Bakılmayan Pencere
Puan vermedi
Tuba Karatop bir sanatçı. Bunu öykülerinde bir kez daha anlıyoruz. Hiç aceleye getirmeden sindire sindire kurgusunu işliyor. Sona yaklaştığımızda bir iç sese dönüşüyor kahraman. Onunla bir yerlerde muhakkak karşılaştığımıza inanıyoruz. Herbaryumda çocuklarını büyüten anneler var hikâyelerinde. Kendi kendine çelme takan insanlar. Öfkesini sığınak yapmışları da anlatıyor bize. İnsanın içine girdiği gibi evlerin de içine giriyor yazarımız. Evlerin şarkılarından bahsediyor bize. Ait olmadığı evin bir anda tek sahibi olanlardan. Bir ölünün ardından evi terk eden eşyalardan. İnsanın acziyetini, kendiyle yüzleşmelerini geniş bir perspektiften anlatıyor. Dil işçiliğinde de emeğini sonuna kadar vermekten geri kalmıyor Sevgili Tuba. "Gerçi ölüm yarım bıraktırır. Bu örgü tamamlansaydı eminim başka bir şey yarım kalacaktı. Örgüyü bırakan kadın bir şey söyleyip söylememek arasında bocalıyor. "Değerli eşya harici genelde pek bir şey bırakmayız." Gerçeği bağırıyor hepsi. Bir gün siz de bir şeyi olduğu gibi bırakıp gideceksiniz. Tamamlanmamışı arkanızda bırakarak diğer kadın sözünü bitirmesine izin vermiyor. "İşine bak." Birkaç alıntı "Hani iradesi olsa şöyle eteklerini toplayıp üç dört adım atacak,t kumlara bata çıka denize kavuşup köklerini oraya salacaktı. Fakat insanlar yine gün yüzü göstermez, bu kez Rahat yüzemiyoruz," derlerdi." "Matemli kumru değil, bilirim gülen kumru bunlar; beyaz kanatlı, boğazında siyah kolye taşır. Ekmeğimi yiyip pencereme bakıyor. Dik durmaya gücü olmayan başı ağırlaşmış bir karanfil gibi pencereye dayanıp izliyorum onları." "Mesela diğer çocukların gök Tuba KaratopTuba Karatop yüzüyle aralarında kimse olmadığını, salıncakta ayaklarını göğe doğru kaldırdıklarını görecekler." "Babama göstermediği sevinci açmak üzere olan çiçeğe yeni doğum yapan kediye yazın ilk
Edebiyat
Bakılmayan PencereTuba Karatop · Şule Yayınları · 202517 okunma
10/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 23:49
Küçük Mucizeler Dükkanı kitabının ikinci cildi. Lydia Hoffman açtığı yüncü dükkanında ablası Margaret ile birliktedir. Yine birbiriyle hiç tanışmayan üç kişiye dükkanında örgü kursu verir. Birbirinden tamamen farklı kişilerin yüncü dükkanında kesiştiği yolları, birbirlerinin sorunlarını çözmeleri, hayatlarını etkilemeleri gerçekten çok güzel anlatılmış. Kendi hayatınızdan uzaklaşıp dinlenmeye, huzura ihtiyacınız varsa okuyabileceğiniz bir kitap.
Bir Yumak MutlulukDebbie Macomber · Martı Yayınları · 20118,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hikâye bitmedi; sadece mekânı ve zamanı değişti.
Puan vermedi··
Beğendi
Kitabı okurken Bruno’nun masum gözleriyle gördüğü dünyayı düşündüm. Çocuğun gözündeki tel örgü sadece bir sınırdı, Shmuel ise sadece bir arkadaştı. Ama biz biliyoruz ki o tel örgülerin ardında insanlık tarihinin en büyük trajedilerinden biri yaşanıyordu. İşte bu masumiyet ile gerçek arasındaki uçurum, romanın en çarpıcı tarafı. Sonra aklıma günümüz geldi. Gazze’de, Doğubeyazıt’ta, Rojava’da çocuklar hâlâ savaşın gölgesinde büyüyor. Onların da gözünde tanklar, bombalar, tel örgüler belki sadece “oyunun engeli” gibi görünüyor. Ama biz biliyoruz ki o masum bakışların ardında çok ağır bir gerçek var: çocuklukları çalınıyor. Romanın verdiği ders aslında bugün için de geçerli. Büyüklerin kurduğu ideolojiler, savaşlar, çıkar hesapları… Hepsi çocukların dünyasında anlamsız. Onlar için tek anlamlı şey dostluk, oyun, güven. Ama tarih, ne yazık ki, bu masumiyetin üzerine defalarca gölge düşürüyor. Çizgili Pijamalı Çocuk’ta sessizlik var, düşündükçe içimiz acıyor. Ve günümüzdeki savaşlara baktığımızda görüyoruz ki bu hikâye bitmedi; sadece mekânı ve zamanı değişti.
