• Müşfik: "başımın şurasına bi ağrı girdi"
    Mücver: "neresi, şurası mı?"
    Müşfik: "of tam orasıyken diğer tarafa geçti"
    Mücver: "ne tarafa"
    Müşfik: "yakala yakala kaçıyor, yukarı doğru gidiyor, aman Allah'ım"
    Mücver: "ne oluyor, n'apcaz, hemen bir ambulans çağıralım"
    Müşfik: "ambulansa haber verme, balık sezonu değil"
    Mücver: "ne diyorsun, ne saçmalıyorsun"
    Müşfik: "psikolog çağır erken teşhisle geç delirebilirim"
    Mücver: "psikolog çağrılır mı be adam!"
    Müşfik: "insan değil mi, çağır gelsin"
    Mücver: "saat gecenin zorttiği, kimse gelmez"
    Müşfik: "kırıkçı Hüsrev Amca'yı çağır"
    Mücver: "o ne alaka"
    Müşfik: "kalbim kırıldı"
    Mücver: "aşık mı oldun, bu yüzden saçmalıyorsun di mi çakaaal"
    Müşfik: "ben aşık olmam"
    Mücver "niye?"
    Müşfik: "yıllar önce aşık olduğum biri vardı, sen aşık değilsin demişti, o bana yalan söylemez, aşık değilim ben"
    Mücver: "sana ulaşmak çok zor"
    Müşfik: "telefon odamda pek çekmiyor"
    Mücver: "sen gerçekten delisin"
    Müşfik: "yarın günlerden ne"
    Mücver: "cuma"
    Müşfik: "peki Cuma'nın bundan haberi var mı?"
    Mücver: "nasıl yani"
    Müşfik: "bir güne isim verirken sordunuz mu o gün o ismi istiyor mu diye"
    Mücver: "gün zaten kendisinin bir gün olduğunu bile bilmiyor ki"
    Müşfik: "nereden biliyorsun bilmediğini"
    Mücver: "empati kuruyorum"
    Müşfik: "bence takvimler yanlış, yani bazen cuma günleri perşembe günlerine denk gelebilir"
    Mücver: "iyice saçmalıyorsun, bence uyumalısın artık"
    Müşfik: "hiç uykum yok"
    Mücver: "tabi akşama kadar uyursan geceleri uyuyamazsın"
    Müşfik: "uykumu gündüz almışım zaten o zaman sorunum uykusuzluk değil"
    Mücver: "gece uyumazlığı"
    Müşfik: "güzel uydurdun"
    Mücver: "sağol"
    Müşfik: "ben de bir şey uydurdum"
    Mücver: "ne"
    Müşfik: "gece uyumazlığı"
    Mücver: "onu ben uydurdum"
    Müşfik: "hayır ben uydurdum"
    Mücver: "ya sabır!"
    Müşfik: "beni sevmiyor musun"
    Mücver: "elbette seviyorum"
    Müşfik: "mecbur olduğun için mi"
    Mücver: "hiç düşünmemiştim, belki de öyledir"
    Müşfik: "bana karşı dürüst olmadığın için teşekkür ederim"
    Mücver: "ben dürüst oldum sana karşı"
    Müşfik: "öyleyse özür dilerim"
    Mücver: "özür ne için"
    Müşfik: "bana karşı dürüst olmak zorunda olduğun için"
    Mücver: "cafcaflı kelimeler kullanmış olmak için mi saçmalıyorsun"
    Müşfik: "neden saçma olduğunu düşünüyorsun"
    Mücver: "düşünmedim, sadece saçma"
    Müşfik: "nasıl"
    Mücver: "yani bir salatalığın neden salatalık olduğunu düşünür müsün, hayır görür görmez o bir salatalık dersin"
    Müşfik: "hayır demem"
    Mücver: "ne dersin ya"
    Müşfik: "hıyar derim ben, salatalık bisküvi çocukları der"
    Mücver:"öyleyse yineleyeyim, bir hıyarın neden hıyar olduğunu düşünür müsün, hayır görür görmez o bir hıyardır dersin"
    Müşfik: "hayır demem"
    Mücver: "oofff ne dersin?"
    Müşfik: "bir şey demem, kim bir hıyar görünce bu bir hıyar der ki, zaten o bir hıyar"
    Mücver: "seninle konuşmak insanı tuhaf hissettiriyor"
    Müşfik: "beni ciddiye alırsan uyum sağlayabilirsin"
    Mücver: "seni ciddiye almasam yanında durmam, ciddiye alıyorum"
    Müşfik: "beni seviyor musun?"
    Mücver: "evet seviyorum"
    Müşfik: "delirdiğimin farkında mısın?"
    Mücver: "hayır deli değilsin, dikkat çekmeye çalışıyorsun"
    Müşfik: "kimin dikkatini çekmeye çalışıyorum"
    Mücver: "benim"
    Müşfik: "buna gerek yok, zaten ikimizden başka kimse yok burada, teorilerini yeniden gözden geçir"
    Mücver: "oturup teori düşünmüyorum, sadece sana ulaşmaya çalışıyorum"
    Müşfik: "sırtımı sıvazla"
    Mücver: "neden karnın mı ağrıyor?"
    Müşfik: "sırtımı sıvazlamak sana iyi gelir"
    Mücver: "neden, yeni bir psikolojik keşif mi bu?"
    Müşfik: "hayır öyle aklıma geldi, iyi gelir bence"
    Mücver: "tamam dön sırtını"
    ....

