10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 137. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 00:00
"SONRA BİRDEN UYANDIM" "Dünya tam da bıraktığım gibi ve bunda insanı ferahlatan bir yan var sanırım, öyle değil mi? Ne kadar uzağa giderseniz gidin, geri dönebileceğiniz bu yerin, bu dayanak noktasının hep var olması gibi. Ev. Ya da ona benzer bir şey. Bilmiyorum." Dünya garip bir salgının pençesinde. Etrafta canavarlar var. Bazıları tam da yanı başımızda, belki en sevdiklerimiz. Zemin çatırdıyor, güvenilir hiçbir şey kalmamış gibi. Peki ya kendimize bile güvenemiyorsak? Yazar, bu soruyu, içimizi kemirecek kadar gerçekçi ve katmanlı bir biçimde soruyor biz okuyucularına. Gece demek karanlık demek. Karanlık demek iç hesaplaşmanın zihni basması demek. İç hesaplaşma da envaiçeşit canavarı ininden çıkarır. Bir gece vakti, bir iç hesaplaşma ve ininden çıkmış canavarlar… Ancak bu canavarlar sandığımız gibi değil. Bazıları belki tam da yanı başımızda. Belki de aynada gördüğümüz. Dünya tuhaf bir hastalığın etkisi altında. İnsanlar canavarlaşıp diğer insanları – ailelerini bile – parçalayıp yemeye başlıyor. Bu kaostan kurtulmaya çalışanlar, kaçanlar, sevdiklerinin canavarlaştığını görmemek için onları yakanlar, yok edenler, tüm bu karmaşanın içinde akıl sağlığını korumaya çalışanlar. Enfekte olanlar, iyileşenler, bağışıklığı olanlar. Spence, Ironside tesisinde kalan “iyileşmiş” hastalardan biri. Dışarıdaki kıyameti reddetmiş, vicdan azabıyla boğuşuyor. Ta ki Leila gelene kadar. Leila’nın aklına sığmayan bir planı var ve Spence’in yardımına ihtiyacı var. Ama işte asıl mesele şu: Kimin hasta, kimin sağlıklı olduğuna iktidardakiler karar verirken, neyin gerçek olduğunu nasıl bileceksin? Hastalık zaten algınıla oynuyorsa… Mira Grant’ın Parazit üçlemesinin ve Stephen Graham Jones’un gerilim dolu anlatısının izinden giden Devlin, bu kez bize “canavar salgını” üzerinden bambaşka
Edebiyat
Sonra Birden UyandımMalcolm Devlin · Magus Kitap · 20267 okunma
…kadrajda bir avuntu aramak:
Puan vermedi·204 syf.··
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 20:48
Herkesin hayatın anlamını bir yerlerde aradığı, bulduğunu sandığı anlarda ise kendi sığlığında boğulduğu o malum trajedideyiz. Andrei Tarkovski, Mühürlenmiş Zaman’da bize sinema anlatmıyor; aslına bakılırsa, insanın o bitmek bilmeyen, can sıkıcı varoluş çırpınışlarına estetik bir kılıf uydurmaya çalışıyor. Sanatın bir kurtuluş, zamanı dondurmanın ise ölümsüzlük olduğuna inanacak kadar saf bir idealizmle yaklaşıyor dünyaya. Oysa gerçeklik, onun o uzun ve melankolik plan sekansları kadar sabırlı değil; aksine, bizi en beklemediğimiz anda çiğnemeden yutan amansız bir dişli. Tarkovski ise bu dişlinin arasına şiirsel bir parazit gibi sızarak zamanı mühürlediğini iddia ediyor. Ne büyük ve asil bir yanılgı. Kitap boyunca sinemanın "zamanın doğrudan kendisiyle çalışmak" olduğunu geveleyip duruyor. Popüler kültürün, o her şeyi çabucak tüketip fırlatan endüstriyel lağımının karşısına dikilip dürüstlükten, ruhun arınmasından bahsediyor. Filmlerini izlerken çoğunun esneyerek "Uykum geldi" dediği bir çağda, sinemayı kutsal bir ayin mertebesine çıkarma çabası takdire şayan ama bir o kadar da nafile. İnsanlığın kolektif bilinci bir bardak suya muhtaçken, o bize o suyun yüzeyine düşen yaprağın yansımasındaki metafizik anlamı vadediyor. Tarkovski’nin dünyasında zaman gerçekten mühürleniyor ama mühürlenen şey aslında insanın kendi yalnızlığının ve çaresizliğinin soğuk odası. Cioran’ın o keskin pesimizmini andıran bir damar var bu mühürde: Dünyaya fırlatılmış olmanın acısını, kameranın vizöründen bakarak hafifletmeye çalışmak. Yönetmen, sanatçının bir kurban olması gerektiğini söylerken haklı belki de; çünkü bu köhne dünyada katlanılamaz gerçekliği ancak kendini paralayarak, o çürümüş toprağa ve akan suya kutsallık atfederek katlanılır kılabilirsin. Şiirsel sinema dediği şey, temelde