Savaş
Çizgili Pijamalı ÇocukJohn Boyne · Tudem Yayınları · 202150,5bin okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2026 51. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 00:00
Lydıa 'Bir Yumak Mutluluk' dükkanını açalı bir hafta olmuştu. Kanser tedavisi görürken örgü örmeyi öğrenmiş ve bir çok kişiye de öğretmişti. Şimdi dükkanında bunu planlıyordu çünkü yapamazsın diyenler karşısında güçlü olmak zorundaydı. Dükkanda örgü öğreteceğine dair afiş hazırlanmış ve en sevdiği işi yapacaktı. Jacqueline oğlunun yanlış evlilik yaptığını düşünüyor , üstelik hemen babaanne olacaktı. Oğlunu kaybetmekten korkan Jacqueline torunu için örgü örmek için Lydıa'nın örgü kursuna katılmaya karar verdi. Carol tüp bebek tedavisi gören anne olmak için yanıp tutuşan genç bir kadındır. Eşi Doug ile mutludur bir bebekle taçlandırmak istiyordur bu evlliği. Tesadüf üzere geldiği örgü dükkanında kursa yazılır. Alıx iş molasında gördüğü afiş ile örgü dükkanına gelir ve bir proje için örgü örmek istediğini söyler kursa dahil olur. Bu dört kadının kesişen yolları tesadüfler üzerine bir araya gelişleri hüzünleri, mutlulukları, beklentileri, korkuları ve birbirlerine tutunarak hayata farklı bakışlarla farklı yol alışlarının hikayesi sıcacık akıcı ve umut dolu bir hikaye. Küçük mucizeler dükkanı herkese Umut olacak güzel bir konuyu ele alıyor güçlü kadın hikayelerini seven ağır okumalar sonrası dinlenecek bir şeyler arayan arkadaşlara tavsiye ederim. Mutluluğu beni bulmasını beklemektense ben onu bulmaya çalışmalıydım. Kalp dile gelince insanın yapacak bir şeyi kalmıyor.
Küçük Mucizeler DükkanıDebbie Macomber · Martı Yayınları · 201816,1bin okunma
10/10
·76 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2023 04:21
Tezer'den Kalanlar İç içe geçen yaşamlar vardır. El örgüleri gibi. Bu örülen giysi sizin sırtınızda da olabilir, karşınızdaki bir insanın sırtında da. Renk renk motifler. Ya da düz Hangi motif nerde başlıyor, nerde bitiyor çıkaramadığınız. Ama bir yerinden çekip koparmaya bakın. Örgü sökülür, eğer sararsanız adına ÇİLE denilen bir yumağı oluşturur.
KalanlarTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 20227,5bin okunma
Düşünüyorsak, var mıyız...?
10/10
·238 syf.·
2026 74. kitabı
Yaşadığımız hayat ne kadar gerçek ve kadar bize ait...kitabın sonunda sorgulama yaptığımız konu bu oluyor...kendi seçimlerimizi mi yaşıyoruz yoksa başkasının planları dahilinde önümüze konulan hayatı seçtiğimizi mi sanıyoruz... Fantastik bir örgü içinde geçen hikayede 1700 lü yıllarda ki Osmanlı dönemi işleniyor...saray ve Sultan'ın sembolik bir güç olduğu ama asıl gücün yeraltında gizlendiği,,,halkın ise bir dilenciler ordudunsan ibaret oldugu anlatılıyor... Yaşadığımız hayat bir düşler tarlası mı...ve o düşler tarlasını yine de biz değil başkaları ekip biçiyor...biz de hamallığını yapıyoruz... Kitapla ve sağlıcakla kalın...
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,6bin okunma