    Mücver: "böyle iyi mi?"
    Müşfik:"evet evet, azıcık yukarıların da derisini parmaklarının arasına alıp biraz sık, mıncıklar gibi"
    Mücver: "o neden?"
    Müşfik: "bana iyi gelir"
    Mücver: "kuluncun mu var?"
    Müşfik: "beni seviyor musun?"
    Mücver: "evet seviyorum"
    Müşfik: "ben de seni seviyorum"
    Mücver: "biliyorum"
    Müşfik: "neden hiç seni sevip sevmediğimi sormuyorsun?"
    Mücver: "sevdiğini biliyorum"
    Müşfik: "emin misin?"
    Mücver: "evet"
    Müşfik: "bir portakalı nerede görürsen tanır mısın?"
    Mücver: "evet tanırım"
    Müşfik: "şu bir portakal mı?"
    Mücver: "evet"
    Müşfik: "hayır o turunç"
    Mücver: "hayır o bir portakal"
    Müşfik: "hayır hayır, aşısız bu, yenmez"
    Mücver: "hadi ya, ne kadar da benziyor portakala"
    Müşfik: "sana olan sevgim gibi"
    Mücver: "nasıl yani?"
    Müşfik: "sana olan sevgim turunç, ama senin gördüğün portakal"
    Mücver: "yoksa bana mı aşıksın?"
    Müşfik: "evet"
    Mücver: "bunu neden daha önce söylemedin?"
    Müşfik: "sen sırtımı sıvazlarken aşık oldum"
    Mücver: "öyle aşık mı olunurmuş?"
    Müşfik: "nasıl aşık olunur?"
    Mücver: "bilmiyorum"
    Müşfik: "evet öyle aşık olunur"
    Mücver: "ama ben sana aşık değilim"
    Müşfik: "nereden biliyorsun?"
    Mücver: "biliyorum işte"
    Müşfik: "her şey senin için çok net değil mi?"
    Mücver: "hayır"
    Müşfik: "nereden biliyorsun?"
    Mücver: "beni çıldırtmak mı istiyorsun?"
    Müşfik: "sen çıldırmak ister misin"
    Mücver: "aslında isterim"
    Müşfik: "ne tür çıldırmaklardan hoşlanırsın?"
    Mücver: "bu konuşma beni bir yerlere götürmeyecek"
    Müşfik: "bir yerlere götürmek zorunda mı?"
    Mücver: "değil"
    Müşfik: "bu geceye bir isim verelim mi?"
    Mücver: "olur, ne olsun ismi?"
    Müşfik: "su olsun"
    Mücver: "su mu, neden su?"
    Müşfik: "evet su, çünkü susadım"
    Mücver: "al bunu iç öyleyse"
    Müşfik: "teşekkür ederim"
    Mücver: "rica ederim"
    Müşfik: "su gibi aziz ol"
    Mücver: "sağol"
    Müşfik. "tamam
  • Hatırlarmısın Begonyam!

