Endonezyalı kabile reisleri
Kendilerine içki önerdim; bekledikleri buydu ve Peygamberleri, Button hükümdarının, Fransa'nın, Hollanda Doğu Hintelleri Kumpanyası'nın ve bizim mutlu yolculuğumuzun refahı için içmelerine izin verdi. Onun üzerine bana ellerinden gelen her türlü yardımı vaat ettiler ve son üç yılda değişik zamanlarda buradan üç İngiliz gemisinin geçtiğini, o gemilere su, odun, kümes hayvanları ve meyveler tedarik ettiklerini, onlarla dost olduklarını ve bizim de dostları olacağımıza inandıklarını eklediler. O sırada kadehleri doluydu ve öncesinde birçok defa silme dolu kadeh boşaltmışlardı.
Yara izlerini yok etmeyi önerdim. Başını iki yana salladı; "Kendimi nasıl tanıyacağım?"
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
"Yeni bir şey denemeye ne dersin?" diye önerdim ve yanına dönüp bir elimi uzattım. "Adım, Darrow. Yaygın söylentilerin aksine, cam yemem. Müziği, dans etmeyi severim ve taze meyveye, özellikle de çileğe bayılırım." Güldü. "Çok aptalca. Kendimizi yeniden mi tanıtıyoruz?" "Zırh olmadan. Sadece iki insan olarak. Bekliyorum." dedim şakacı bir tavırla.
Eskimiş koltuk yüzünden bahsediyorlar:)
Yüzlerce defa yüzünü değiştirmeyi önerdim sana, ama sen “Ya döşemeci, ya ben,” diye cevap verdin.
Sayfa 5·Kitabı okudu
Alıntı
Eşyalarımızı burada bırakıp kaplanı takip etmeyi önerdim. Dersu beklediğim gibi reddetmek yerine, hemen bu fikre katıldığını belirtti. Tayganın kaplana bol bol yiyecek sunduğunu ve hayvanın insanlara saldırması için bir sebep olmadığını söyledi. Kaplan yaban domuzlarını takip ederken yolunun üstündeki insanları görünce domuzlara değil kampımıza saldırmıştı. Dersu sözlerini, “Böyle bir Amba öldürülebilir, günah olmaz,” diye bitirdi.
Yara izlerini yok etmeyi öner­dim. Başını iki yana salladı. “Kendimi nasıl tanıyacağım?”
Sayfa 220·Kitabı okudu