Puan vermedi·400 syf.··
2026 98. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 20:19
Orhan Kemal’in 1960 yılında kaleme aldığı ve okuyucu ile buluşturduğu “El Kızı“, çok tanıdık bir hikayeyi ele almış olmakla birlikte, insanda farklı duygular yaratıyor. Toplumcu gerçekçi yazarlarımızdan Orhan Kemal işçiye, köylüye, yoksula, insan ilişkilerine dair önemli tespitleri romanlarındaki karakterler ile hayat bulmakta. El Kızı da bu başarısının örneklerinden biri. Romanımızın üç ana kahramanı var. Nazan, Mazhar ve Hacer. Nazan, Mazhar’ın karısı. Sevgisini belli edemeyen, her an hata yapmaktan korkan bir karakter. Mazhar şehrin en tanınan avukatlarından biri. Nazan’ı yıllar öncesinden sevmiş ve kendi isteğiyle evlenmiş. Mazhar’ın annesi Hacer ise aşağılık kompleksi yaşayan, avukat annesi olmakla gurur duyan ve Nazan’ı Mazhar’a layık görmeyen kayınvalide olarak karşımıza çıkıyor. Kitabın adından da tahmin edilebileceği gibi, bir gelin-kayınvalide çatışması ve arada kalan bir koca ile başlıyor hikayemiz. Şahsen okurken yalnızca bu çatışmaların ele alınacağını düşündüğüm romanda işler bambaşka seyrediyor ve her karakterin penceresinden dünyaya bakmak mümkün oluyor. Kapak görselinde yer alan tektaş yüzük, hikayenin başında karşımıza çıkıyor. Nazan’ı mutlu etmek isteyen Mazhar, yüklü para vererek bu tektaşı satın alıyor. Karısına hediyeyi verdiğinde bu sefer ondan bir sıcaklık görmeyi umuyor. Mazhar’ın ricası ise, Nazan’ın bu yüzüğü Hacer hanıma göstermemesi. Ancak Hacer hanım bir noktada bu yüzüğün varlığından haberdar oluyor ve Nazan’a karşı duyduğu rahatsızlık birken bin oluyor. Asıl hikaye ve çatışmalar ise bundan sonra başlıyor. O yılların toplumsal cinsiyet rollerine ayna olmaya niyetli olan El Kızı romanı, günümüze de ayna tutmayı başarıyor bana kalırsa. Hikayede süslü, “boyanan” kadına; bakımsız, “pespaye” kadına ve özgür olma çabasında olan kadına nasıl
Roman
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,2bin okunma
çeviri
Puan vermedi·456 syf.··
2026 75. kitabı
Çeviri yapan arkadaşa sesleniyorum olmamış Google translate ile çevirmişsin ama düzenlemesini bile becerememişsin hadi senden kaçtı editör son okumadakiler ne yapıyor anlamıyorum nefes yerine pantolon diye çevirmek nedir yaa para ve emek israfı
Herakles’in KanıJasmine Mas · Juno Kitap · 2025142 okunma
Reklam
Puan vermedi·264 syf.··
2026 31. kitabı
Şebnem hiç var olmadan nasıl da iz bıraktı içimizde... Ayfer Tunç, Kapak Kızı'nda Şebnem'in hikâyesini öyle incelikle işlemiş ki roman bitse de karakterler zihninizde yaşamaya devam ediyor. Kitap, her karakterin dünyasına ayrı ayrı dokunuyor. Bünyamin'in sırtını sıvazlamak, Ersin'i uzun uzun dinlemek, Selda'nın yanında olup elini tutmak istiyor insan. Çünkü onların hikâyelerini okurken yalnızca seyirci kalmıyor, yanlarında yürüyorsunuz. Bir Şebnem geçiyor herkesin hayatından ve herkeste farklı izler bırakıyor. Ayın kızı Şebnem, yalnızca çevresindekileri değil, okuru da kendine dönüp bakmaya zorluyor. Çünkü insan böyle; geçtiğini sandığı şeyler çoğu zaman gerçekten gitmiyor hayatından. Bir köşede kalıyor, derin izler bırakıyor ve hiç beklenmedik bir anda yeniden kanatıyor yaralarını. Ayfer Tunç'un en sevdiğim yanlarından biri de kısa cümlelerin içine koca anlamlar sığdırabilmesi. Örneğin; “Güvenli aile evinin insanı anlamaktan uzak kurallar silsilesi hayatın karşısında para etmiyordu.” cümlesi... Okuyup bir süre duvara bakıyorsunuz. Düşünüyorsunuz. Sonra kendi hayatınızı sorgulamaya başlıyorsunuz: Ne için yaşadım? Yaşadığımı gerçekten yaşayabildim mi? Geçen yılların hakkını verebildim mi? Kitabı bitirir bitirmez, sıcağı sıcağına yazıyorum bunları. Ve içimden şu geçiyor: Keşke bir gün Ayfer Tunç'u evime davet edebilme şansım olsa da karşılıklı oturup uzun uzun kahve içebilsek. Çünkü bazı yazarlar sadece hikâye anlatmaz; insanın içine dokunur, ona kendini anlatır. Ayfer Tunç da benim için tam olarak böyle bir yazar.