    İlk halin geldi, gözlerimin önüne... yıldızlar düşerdi bir bir yer yüzüne, gözlerinden.

    Öyle bir bahardı ki, sonbahar'ı düşünmeden sarıldım sana. Nasıl dile gelir ki, söyleyemediğim o anı.

    Ooff!

    Bir çiçekler içindeydim, elimde bir bardak çay, öylecesine içiyordum, hastane'nin bir köşesinde... Yalnız, yalnızım, bir tek ben mi yalnızım... ben yalnız değilişim meğer, öyle sanmışım..

    Bir yudum daha aldım, sigaramı attım şöylece bir tarafa, sonra kalktım ayağıya, eğildim yere ve , aldım. O benden mi yalnızdı... - saçmalıyorum - - saçmalıyorum, çünkü nasıl anlatacağımı, tarif edeceğimi bilmiyorum...

    -Gözlerimi kapatıp, cesaret topluyorum - -

    Sağım da sıralı dört ağaç, solumda bir kaç dikenli, budaklı öylesine görkem verilmek istenen, bahçenin, yeşilimsi çitleri.. bir kaçının dalları kırılmış, ufalanmış yerlerde çöp olmuş...

    Son yudumumu aliyorum dudaklarıma değen soğuk tenli bir çay..! Çöp kutusuna bıraktım onu, o da beni, sana getirdi. Döndüm seni çapraz gören bank'ın bir tarafında oturdum sessizce; başka şey'ler ile ilgilenir gibi oyalanmaya - beceremem de belli ederim kendimi - - bir an kavradığımı düşünmüştüm. Kendimi hep belli ederdim, saklayamazdım meğer sen baska hülyalardaymışsın... Akşam karanliğında dökülen göz yaşlarının parlakliğının yere düşmesine kadar...

    Beni farketmemene sevinmiştim, ya da sevindiğimi sanmışım, ben yalnız değil, sen yalnızmışsın Begonyam, özür dilerim!

    Dayanamadım, dayanamazdım ki, bir insan ağlasın, ben kalkıp bir çay daha alıp içeyim, sonra kalkıp gideyim... yapamadım Begonyam, yapamadım...

    İçimde beni terslemenin korkusu ile geldim sana, ne mutlu bana Begonyam, ne mutlu seni sevmeme, Begonyam.

    -sustum- (doldum) !

    Evet Begonyam, müsade istemiştim "otura bilirmiyim?" diye. Ne kadar naziktin, cevapsız, kaydın kenara... oturmuştum yanına, aşık olacağımı bilmeden. Hani içim bir hoş olmadı değil ama, bilmem bir gariptim, böyle değildim.

    "Kıvılcım, düşmüş yoluna, yoksa getirirmiydi seni bana 'Ateş Böceğim' "

    "Neyiniz var" dedim. Ardından devam ettim, "Ağlıyorsunuz?"

    Başını çevirip baktığın "o gözlere, ebediyen mahkümüm hücrem.." gülücük kondurdunuz, nasıl cesarettir bana o gülücük ki, elimi korkarakta olsa kaldırdım, baş-parmağım ile "özür dilerim!" dedim ve sildim sağ gözünü, sağ gözün yakındı, sağ gözünü sildim. Zaten cesaretim olsaydı o kadar, soluna otururdum.. sol yanıma aldım ya! Seni, daha ne...

    "Sol gözümü silmeyecekmisin?" dediğin de sol gözünü öpesim geldi, dudağını, alnını. Ooff Allah'ım yapamadım, utandım... suskun kaldım bir an ama, ne yapayım. Hiç öpmemiştim ki... sağ elimi kaldırdım, sol gözüne dokundum. "Üzülme" dedim. Başımı sağa çevirdim de , parmağımı sen diye öptüm, "tuz göz(l)üm."

    Sonra "bana müsade" diyişin ve bende ki -Hüzün-

    Benden vaz geçmiştim, ardından takip etmiştim. Merdivenleri çıkıyordun, baktın-güldün , "sende mi ?" dediğinde aklıma gelen ilk söz "Artık bende!" oldu... hasta olmuştum, sana... eşlik ettim Onkoloji yazan o baharı, güzel savuran girişin ardına...