Mühürlenmiş ZamanAndrey Tarkovski · Afasinema · 19861,112 okunma
Reklam
What Doctors Dont Tell You
8/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 00:25
What Doctors Dont Tell You'nun haziran (june) 2026 sayısının kapağında "Super Takviye - NAD+" ile sonsuz gençlik olası mı, soruluyor. Burada yaşlanma karşıtı geliştirilen bir serum hakkında bilgi yer alıyor. "İnsanlar, yaşlanmayı yavaşlatacağı ve hastalıkları tersine çevireceği vaat edilen, hücresel enerjinin merkezinde yer alan bir molekülün damardan verilmesi için binlerce dolar ödüyor." Celeste McGovern, "bu konudaki bilimsel gerçekleri, medyadaki abartılı haberleri ve NAD* düzeyini gerçekten artıran faktörleri inceliyor." Yüzyıllık yaşamı isteyenler için okumasında fayda var. Ritminizi yeniden kazanın. Dr. Leigh Erin Connealy, polikistik over sendromunun temel nedenlerini ortaya çıkarmak, hormonal dengeyi yeniden sağlamak ve semptomları hafifletmek için çok önemli olduğunu belirtiyor. Boba çayı veya bubble tea son zamanlarda çok popüler, ancak içindeki baloncuklar sağlık sorunlarına yol açabilir. Tayvan menşeli bu içecek, yüksek miktarda kurşun içerdiğinden kaş yapayım derken gözünüzden olmayın. Ayrıca bir parazit ilacı kanseri tedavi edebilir mi? Bu durumla ilgili önemli bir yazı. Bir parazit ilacı umut mu yoksa sosyal medya aracılığıyla abartılmış sahtekarlık mı? Burada Ivermektin adındaki parazit ilacının kanser hastalarına iyi gelip gelmediği hakkında en son yapılan araştırmalarla iki tarafın da görüşleri alınarak "umut" ya da "abartı" mı konusu işleniyor. Derginin yazarı Bryan Hubbard ise İngiltere'de covid aşılarıyla ilgili son araştırma hakkında bilgi veriyor. Diyor ki: Kovid-19 aşısı büyük bir başarı olarak nitelendiriliyor. Köpük ve zafer ülkesi adıyla bu konuyla ilgili önemli yazısı da yer alıyor. Yılan zehiri acaba sağlığı tekrar kazanmak için bir merdiven olabilir mi? Covid aşılarının verdiği zararlar için beklenmedik bir çözüm sunabilir mi? Bu
Dergi
What Doctors Don’t Tell You (June 2026)What Doctors Don't Tell You · WDDTY Publishing Inc. · 20261 okunma
10/10
·335 syf.··
2026 12. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 21:19
kitap alanında uzmanlaşmış kişilerle yapılmış röportajlar ve yaşanmış olaylardan derlenmiş; sadece türkiye'nin değil, dünyanın birçok yerinde ensest sosyal sorununun varlığından, buna karşı alınması gereken tedbirlerden bahsedilmiş. çocukların yaşamış oldukları taciz, tecavüz, istismar sonucunda ailesine bu durumu anlatmasını ve ailesinin çocuğa karşı tutumlarının nasıl olması gerektiğini bilgilendirici şekilde açıklamış. kitabın yazımı sağlam bir psikoloji gerektiriyor ve yazar bunu ustalıkla yerine getirmiş. değinmek istediğim birkaç nokta daha var. kitabın başlığından da anlaşılacağı üzere olay hiç iç açıcı değil. üç yaşından tutun yirmili yaşlarına kadar enseste maruz kalmış çocuklar var bu ülkede. korkudan susmuş çocukların yanı sıra annelerin bu yaşanılanları görmezden gelmesi, görmezden gelmekle kalmayıp eşlerini çocuklarından kıskanması, bu da yetmezmiş gibi kızlarının doğumlarına yardım etmesi ve yine bu annelerin doğan çocukların eşlerinden olduğunun bilincinde olması... bunu kanıksamışlar, bunu normalleştirmişler. olaylar açığa çıktığında ve yüksek mercielere taşındığında görevini yerine getiremeyenlerin sayısı az değil. çocuklara/kadınlara bunları yapan baba, abi vs. bazen hiç suçlu bulunmuyor ya da çeşitli nedenlerden ötürü serbest bırakılıyor. yani çocukların/kadınların bedeni, psikolojisi, yaşamı parazit heriflerin iki kuruş etmeyecek özgürlüğüne tercih ediliyor, inanabiliyor musunuz? bu ülkede ciddi şekilde adalet sorunu var. bu ülkede katiller, tecavüzcüler kol geziyor ve bunun için hiçbir önlem alınmıyor.