Duygu ve Düşünce
Kapak KızıAyfer Tunç · Can Yayınları · 202013,7bin okunma
9/10
·321 syf.··
2026 72. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 00:00
Buluştur Beni Necla, yalnızca bir aşk hikâyesi anlatmıyor; aynı zamanda hayatta kendi yolunu çizmeye çalışan güçlü bir kadının mücadelesini de okuyucuya sunuyor. Kitabın merkezinde yer alan Necla karakteri, çocukluğundan beri ne istediğini bilen, hedefleri uğruna çalışan ve toplumun kalıplaşmış düşüncelerine karşı durabilen biri. Bu yönüyle karakter oldukça ilham verici ve etkileyici. Kitapta bir çok karakter var ve olaylar dolu dolu yaşanmış ve anlatılmış. Necla ana karakter ve insanları birbirlerine uyumlu olanları özellikle buluyor ve evlendiriyor kitapta bir çok çift var Necla sayesin de tanışan ve yuva kuran. Zaten Necla karakteri de eşi ile bu sayede tanışıp evlenmiş hatta kitapta iş arkadaşını da bu sayede evlendirdi. Sanırım benim en sevdiğim çiftler Feyyaz ~ Hülya ve Tolga ~ Sahra çiftleri oldu diyebilirim.. Kitabın en dikkat çekici taraflarından biri, para, statü ve evlilik gibi kavramları sorgulaması. İnsanların bir evliliğe ya da bir ilişkiye bakarken gerçekten sevgiye mi yoksa maddi imkanlara mı önem verdiğini düşündüren olaylar hikâyeye farklı bir derinlik katıyor. Necla’nın karşılaştığı önyargılar, insanların onun başarısını küçümsemesi ve buna rağmen vazgeçmemesi, okurken karaktere daha da yakın hissetmenizi sağlıyor. Yazarın dili sade ve akıcı. Sayfalar ilerledikçe olayların nasıl sonuçlanacağını merak ediyor, Necla’nın karşısına çıkacak engelleri görmek için okumaya devam etmek istiyorsunuz. Özellikle iş hayatı, aile ilişkileri ve aşkın iç içe işlendiği bölümler hikâyeyi daha gerçekçi kılıyor.. Sanırım şuan yazarın en en sevdiğim eseri bu o kadar akıcı o kadar eğlenceli ki anlatamam bir çok olay ve bir çok karakter olmasından dolayı hem hiç sıkılmadım hem de dizi izler gibi merak içinde okudum diyebilirim ben çok sevdim ve herkese de tavsiye
Buluştur Beni NeclaDilek Nazlıoğlu · Dorlion Yayınevi · 202529 okunma
İki yüzlülük ve farkındalık
Puan vermedi·517 syf.··
2026 16. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 13:01
İlk görüşte aşka inanır mısınız ? Peki Martin Eden gerçekten Ruth'a aşık mıydı yoksa yüksek burjuvanın getirdiği zerafete ve güzelliğe mi aşıktı ? Martin Eden arada kalmışlığın hikayesini anlatmış bence bizlere . Hiçbir yere ait hissetmiyordu kendini .Denizcilik yapan kaba saba bir adamdı . Aşkı için okudu yeni bilgiler öğrendi ,kitaplar okudu . Sevdiği kişinin sınıfına layık olmak için çabaladı, Sonra kendini yazarken buldu . Yazmak için aç kaldı , uykusuz kaldı ,giyecek kıyafet bulamadı , parasız kaldı , para bulmak için zorlu işlerde çalıştı . Yazarlığına inandıracak kimseyi bulamadı etrafında . Herkes kalıcı bir iş bul diye çözüm üretiyordu . Ama