    Peki ya godene kadar olan sohbetimiz ? Çok güzeldin Begonya'm. İlk o zaman bana, bir sözden ötürü, "Sersem sende..." diyişinle başladı bütün sana sersemliğim.. sana sersem olan kaç yürek var ki acaba, beni böyle sersem eden o kaç dil olabilir ki öyle... sonra ben hep sana sersemlik ettim durdum. "Sersem sende.." kulağıma dokunacak bir söz vardı, "o da senin dilinden buyurdu..." Ben o tanışmamızda...

    "Biz; ilk gün, sevgili olmanın şokuyla bahar olduk..., güz geldi de savrulduk.."

    - Bıraksalardı, o gece yanına kıvrılıp yatardım -

    Böyleydi işte Begonyam ilk tanışmamız, seni masumca öpüşümde... sarılışlarımda.

    Senden ayrıldığımda ki ilk hislerim de şöyleydi.

    - -
    Dönsen mi geri, dönemem, almazlar içeri,
    Camına taş atsam ama, şimdi serum vakti.
    Yağmurlara desem, vursalar camına...
    Ah! Begonyam, üşüdüm, yağmur sevmezmisin sen...

    Kahvem elimde ama soğuk hava gibi...
    İçimi ısıtan soba değil, bana tebessüm ettiğin halin.
    Dışarıda nasıl esir olunurmuş öğrendimde...
    Soğuktur oda'n şimdi, düşle sarıl bana emi...

    Kadim TATAROĞLU
  • Sevgili Allah'ım, uyandım, yaşıyorum, sağlıklıyım. Teşekkür ederim. Şikayetlerim için özür dilerim, gerçekten senin yaptıklarına minnettarım 🙏🏻
  • " Namazın dindeki yeri vücuttaki baş gibidir. "
  • " Gizli günaha gizli iyilik,aşikare günaha aşikar iyilik yap. "
  • " Günaha pişman olmak o günaha kefarettir. "
  • " Dil ile tevbe yalancının tevbesidir. "
  • Yazarın diğer eserlerden kaynak göstererek hazırlamış olduğu bir kitap olup,içerisindeki yazıların birkaç renkte ve büyüklükte / stilde yazılmış olması kitabı basitleştirmiş.
    Bilgilerden faydalanmak açısından tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.
  • Bir arkadaşınız var. Lise de aynı sınıfa düşüyorsunuz. Müzik zevkleriniz sevdiğiniz derler her biri aynı. Arkadaşlığınız güzel bir şekilde ilerliyor. Lise dönemi işte bilirsiniz türlü iğrençliklerde şakalar yapıyorsunuz yeri geliyor canınızı yakıyorsunuz ama bi ufak gülümseme ile canınızın yanması geçiyor. Beraber okuldan çıkıp trene biniyorsunuz. Tren demişken şu banliyö trenlerden elbette. Trene binmek için bilet alıyorsunuz ve arkadaşınız her gün sadece 2 durak sizinle geliyor. Trenden inmeden o kağıt biletleri gemi yapıp size veriyor. " Al bunu gidene kadar oynarsın eve gidince de at " diyor.

    Bir gün hava çok soğuk hastasınız ve yağmur yağıyor. Üzerinde gri bir hırka var. Kendisi M beden giyerken XL almış olduğu hırkayı giydiğinize içerisinde kayboluyorsunuz. " Al bunu üşüyeceksin " dediğiniz halde " saçmalama be kızım ben üşümem erkek adam üşümez ama senin gibi minnoş kızlar üşür " diyip gülerek trenden iniyor. O geceyi arkadaşınızın verdiği hırka ile geçiriyorsunuz. Sonra teslim ediyorsunuz ve diyor ki " ıslanmış kedi yavruları gibi eve göndermedim seni, bir süper kahramanım "

    Koskocaman bir sınıfta herkesi güldüren, dinlediği müziklerle millete " kardeş nasıl dinliyorsun " dedirten bir insan düşünün. Kıvırcık saçları ile oynamanıza izin veren, beraber basketbol oynadığınız eğlendiğiniz bir insan hayal edin işte..

