Gog, gerçekten de akıl hastanesinden fırlamış gibi görünen, ancak aynı zamanda ülkeler satın alabilecek servete sahip bir karakter. Kitap, onun notlarından oluşuyor ve bu notlar, onun yaşamından kesitler sunuyor. Gog, servetini arzuları, merakları için kullanıyor, insanlara dağıtıyor ve en uç noktalarda yaşıyor.
Onun bahçesinde dört tane mâbed yaptırması, içlerine farklı dinlerden liderler tayin etmesi ve kendisi de birinden çıkıp diğerine girmesi, gerçekten de çarpıcı bir görüntü. Einstein'la görüşme ayarlaması, evine gelip kendisine farklı şeyler gösterebilecek olanlara servetler vadetmesi, Gog'un ne kadar uç bir karakter olduğunu gösteriyor.
Gog, insanları sevmez, insana ait ne varsa nefret eder. Kendi gözünde var olmaya değer tek şey belki de kendisidir. Tanrı'yı sorgular, kadını sorgular, doğurganlığı sorgular, eşyayı sorgular, ancak hep bir iğrençlik hissi ile.
Kitapta, politika, sanat, bilim camialarından ünlülerle Gog'un yaptığı sohbetler, okunmaya değerdir. Gog, servetiyle her şeyi tadıp yaşarken, okuyucu "insan"ı sorgular. Gog'un mesaj verme gibi bir kaygısı olmasa da, kitap belki de insanlığa şunu fısıldar gibidir: yeterince serveti olan bazı insanlar hayvanlıkta -biraz yumuşatırsak anormallikte- sınır tanımaz.