Martin Eden vazgeçmedi yazmaya devam etti , çabaladı . O kadar çok okudu ki artık o yüksek gördüğü burjuva sınıfının fikirlerini küçümsemeye basladı. Eski yaşamına da dönemiyordu artık . Ruth , aşkından vazgeçtiği dönemde Martin Eden yazarlığında ustalaşmış , zamanında red cevabı yediği dergiler, gazeteler şimdi kendilerinde yazsın diye telgraf yollar oldular . Ama Martin Eden bu iki yüzlülüğü görmüştü . Sürekli şimdi beni yemeğe davet edeceklerine aç kaldığımda davet etselerdi diye söylendi . Eski Martin Edendi , yazdıkları eski yazılarıydı . Ama ünü ve parası vardı şimdi .Ruth bile geri dönmüştü . Ama Martin Edenin içinde bir şeyler yok olmuştu . Artık her şey onun için çok geçti ve intihar ederek bir kurtuluş buldu kendince ... Martin Eden Jack London
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,9bin okunma
Nocticadia
6/10
·680 syf.··
2026 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 15:36
Herkese merhaba, Yeni yazar yeni bir kitap ile karşınızdayım. Bekletiğimi karşıladım diyelim, çok yükseldiğim bir kitap olmadı ama iyidi, kötü değildi. Ama uzun bir kitap, biraz slow burn tarzı ile devam ediyor. 400 kadar kitap aktı gitii valla , sonrası biraz sıkılmaya başladım ve bittirdim. Kitaba gelirsek; Lilia annesinin ölümünden 4 yıl sonra en eski ve en saygın okullarından biri olan Dracadia Üniversitesi’nden kabul mektubumu alır. Okula giden Lilia hem gizemli ölümleri hem kendini hemde annesinin aslında kim olduğunu öğrenmek için Zorlu bir yola girer ama bu yolda onu en büyük duvarı okulun “Ölüm Doktoru” olarak bilinen ve Gece Yarısı Laboratuvarı’nı yöneten başarılı patoloji profesörü Devryck Bramwell, herkesden nefret ediyor gibi görünse de ölümcül derecede yakışıklı bir adam yolları bir düşer… Şimdi yazarın kalemi, oluşturduğu dünyayıda sevdim ama karakterlerde pek başarılı olamamış bence… evet kız karakter kaşar değil ama yaptığı sacma sapan şeyler yok muydu tabiki vardı. Ilk gözümden düştüğü yeri yazmazsam olmaz, kendisi mastürbasyon yaptığı bir video cekiyor ve salak olduğundan yayınlıyor fılan bu siteden para kazanıyorlar sırf kardeşini okul parası için yapıyor bunu sonradan çok pişman oluyor ama neyseki başrol adamımın anından kaldıyor viedoyu ama ızleyen binlerce kişi oldu… kızdım ama çokta kızamadım , kardeşi okuldan atılırsa babasının yanına gelecek ve o evdede sapık bır adam var ve babası pıs işler yapan biri o yüzden o paraya ihtiyacı vardı ama olsun kızdım ben hahaha… sevdiği insanları guzel koruyan bır karakter olmuş ama yazar bir şeyleri eksik yazmış yoksa karakter iyidi kötü diyemem… Başrol adama gelirsek alfa evet ama beni etkılemedi yani, yaşadıkları aşırı kötü şeyler ama birilerini kotrolunde olması cok hoşuma gitmedi, yok ne derler, yok
Gotik
NocticadiaKeri Lake · Independently Published · 0247 okunma
Reklam
Reklam