Of ooff
Akhilleus tepede durmuş, savaşın Troya ovasında ilerleyen karanlık şekillerini seyrediyor. Yüzlerin veya siluetlerin kimlere ait olduğunu seçemiyor. Troya’ya doğru akın, denizin yükselişine benziyor. Kılıçların ve zırhların ışıltısı, güneşin altında parlayan balık pulları. Yunanlar, Troya’lıları bozguna uğratıyor. Tıpkı Patroklos’un dediği gibi. Kısa süre sonra Patroklos dönecek, Agamemnon da diz çökecek. Yeniden mutlu olacaklar. Ne var ki bunu bir türlü hissedemiyor. İçinde bir uyuşma var. Kıpırdanan ova sanki Gorgo’lardan birinin yüzü, baktıkça Akhilleus’u yavaş yavaş taşa çeviriyor. Yılanlar gözünün önünde dönüyor da dönüyor, Troya’nın duvarlarının dibinde koyu renkli bir düğüm haline geliyorlar. Bir kral düşmüş. Belki de bir prens. Cesedi almak için boğuşuyorlar. Kim peki? Elini gözlerine siper ediyor ama başka bir şey anlayamıyor. Patroklos ona anlatır. Her şeyi parça parça görüyor. Kumsaldan kampa doğru gelen adamlar. Odysseus, diğer kralların yanında topallıyor. Menelaos kollarında bir şey taşıyor. Çimen lekeli bir ayak gevşekçe sallanıyor. Karışık saç bukleleri uydurma kefenden dışarı dökülmüş. Uyuşukluk şimdi merhametli geliyor. Son birkaç uyuşukluk ânı. Sonra düşüş. Boğazını kesmek için kılıcına davranıyor. Ancak eli boşluğa denk gelince hatırlıyor kılıcı bana verdiğini. Sonra Antilokhos bileklerini yakalıyor, herkes bir ağızdan konuşmaya başlıyor. Yalnızca kan lekeli kumaşı görebiliyor. Kükreyerek Antilokhos’ın ellerinden kurtuluyor, Menelaos’u yere deviriyor. Cesedin üstüne yığılıyor. Anlayış bütün vücuduna yayılıyor, onu boğuyor. Boğazı yırtılırcasına bir çığlık koparıyor. Sonra bir çığlık daha, bir çığlık daha. Elleriyle saçlarını yakalayıp yolmaya başlıyor, altın rengi tutamlar kanlı cesedin üstüne düşüyor. Patroklos, diyor. Patroklos, Patroklos. İsim
Sayfa 299·Kitabı okudu
Hayata Bakış
Uyandın yağmur yağdığını fark ettin ve zihninden 'Ooff yine ne berbat hava,' düşüncesi geçiyor. İç sıkıntısıyla yataktan kalkarsın değil mi?
Sayfa 140 - Oysa iki örnekte de olan aynı: Yağmur yağıyor. O halde sıkılman ya da gülümsemen yağ­ murdan mı, yoksa yağmurla ilgili düşüncenden mi?"
Edebiyat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ooff, bu duygulu, bu kuruntulu kalplerin ebedi tereddütleri... Bu sevilmemiş olmak korkuları!.. O tereddütler o korkular ki en açık itiraf karşısında bile devam eder, ruha azap verir, kalbi parçalar.
Alıntı
Gerçek şu ki, olan oluyor ve bizler sadece olanla ilgili düşüncelerimiz sonucu oluşan duyguyu yaşıyor ve bu duyguların oluşturduğu hale giriyoruz. Bak mesela, sabah uyanıyorsun ve yağmur yağıyor diyelim. Fark ettiğin anda, zihninden diyelim ki ‘ ne romantik bir hava,’ düşüncesi geçiyor. Hafif bir gülümsemeyle yataktan kalkıyorsun. Şimdi gel filmi geri saralım. Uyandım yağmur yağdığını fark ettin ve zihninden ‘ooff yine ne berbat hava,’ düşüncesi geçiyor. İç sıkıntısıyla yataktan kalkarsın değil mi? Yine iki farklı duygu yaşanıyor, iki farklı hal var girilen, iki farklı kişi kalkıyor o yataktan. Oysa iki örnekte de olan aynı: yağmur yağıyor. O halde sıkılma ya da gülümsemem yağmurdan mı, yoksa Yağmur‘la ilgili düşüncemden mi?
ooff içimi kararttın schopenhauer
ne olursa olsun var olan hiçbir şeyin çabamıza değmediğine, bütün uğraş ve di­dinmelerimizin beyhude, bütün iyi şeylerin boş ve gelip geçici..
Okuduğum son kitapsa Victor Hugo'nun Sefilleri'ydi. O da ortaokulda dönem ödevim olduğu için. Kırtasiyeden 60 sayfalık özetini almıştım. Onun bile özetini çıkaramadım. Aradan seçtiğim 10 sayfayı kâğıda geçtim. Hoca anlamış olacak ki, kitabı anlatmamı istedi. Ne anlatayım dedim hocam, sefillik, garibanlık, yoksulluk, rezalet, ooff off off! " Dert çekmeyen ne bilir, dert çekenin halinden. Ben ne yaptıııım söylee sanaaaa tutmuyorsuuun eeliimdeeeen... " diye Ferdi Tayfur şarkısına bağladım.
Sayfa 25
Alıntı