Kardeşini DoğurmakBüşra Sanay · Doğan Kitap · 20188bin okunma
Puan vermedi·687 syf.··
2024 28. kitabı
Suç ve Ceza Fyodor Dostoyevski Öncelikle Başlamadan önce şunu belirtmeliyim Rus klasikleri, gerek mekan tasvirleri gerekse karakter isimleri nedeniyle beni her zaman boğmuştur. Okurken değerli ve güzel eserler olduklarını hissettirseler de bir kez daha okuyacağımı sanmıyorum. Çünkü o ilk sayfalardaki okuma isteği, sayfaları çevirdikçe azalıyor bu durum muhtemelen Rus edebiyatına özgü o detaylı tasvirlerden veya karmaşık karakter isimlerinden kaynaklanıyor İncelemesi Hikaye, Petersburg’un bunaltıcı sıcağında, sefalet içinde yaşayan eski hukuk öğrencisi Raskolnikov’un zihninde başlar. Raskolnikov, dünyayı "olağanüstü insanlar" ve "sıradan olanlar" olarak ikiye ayıran tehlikeli bir teori geliştirmiştir. Ona göre, büyük amaçlar uğruna küçük engeller (ve insanlar) feda edilebilir. Bu teorisini test etmek ve içinde bulunduğu maddi imkansızlıktan kurtulmak için, toplumun "paraziti" olarak gördüğü tefeci kadını öldürmeye karar verir. Kitap, bu soğuk planın büyük bir gerilimle uygulanması ve planlanmayan ikinci bir cinayetle (kadının masum kız kardeşi) ellerinin kana bulanmasıyla açılır. Cinayetten sonra Raskolnikov için asıl "ceza" süreci başlar. Beklediği o Napolyonvari soğukkanlılığa ulaşamaz aksine, ağır bir panik ve ateşli bir hastalık nöbetine tutulur. Bu aşamada anlatı, Raskolnikov’un iç dünyası ile dış dünya arasındaki çatışmaya odaklanır ​Müfettiş Porfiri Petroviç, Raskolnikov ile kedi-fare oyunu oynayarak onu psikolojik olarak köşeye sıkıştırır. ​ Raskolnikov, sefaletin dibindeki Marmeladov ailesiyle tanışır. Ailenin kızı Sonya, hayatta kalmak için kendini feda etmiştir. Raskolnikov, kendi rasyonel karanlığı ile Sonya’nın ruhani ışığı arasında gidip gelir. Ailesinden ve dostu Razumihin'den nefret etmeye başlar; çünkü işlediği suç onu insanlıktan koparmış, kimsenin giremediği
1000Kitap
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,3bin okunma
8/10
·454 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
Cousin Pons (2 Cilt Takım) Honore de Balzac Balzac'ın en önemli eserlerinden biri olan Cousin Pons, 'İnsanlık Komedisi' serisi içinde yer almaktadır. Yazarın bir diğer eseri olan Cousin Bette'nin devamı niteliğindedir. İki eser arasında büyük farklar vardır. Cousin Bette, kinci-sinsi-haris bir karakterken; Cousin Pons, iyi yürekli, menfatçi olmaktan uzak biridir. Her iki karaketerde, Balzac'ın muazzam dehasının eşsiz bir ürünüdür. İlk başlarda Balzac, eserin adına 'Parazit - İhitiyar Müzisyen' gibi adlar vermiştir. Nişanlısı Madam Hanska ile olan mektuplaşmalarında; Pons'un başına gelenlerin parazitliğin bir neticesi olmadığı, Hanska'nın ikazlarınıda dikkate alarak 'Cousin Pons' olarak değiştirmiştir. Pons efendi, yıllar boyunca antika eşya ve değerli ressamların tablolarını toplayarak büyük bir koleksiyon sahibi olmuştur. Boğazına düşkün, obur biridir. Yakın çevresinde lezzetli bir sofra bulduğu anda oranın müdavimini olmaktadır. Bu ihtiyar adamın kusuru oburluk olsa da, özünde iyi kalpli ve dürüst bir insandır.. Çevresinin zamanla menfaatçi, ahlaksız oyunlarına kurban olacak olan Pons, üzüntüsünden hasta olacak, yataklara düşecektir. Koleksiyonunun büyük bir servet değerinde olduğunu öğrenen akrabaları, tanıdıkları ve simsarlar başına akbaba gibi üşüşücek, miras derdine düşeceklerdir. Bundan sonra zavallı Pons ve temiz kalpli arkadaşı Alman Schumcke'nin başına gelmeyen kalmayacaktır.. Toplumsal gerçekliklerin bu kadar güzel işlendiği pek az eser vardır. Yakın ölümü, miras gibi konular her insanın hayata mutlaka başına gelebilecek olaylardır. Balzac'ın usta kalemiyle yaratılan Cousin Pons, her anlamda muhteşem bir eser olarak karşımıza çıkmaktadır...
Edebiyat & Roman
Cousin Pons (2 Cilt Takım)Honore de Balzac · MEB Yayınları · 196439 okunma
Reklam
Reklam