"Deniz uzar şimdi mavi haritalarda, uzamalıdır
Oysa ne gereği var ölümden konuşmamanın?
Böylece biraz daha yoğun yaşar olmanın, biraz kafiyeli ne var?
Sadece korkuyorum biraz, yani korkağım...
Ben hep biraz aptalımdır deniz üstünde, deniz akıllıdır da ondan.
Hiçbir şeye bağlı olmayan kendi sorumsuzluğunda.
Bir gemi gider, gider ve deniz yaşar.
Böylece ölüm hep en uzakta...
Biliyorum biliyorum ölüm için şimdilik yorgunum.
Yani herkes kadar son çarşıya bakmadan.
Bir deniz ufalır ölüm karşısında
Ben ölümü bir kente övüyorum
Bir küçük çocuğa, sokakta ezilen parçalanmış başı ve alfabesi zabıtlara geçmiş.
Her gün değişen şarkılarla avunan, her gün ısmarlanan gazoz....
Sonsuz düzen kimi haklı çıkarır?
Tren durmadan uzuyor, geç kalıyoruz.
Ne yazık bir haziran da biter sonunda
Nerede şimdi o çılgın gün doğumu, o herkesin karmakarışık olduğu, kirazlara ve sulara günlerce bakılan dönem?"
O kadın bir estetik cerrah. Bu çevrede çok ünlü ve çok bilinen bir kadın. Buna bir hasta getirmişler. Trafik kazasında yüzü parçalanmış bir adam. Kadın adamı tedavi etmeye başlamış. Bir sürü ameliyat gerekmiş adamın yüzünün düzelmesi için. Kadın aylarca, yıllarca uğraşmış adamının yüzünün düzelmesi için. Saatler süren ameliyatlar yapmış. Adamın ilk geldiğinde paramparça ve tanınmaz olan yüzü bir süre sonra gayet iyi duruma gelmiş. Fakat şöyle bir sorun varmış; adamın yüzü eski haline pek benzemiyormuş. Adam bu durumdan bir parça şikayetçi olsa da kazadan sonraki halini düşününce epeyce şükretmiş ve kadına müteşekkir olmuş. Büyük bir şükran duygusu, derin bir borçluluk hissi taşıyormuş kadına karşı. Kimse bir insanla bu kadar uğraşmaz, bu aslında mucize diyordu çevredekiler. Adam da gerçekten bundan dolayı mutlu oluyordu ve kendince güzel hediyelerle kadını ziyaret ediyordu. Fakat bir gün adam kadının ofisinde tesadüfen bir fotoğraf görmüş. Cerrah kadının ölen kocasıyla yan yana çektirdikleri bir fotoğraf. Adam fotoğrafı görünce şoka girmiş. Küçük dilini yutuyormuş neredeyse. Fotoğraf elinden düşmüş ve bir süre öylece kalakalmış. Fotoğraftaki adamın yüzü neredeyse şu anki kendi yüzüne benziyormuş. Meğerse kadın onca estetik ameliyatı adamı kendi ölmüş kocasına benzetmek için yapmış. O kadar özlüyormuş ki kocasını, benzer bir yüz yaratmış.
"İnsanların dünyadan emelleri pek çoktur. Benim ise emelim, iyi bir dosta nail olabilmektir. Hem öyle bir dost ki; bir ruh parçalanmış da iki cisme taksim olunmuş gibi, fikir ve harekette birbirimizle bir olmayı arzu ederim."