10/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
#beden Beden, değişen dünyadaki modern erkeklik algısına, varoluşsal problemlere ve yaşamanın tuhaflığına dair acı verici ama dürüst bir roman. Onbeş yaşındaki István , annesiyle birlikte Macaristan'da yaşar. Okulda içine kapanık,sosyal şeylere yabancı bir gençtir. Giderek yalnızlığa sürüklenir. Tek görüştüğü insan annesiyle yaşıt olan komşularıdır. Kadın alışverişe gittikçe István dan yardım ister. Giderek bu durum gizli bir ilişkiye dönüşür ve István' ın hayatı kontrolden çıkar. Yıllar içinde hayata tutunmaya çalışır. Ordu ya girer. Sonrasında seçkin çevrelere para ve gücün olduğu ortamlarda bulunur. Hataları,yanlış kararları, aşkları, statü ve zenginlik arasında sıkışıp kalmışken kazandığı servet onun hayatını mahveder. Kitap bir insanın çocukluktan yetişkinliğe uzanan yaşam yolculuğunu etkileyici bir gerçekçilikle ele alıyor. Yazar, kahramanının hayatındaki dönüm noktalarını, ilişkilerini, hayal kırıklıklarını ve arayışlarını anlatırken okura sıradan görünen anların aslında ne kadar belirleyici olabileceğini gösteriyor. Devamı kitapta
BedenDavid Szalay · İthaki Yayınları · 2026274 okunma
Yaşlılık , kader ve yalnızlık
8/10
·132 syf.··
2026 27. kitabı
Bay Hiç Kimsenin Kayboluşu benim için olaylardan çok duyguların ön planda olduğu bir romandı. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey hikâyenin kendisinden çok, insanın kalabalıkların içinde nasıl yalnızlaşabileceğiydi. Romanın kahramanı sadece yoksul ya da kimsesiz değildi; yıllar onu yavaş yavaş silmiş, insanların arasında yaşayan bir gölgeye dönüştürmüştü. Herkes onu görüyordu ama kimse gerçekten fark etmiyordu. Bu yüzden kitaptaki asıl kayboluş fiziksel değil, insanın görünmez hâle gelmesiydi. Bende kalan duygu hüzünden çok sessizlik oldu; sanki bazı insanlar ölmeden önce de dünyadan silinebiliyorlar. Genel inceleme haricinde kitap iki bölüm birincisinde bay hiç kimsenin demas hastası adamdan kurtulmak istemesi ama vicdan muhakemesini görüyoruz. 2. Bölümde ise kayboluyor ve polis Refik geliyor . Bu seferde Refiğin kimlik bunalımı görüyoruz. Aslında devlet yönetimi ve bürokratik bozulmayı da bu şekilde görmüş oluyoruz .
Bay Hiç Kimsenin KayboluşuAhmed Taibaoui · Livera Yayınevi · 202553 okunma
Reklam
Puan vermedi·208 syf.··
2026 4085. kitabı
Kendimi oldukça rahatsız bir atmosferin içinde buldum. Hakan Günday zaten sert ve karanlık bir dünyayı anlatmayı seviyor ama bu kitapta o sertlik daha yoğun hissettirdi. Her şey biraz kirli, biraz boğucu ve fazlasıyla gerçekti. Karakterin yalnızlığı, öfkesi ve hayata karşı duyduğu yabancılık duygusu çok çarpıcıydı. Zargana fiziksel olarak zayıf bir figür gibi görünse de iç dünyası oldukça karmaşık ve sert. Onun gözünden dünyaya bakmak kolay değil; çünkü yazar okuyucuyu konfor alanında tutmuyor. Yer yer rahatsız ediyor, sorgulatıyor, hatta huzursuz ediyor. Kitabın dili akıcı ama aynı zamanda keskin. Bazı cümleler tokat gibi çarpıyor. Hakan Günday’ın o sivri ve yer yer alaycı üslubu burada da kendini hissettiriyor. Olaylardan çok karakterin iç dünyası ve sistemle olan çatışması ön planda. Okurken zaman zaman karamsarlık ağır bastı ama tam da bu yüzden etkileyici buldum. Çünkü anlatılanlar abartı gibi dursa da aslında toplumsal bir arka planı var. Güç, ezilme, dışlanma ve hayatta kalma çabası satır aralarında sürekli hissediliyor. Kolay bir kitap değil ama etkili bir kitap. Bitirdiğimde içimde hafif bir ağırlık kaldı. Hakan Günday’ın sert anlatımını sevenler için güçlü bir okuma; daha yumuşak hikâyeler arayanlara ise ağır gelebilir.
