“Sovyetler boğazlardan hak istedi” anlatısı:
SSCB savaş bittiğinde Boğazlar Rejiminin Karadeniz’in güvenliğini sağlayan hükümlerinin Türkiye tarafından uygulanmamasını gerekçe göstererek iki ülke arasındaki Dostluk ve Tarafsızlık paktının on yıl süreye otomatik olarak uzatılması mekanizmasını işletmez ve yeni bir anlaşmanın imzası için görüşme talep eder. İki taraf arasındaki görüşmeler sırasında, Türkiye’nin “Almanya’ya karşı direnemezdik” bahanesine karşılık, eğer “bu konuda yetersiz olduğunuzu düşünüyorsanız Boğazları birlikte savunabiliriz” fikrini ortaya atar. Bu resmi bir öneri değildir ama Türkiye sermaye düzenine “Boğazları talep ettiler” yaygarasıyla İngiltere ile ABD’nin kapılarını aşındırma olanağı sağlar. Sonuç olarak ortada iddia edildiği çerçevede resmi bir toprak talebi de, saldırma tehdidi de yoktur ama oyun sahneye konmuştur. ABD ile ittifak ve NATO üyeliği Türkiye’yi Sovyetler Birliği’nin işgalinden korumuştur masalının özü budur.
Alıntı
Bir davranışla ilgili olarak “Asla yapmam” dediğimde, tam da öyle davranmama varan bir geri sayım başlıyor.
Sayfa 105·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ama düşünce adamı artık yine sahnededir ve her zaman bu sahnede kalacaktır. Asya düşüncesinden, Türk insanına, Türk aydınına yöneliş. Osmanlı gerçeği, İslâm gerçeği. Can çekişen bir imparatorluğun anatomisi, siyasî plandan düşünce planına, son iki yüz yıllık zaman dilimi içinde ortaya çıkan bürokratlar, devlet adamları, aydınlar. Osmanlı aydınından Türk aydınına, batılılaşmadan çağdaşlaşmaya, tarihten günümüze, düşünceden edebiyata, İslâmî düşünceden Marksist düşünceye, ideolojilerden anarşi, terör ve anomiye, ansiklopedilerden Kitâb-ı Mukaddes'e kanat açan engin bir tecessüs. Gaye kendimizi tanımak, kendimizi yani dünüyle bugünüyle Türk insanını, Türk toplumunu, Türk aydınını, Türk düşüncesini. Kendimizi tanımak ve anlamak için de Batı'nın, ilmin kılavuzluğu, sağduyunun, aklın, imanın kılavuzluğu gerek. 1974 yılına gelinmiştir ve yeni bir hüviyet, yeni fikirler, yeni bir arayış içinde peş peşe çıkan ve her biri geçmiş on yıl içinde makaleler halinde çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanan yazıların metodik birer derlenmesi, bir bütün haline getirilme çabası sonucu ortaya çıkan kitaplar ve kitaplar: 1974-84 arası yarım düzine eser, birkaç da çeviri. Cemil Meriç'in fikir serüveni buralarda noktalanmış gibidir; 1984 sonbaharında geçirdiği bir beyin kanaması sonucu sol tarafına felç yerleşmiş, yaşı da yetmişine merdiven dayamıştır. Ama o, bugün, geçmişiyle gururlu; yaptığıyla, yapmak istediğiyle gururlu; sakin, güleryüzlü, okunmayı, anlaşılmayı, sevilmeyi, takip edilmeyi, aşılmayı bekleyen, ümit eden, temenni eden mütevazı bir fikir işçisi. Cemil Meriç'in hayatının anlamı kitaplar... kitaplar, yani kitaplarda yaşayan insanlar: Düşünceleriyle, duygularıyla, büyük insanlar onun her zaman kılavuzu, arkadaşı, dert ortağı. Bazen onlarla beraber düşünür, bazen onlardan ayrı
“Bizim yazarlarımızdan büyük bir çoğunluğu, niçin, insanları anlamak, insanlarla anlaşmak yerine, reçete yazmayı yeğliyor? (…) Ben bir yazarım. Yalnız bir yazar. Yani yazan bir kişi. İnsan ruhunun mühendisi falan değilim. Benden herhangi bir konuda bir çözüm ya da bir öneri beklenmesin.” Ferit Edgü
Alıntı
YOLUNDA GİTMEYEN ŞEYLERİ DEĞİŞTİRMEYE ÇALIŞMAK, BUNUN İÇİN BİR ÖNERİ SUNMAK, ALTERNATİF PLANLAR ÜRETMEK YA DA YAPILANIN DAHA İYİSİNİ YAPMAK ZAHMETLİ VE KIYMETLİ BİR İŞTİR FAKAT GENELLİKLE KRONİK MEMNUNİYETSİZLER BUNU TERCİH ETMEZLER, SADECE ŞİKÂYET EDERLER.
Dergi
Vasat eser herkesçe anlaşılan eser demektir. Vasat okur da her okuduğunu anlayan okurdur. Bu nedenle vasat eserle vasat okur bir vasatta buluşurlar; burada herşeyin bir ortalaması alındığı için anlaşılmamak gibi bir sorun ortaya çıkmaz. Çünkü vasati zemin bir şeyi yorumlayarak anlama gereğini ortadan kaldırır; orada herşeyi anlama olanağı kendiliğinden vardır.... Tabi vasat eser için, bunun anlamı yüzünden yazmak, vasat okur için yüzünden okumak, vasat ortam için de yüzünden iletişim demek olduğu açıktır. Anlatılması gereken layıkıyla anlatılmadığı, anlaşılması gereken layıkıyla anlaşılmadığı için her şeyin karanlıkta kaldığını; ne yeni bir soru ne yeni bir öneri getirilmediğini, dahası olanların da üzerinin örtüldüğünü söylemeye gerek bile yok. Cemal Şakar
Sayfa 9 - Cemal Şakar