    Ve sonra mezun olduğunuzu, mezuniyetten sonra telefonunuzun bozulduğunu ulaşamadığınızı düşünün.

    Bir gün Kızılay'da yürürken acelece koştururken bu arkadaşınıza denk geldiğinizi sımsıkı sarıldığınızı 2 saat ayakta sohbet edip hasret giderdiğinizi ve mutlaka görüşelim deyip ayrıldığınızı düşünün.

    Şimdi ise şunu düşünün.
    Takvim 13.03.2016 'yı gösteriyor. Saat ise 20:30 'u gösteriyor. Güven Park'ta patlama olduğunu biliyor ve yana yakıla arkadaşlarınıza mesajlar atıyorsunuz. Hepsi hayatta.. Ama o heyecan ile birini unutuyorsunuz. Unutulacak bir insan değil ama o lisede en sevdiğiniz arkadaşınız olan, 1 hafta evvel Kızılay'da karşılaşıp " mutlaka görüşelim haftaya" dediğiniz arkadaşınızı unutuyorsunuz işte..

    Sonra bir mesaj
    " kardeşim Elvin kayıp bulamıyoruz haber alabildin mi ? "
    bu mesaj ile başınızdan kaynar sular dökülmesi bir oluyor.
    Arıyorsunuz, haber almak için çırpınıyorsunuz, saatler geçmiyor dakikalar asla ilerlemiyor. Dua etmekten başka şansınız yok.
    Saat güç bela 12 oluyor ama herkesler Elvin'i arıyor. Bulamıyoruz ulaşamıyoruz. " Anne ben otobüse bindim eve geliyorum " dediğini söylüyor annesi.

    Sonra gece 02:00 - 03:00 sularında hala bir umut ararken bir arkadaşınız "özür dilerim" deyip bir fotoğraf gönderiyor. Hayatını kaybedenlerin listesi..

    Allah'ım ne olur olmasın ismi olmasın diyerek dua ederken ismini görüyorsunuz.. Sonrası yok işte.. Sonrasında Elvin yok.. Görüşelim dediğiniz canınızdan çok sevdiğiniz arkadaşınız yok..
    Cenazesine gidiyorsunuz hava soğuk. Cenazeye giderken ne giydiğimi ne yaptığımı sonrasında yanımda olan üniversitede tanıdığım arkadaşımdan dinlediğim vakit dalga geçiyor sanmıştım ama öyle imiş.
    Elvin üşürken kalın giyinemem deyip ince bir gömlek siyah bir pantolon giyip gitmişim cenazeye. Ve en sonunda arkadaşımla armızda geçen konuşma şu oldu
    + iyi misin
    - Ne kadar iyi olunabilirse
    + Hastasın gibi
    - Değilim iyiyim
    + Yüzünü yıkayalım mı
    -İyiyim gerçekten
    + Dün neler dediğini hatırlıyor musun
    - Düne dair tek hatırladığım şey Elvin'i toprağa koydukları an
    + Ne dediğini söylememi ister misin ama ağlamayacaksın tekrar.
    - Ne demiş olabilirim ki
    + Benim kardeşim daha küçük, çok üşür o toprağa koymayın nolur daha ufacık lan nasıl kıydınız diye bağırdığını hatırlamıyo musun
    - Benim kardeşim gerçekten çok küçük ama
    + Ağlamayacaksın söz verdin..

    Lisedeyken dalga geçerdik bu ölüm konusu ile
    " ohooo ölsen ne ağlayacağım ki, kafama sim döküp halay çekerim cenazende " lafını etmiştim. Önce gülmüş ardında da " sen öldün diye ben de gitar falan çalarım herhalde arkandan ne üzüleceğim " demişti. Sonrasında ise " Ağlama olur mu sakın ölürsem falan " deyip güldüğünü ve benim de ağlamamak için söz verdiğimi gayet iyi hatırlıyorum..

    Özür dilerim kardeşim. Sözümü tutamıyorum. Özür dilerim affet.. Seni çok özlüyorum..


    -Alıntı-