ZarganaHakan Günday · Doğan Kitap · 20259bin okunma
Puan vermedi·97 syf.··
2026 91. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 08:27
Aylin Balboa yı çok severim. Belki de en çok, kendini sakladığı cümleleri seviyorum. Yazdıklarının altındaki duyguları, söylenmeyenleri, satır aralarına bıraktığı o kederi hissetmek hem içimi acıtıyor hem de ona yakın hissettiriyor. Belki bakış açısı, belki duyguları, belki de kederinin ardından dünyaya baktığı o yer... Bana hiç yabancı gelmiyor.. Ben de oradayım. Öyle ki bazen onu tanıyormuşum gibi hissediyorum. Bu yüzden ne yazsa dönüp okuyorum. Benim için kaleminin ayrı bir yeri var. Bu öykü kitabında Ateş Sönene Kadar'da özellikle kitaba adını veren 'Ateş Sönene Kadar 'öyküsünü çok etkileyici buldum. Hatta utanmasam bütün öyküyü buraya taşıyacaktım, sırf altını çizdiğim cümleleri paylaşabilmek için...
Edebiyat
Ateş Sönene KadarAylin Balboa · İletişim Yayınları · 20213,453 okunma
7/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 87. kitabı
Kitap adı: Yine De Sevdik Yazar adı : Miraç Çağrı Aktaş Sayfa sayısı :160 Kitap türü: Deneme// Hayattan kısa kesitler Kitabın ana teması, sevgi ve sevmek ile ilgili gibi gözükse de değil, kitabın ana teması "Keşkelerimiz" bana göre. Yazar kendi hayatından örnekler vererek konuya gayet güzel vakıf olmuş. Aynı yazarın okumuş olduğum bu ikinci kitabı "Okurken, iç sesinizle sohbet ettiğinizi düşünürseniz şaşırmayın" Kitapta kısaca her türlü sevgi ve sevdaya değinmiş, bu ister yar, ister ana, ister baba ister dede ve arkadaş, dost olsun. Çocukluğunu yaşayamadığından dem vurmuş ve buna karşılık güzel hayaller kuracağından bahsetmiş yazar. Sevdiği ve değer verdiği insanların ihaneti o kadar sarsmış ki, neredeyse en çok "yaşattığını yaşamadan ölme" cümlesini okuyorsunuz kitabın sayfalarında. *"Papatyalar çok narin ama dikenli güller için onları ezip geçtiniz" * Bazen sorgularız değer verdik de ne oldu? Kısaca bu kitapta da karşılaşıyorsunuz aynı ifade ve durumlarla. *** "Her şeyi bilmenize gerek yok, üzmeyin birinin acı çekmesine neden olmayın yeter" Yazar İnsanın en üzüntülü anlarında, genelde söylenen kelimeler, "unutursun ya da alışırsın", olduğundan dem vurmuş. Sanırım bu durum bizim kültürümüze has bir durum. ***"Sizi olduğu gibi kabul edip seven insanları sevin, kendi menfaatleri için sizi değiştirmeye çalışan insanlardan ise uzak durun" ***"Bahanelere sığınıp sizi ihmal edenler değil, size zaman yaratanlar olsun yanınızda,diyor yazar son olarak. Bu kadar spoiler yeterli. Kitabı beğendim, kesinlikle tavsiye ediyorum. Not:" Keşkelere o kadar çok güçlü sarılıyoruz ki, yeri geliyor onlarla saklanıp hayatın en güzel anlarını kaçırıyoruz" Aylin Özgür
Yine de SevdikMiraç Çağrı Aktaş · Olimpos Yayınları · 20184,494 okunma
Al bakayım şu diyetini!!
10/10
·204 syf.··
2026 39. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:44
Ömer Seyfettin aklıma Diyet hikayesiyle kazınmış bir yazardı. Yıllar sonra umumi bir kitaplıkta Gizli Mabet adlı eseri görünce anılarımı tazelemek adına okumaya karar verdim. Kitabın giriş kısmında yazarın Türk Edebiyatımıza katkıları, kendi döneminde etkilendiği kişiler ve düşünce akımları özetle anlatılmış ayrıca kısa bir şekilde yaşamıda yazılmıştır. Kitapta bulunan Ömer Seyfettin’in kaleme aldığı kıssadan hisse hikayelerde (1910-1920) İstanbul ve Osmanlı coğrafyasının havasını buram buram teneffüs ediyorsunuz. Hikayelerde yer verilen karakterlerin iç dünyası ve yaşama biçimleri dönemin zorluklarından izler taşımakta. Hikayelerin kısa ve merak uyandırması okuyucuyu sıkmadan sonuca ulaşması benim en beğendiğim yanı oldu. Ayrıca hikayelerde mekanların aşırı güzel ve kolay betimlenilmiş olması o kadar güzel ki tabiri caizse "yağ gibi akıyor mübarek.” Diyaloglar gündelik hayatta kullanılan samimi sohbetlerle süslenilmiş dönemin kozmopolit yaşamı tebessüm ettirerek eleştirilmeye çalışılmış. Çok fazla yazacağım kısımları mevcut ama tadı kaçsın istemiyorum. Siz en iyisi bu kitabı okuyarak deneyimleyin. Keyifli okumalar :)
Edebiyat
Gizli MabetÖmer Seyfettin · Kurgan Edebiyat · 2013898 okunma
Reklam
Reklam