnsan en çok çaresiz kaldığında değil, dua etmediğinde yalnızdır.
İnsan, dertleriyle meşhur bir varlık. Gün geçmiyor ki canımızı sıkan bir şeyle karşılaşmayalım. Geçmişin mutsuzlukları peşimizi bırakmıyor, geleceğin belirsizlikleri şimdiden kaygılandırıyor. Üstelik ne yazık ki çoğu zaman kendi duygu ve düşüncelerimiz bize teselli olacağına, acılarımızı daha da alevlendiriyor. Bir de kontrol edemediğimiz arzular, hevesler, öfke ve ihtiraslar eklenince hayatın tadı iyiden iyiye kaçıyor.
Çaresizlik anında farkındalığımız yüksektir. Acı, sıkıştırır. Ama dua etmediğimizde o sıkışmışlığın içinde açılacak bir pencere olmadığını hissederiz. Asıl yalnızlık budur: Sadece kendi gücünle kalmak.
Dua, her şeyi yönetenle bağ kurmaktır.
Dua, “çaresizim” dediğin yerde “Sana güveniyorum” diyebilmektir.
· Dua, düşmeyi engeller.
· Düştüysek, kalkmayı kolaylaştırır.
· Musibetlere karşı manevi bir kalkan olur.
· Ümitsizlik, hüzün ve korkuyu dağıtır.
Dua sadece bir istek değil; bir dalgakırandır.
Başa geleni durdurmayabilir ama gelenin seni yok etmesine izin vermez.
İnsan duayla Rabbine yöneldiğinde, ilahi hazinelere açılan bir kapının eşiğinde durur. O kapının ardında:
Çözülmeyen mesele yoktur, ulaşılmayacak rahmet yoktur, gelecek korkusu kalmaz.
Dua, sadece zor anın değil,