Zihnimde rahatsız edici ; ama değerli bir pasaj
Özgür bir insanın kahramanları olamaz, çünkü kahraman statükoyu simgeler. Taklit edilmesi gereken bir modeli simgeler. Kahraman yaratma özlemi, hepimizin içindeki totaliter eylemi güçlü bir kişiye gönüllü olarak boyuneğme ihtiyacını gösterir. Kahramana duyduğumuz gereksinim, kendi içimizdeki güvensizlikten doğar. İster muhalefette, ister iktidarda, ister balığa çıkmış ister işte olalım; hepimiz bir başkasından(saygı duyulan bir meslektaşımızdan tutunda kendisini de bir tür kahraman olan Tanrı’ya kadar) neye, nasıl ve ne zaman yapmamız gerektiğini ilişkin bir işaret bekleriz. Amerikalı bir sosyalist lider, bir işçi kongresinde bir gün, “ben size sosyalizmin kaplarından içeri sokabilirim, ama bir başkası, size aynı kolaylıkla dışarı çıkarabilir.” demişti. Kahramanlar, bizi sakatlayarak yönetirler. Totaliter bir toplum kahramansız olamaz. Özgür bir toplum ise kahramanlarla var olamaz.
Sayfa 84
Bu pasaj... Raif Efendi’nin kendi kendine verdiği hüküm resmen.
Yaşadığım müddetçe türlü yerler gezecek, dilini bildiğim ve bilmediğim insanlarla tanışacak ve her yerde, herkeste onu, Maria Puder’i, Kürk Mantolu Madonna’yı arayacaktım. Onu bulamayacağımı da daha şimdiden biliyordum. Fakat aramamak elimde olmayacaktı. Beni, bütün ömrümce bir meçhulu, mevcut olmayan bir şeyi aramaya mahkum ediyordu. Bunu yapmamalıydı...
Reklam
ne pasaj ama...
''Öyle sanıyorum ki siz, yardım etme maskesi altında kendi mutluluğunuzu aramakla meşgulsünüz. Fakat inanın bana, mutluluğu insanlara hükmetmekte bulamazsınız! Bizler, sizlerden çok daha kalabalık olan, hürriyeti seven insanlar, birkaç gözü dönmüş kral, dük ya da rahip için hayatımızı ve saadetimizi feda etmek istemiyoruz. Onun için size tavsiyem: Başkalarıyla uğraşmayın! Hayatı olduğu gibi sevip tadınız. Güneşi, yıldızları, yazı, kışı, tabiatı sevin. Fakat şu göğün altında yaşayan herkesin bu güzelliklerden bir pay alması gerektiğini bilin ve herkese hakkını bırakın!''
Sayfa 140 - Dedalus Kitap·Kitabı okuyor
Benliğin Yıkılışı (Güzel Pasaj)
Babil Kralı Nufsibal taçını giydikten sonra yatak odasına çekildi; kral yatak odasını üç münzevi büyücüsüne döşetmişti. Odanın ortasında durdu ve artık kendisinin Babil’in tek hükümdarı olduğunu düşündü. Arkasını döndüğünde annesi tarafından hediye edilen gümüş aynadan birden çıplak bir adam çıktı. Kral korktu ve adama, “Ne istiyorsun?” diye bağırdı. Ve çıplak adam cevap verdi, “Öğrenmek istediğim sana neden taç giydirdikleridir?” Ve kral, “Çünkü ben ülkedeki en asil adamım.” diye cevapladı. O zaman çıplak adam, “Daha asil olsaydın kral olmayı kabul etmezdin.” dedi. Ve kral dedi ki, “Ülkedeki en güçlü adam ben olduğum için bana taç giydirdiler.” Ve çıplak adam dedi ki, “Daha güçlü olsaydın kral olmayı kabul etmezdin.” Bunun üzerine kral, “En akıllı adam ben olduğum için bana taç giydirdiler.” dedi. Ve çıplak adam dedi ki, “Daha akıllı olsaydın, kral olmayı seçmezdin.” Bunun üzerine kral yere çöktü ve acı acı ağlamaya başladı. Çıplak adam krala doğru eğildi. Sonra tacı yerden aldı ve şefkatle onun başına yerleştirdi. Ve krala sevgiyle bakarak aynaya girdi. Bir an sonra kral kendini toparladı ve aynaya baktı. Ve orada sadece başında tacıyla kendisini gördü.
Sayfa 76 - Siyah Beyaz Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Bu pasaj bence kitabın özü
-Kralın hizmetkarları, askerleri, habercileri ve vekilleri vardır. Ya bu Anti-Kral’ın hizmetkarları nerede? -Kafalarımızın içinde, oğul. Hain olan nefsimiz; “Yaşamak istiyorum; ben yaşayayım da isterse dünya yansın!”Diye bağıran nefsimiz. Karanlıkta bulunan, içimizdeki hain ruh, aynı elmanın içindeki kurt gibi. Hepimize hitap ediyor. Ama sadece bazıları onu anlıyor. Kendileri olmaya çalışan insanlar. İnsanın kendi özünü bulması çok nadir rastlanan bir şeydir ve çok büyük bir şeydir. İnsanın sonsuza kadar kendisi olması daha güzel değil mi?
Sayfa 365 - Metis·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Özlemişiz İstanbul’u ikimiz de. Kâşifin muhiti Fenerbahçe, Galatasaray benden soruluyor. Beyoğlu’nun gece ışıklarını özlemişim, sabırsızlanıyorum artık, gel ulan köhne Bizans! Doğru Pasaj’a gideceğiz Bir güzel çekeceğiz kafaları, Pasaj kapanana dek. Sonra çıkılacak, ben Mektebi Sultanî’nin duvarına işeyeceğim.
Reklam
Reklam