Çiga Kartal

Çiga Kartal
Mayıs günleri...
Yazamadığımı çiziyorum, çizemediğimi yazıyorum , hiç bir şey yapamadığımda ise oturup okuyorum
Öğrenilemeyen ve verilemeyen tek şey bilgeliktir
İlk okul çağında terk ettiğim köyüme her gidişimde hala sokağın başında duran o elektrik direğinin yerinde olduğunu görmek bana garip duygular yaşatririrdi; belki de babamın çocukluk anılarında da kendine yer bulacak kadar eski olan bu elektrik direğinin ben ve babamda benzer duygular uyandırdığini hayal eder,bir şekilde ölmüş olan babamla cucuklugumuza dair ortak bir duyguyu paylaşmanın hazzını ve hüznünü bir arada yaşardım. Yine, kimsenin kalmadığı boş ve anılarla dolu evimizin giriş kapısına çıkan taş merdivendeki oyuğun, yıllarca eve girip çıkan aile bireylerinin, yüzlerinde tebessümle dostlarımızın ve hesaplı akrabalarımızin ayak izleriyle yavaş yavaş olustugunu bilmek: Bir aile yaşamından kalan iz gibiydi....
Delikanlılardan hiçbiri onu fark etmiş görünmediğine göre Drumcontra travmayında ayakta kalacağına hükmetti, ama yaşlıca bir bey yer verdi ona.
...ama öylesine doluydu ki ona biri bakana kadar dünyanın zamanı geçti.