Son..
Oradaydı. Sessiz, orada yatıyordu. Dokundum. O kadar soğuk, o kadar soğuktu ki irkildim. Gerçek olduğuna hala inanamıyordum, daha sadece birkaç saat önce yaşıyordu, birkaç gün önce de yürüyor, çiziyor, örgü örüyordu. Şimdi ise..
Sayfa 250
Roman
Dünyanın acı bir tadı var...
Hayat hakkında bir fikrim vardı; içimde bir umut yaşıyordu. Çabalamaya, acılara ve özverilere hazırdım. Ama yavaş yavaş anladım ki, dünya benden böyle şeyler istemiyor. Hayat bir kahramanlık destanı değil. Günümüz dünyası insanların yemeler, kahve yudumlamalar, örgü örmeler, iskambil oynamalar ve radyo dinlemelerle yetinip hallerine şükrettikleri rahat bir orta-sınıf evi.
Sayfa 154·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
İnsanı da insandan
Alfonso pürdikkat, kara gözlerini Kalender'in ela göz halkalarından ayırmadan dinledi. Titrek elleri, birkaç kez aklarım karaları kovaladığı örgü sakalının ucundaki boncuğa gitti. Kalender: "İşte böyle..." diyerek hikâyesini dürüp bakışlarımı denize daldırdı. Alfonso da aynını yapıp: "Aşk... Ne amansız bir fırtına! Eti kemikten, kanı damardan, nefesi bedenden ayıracak kadar." dedi. Kalender, yirmi yıllık dostuyla dertleşiyormuş gibi hisseder-ken: "İnsanı da insandan..." diye ilave etti. 120
Sayfa 120·Kitabı okuyor
Modernite sayesinde duygular, kimyasal tepkimelerin (bilimsel) saygınlığına kavuştu. Düzenli psikotrop kullanıcısı kendini bir bedene bağlı bir tür konsol olarak yaşar, duygulanımsal performanslarını gönlüne göre programlar. Genel olarak çevresindeki teknikler ona, bu kullanımın az çok uzun vadeli sonuçları hakkında gerçek bir kaygı duymaksızın, pragmatik bir verimlilik ahlakını öğretir. Bu teknikler, her şeyin çaresinin olduğu, çalışma kapasitesini sonsuzca genişletmenin ya da nihayet huzur içinde uyumanın bile mümkün olduğu yönünde yaygın bir duygu üretirler. Ruh halini ya da uyanıklık halini değiştirmek isteyen her bireyin elinin altında, P. K. Dick'in "ruh hali orgu" misali, geniş bir ürün demeti vardır: Bunlar sayesinde arzu ettiği psikolojik hali edinmek için beklemesi ya da sabredemeyeceği bir disiplin geliştirmeye çalışması gerekmeyecektir. Yutulan hapın, sonuç elde etmek için gerekli süreyi ortadan kaldıracağı, istenen hali istenen anda özel bir çaba gerekmeksizin sağladığı varsayılır: Kişinin tek yapması gereken kendi ecza dolabına uzanmaktır. Hap, endişe ya da yorgunluğun bir kısmını ondan alarak ihtiyaç duyduğu güç ya da uyanıklığı sağlar. Böylelikle rahatsızlığın daha yoğun bir çözümlemesine de gerek kalmaz, bedenin protestosu susturulur, bedenin ağzına kilit vuran biyokimyasal araçlarla "işleyişi" zorla sağlanır. Ama bütün bunlar ancak bir yere kadardır; çünkü bu ürünlerin kullanımı yan etkilerden ya da istenmeyen etkilerden bağışık olmadığı gibi etkileri de çoğu zaman sınırlıdır.
Sayfa 61
Salkım söğütlerin el ele vererek koyu gölgeler oluşturduğu sokaklarda yan yana dizilmiş, kiremitten yapılma, üzerleri koyu mavi ahşap kaplamayla süslenmiş cümle kapıları olağanüstü güzellikteydi. Mahremiyeti ihlal etmeme adına gözlerimizi kaçırmaya çalışsak da, ardına kadar açık kapılardan zaman zaman evlerin iç kısımları da görülüyordu. Çoğunda, ortadaki hiç avluya açılan sıra sıra kapılar vardı. Geniş aile düzeninin klasik mimarimizi şekillendirdiği tipik bir örnekti, gördüğümüz. Bazı evlerin kapılarında tüller ve incecik perdeler asılıydı. Öğlen sıcağını hafifleten tatlı bir rüzgârla dalgalanan tüller ve perdeler... Kapılardan girip çıkan, bisiklet süren, oyun oynayan çocuklar... Avlularda oturan, sohbet eden, örgü ören, yemek hazırlayan kadınlar... Ara ara yanımızdan geçen seyyar satıcılar, süpürgeciler, çerçiler... Atmosfer öylesine asude ve öylesine sekinet doluydu ki, kendimizi adeta zamanın ve mekânın içinde kaybettik. Heyhat ki, hemen arka planda devam etmekte olan inşaat bittiğinde, oraya doğru akın edecek Çinliler, şehrin tam göbeğine yerleşecek "eğlence" hayatı ve modernleşmenin getireceği türlü problemler, bu sakin semtleri de vuracaktı ister istemez. Tam bu noktada, şehirlerin dev apartman bloklarıyla, dışarıdan gelen yoğun nüfusla, süfli eğlence ve tüketim mekânlarıyla doldurulmasının yerel kültüre indirdiği öldürücü darbe bağlamında, senin politikaları ile İslam coğrafyasının her yerinde yaşadıklarımız arasında can sıkıcı bir geçişkenlik gördüm. Bizdeki kültürel ve dini yozlaşma da aynı kanaldan akıyordu maalesef. Doğu Türkistan'ın kadim bir şehrinin ara sokaklarında bunu fark etmek, ayrıca sarsıcı ve moral bozucu oldu açıkçası.
- sadece örgü ördüğü için dikkatleri üzerine çeken kadın, Kader’in ağlarını örerken sergilediği türden bir kararlılıkla, örgüsünü örmeye devam ediyordu. Çeşmenin suyu akıyordu, nehrin suları akıyordu, gün geceye akıyordu, şehirdeki yaşam ölüme akıyordu; âdet böyleydi, zaman ve devran kimseyi beklemezdi.
Sayfa 143 - İş bankası·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam