ANTİK YUNAN'DAN SİZLERE BİR PASAJ..
Atina’nın demokratik liderlerinden en büyüğü olan Perikles, şehrin yönetimini şöyle açıklıyor: Yapımıza demokrasi deniyor çünkü iktidar bir azınlığın değil, bütün insanların elindedir … herkes kanun karşısında eşittir … önemli olan belirli bir sınıfın üyesi olmak değil, insanın özünde sahip olduğu yetenektir … Hiç kimse … yoksulluk yüzünden siyasi karanlığa mahkûm edilemez … Yetkili makamlara getirdiklerimize, onlara bağlı kalacağımızın sözünü veriyoruz …
Alıntı
Insanoğlunun bu dünyada ne kadar acimasiz , kaddar, merhametten yoksun ve bencil olabilecegini acikca ifade eden, okurken içimin burkulmasina engel olamadigim bir pasaj paylasmak istiyorum. "...bu yaşa değin hep insanlar arasındaki düşmanlıklara tanık olarak yaşadım. Kendim de pek çok insana düşmanlık besledim. Özellikle yaşamım boyunca Çiruponlardan nefret ettim. Daha küçücük bir çocukken, oyuncak olarak elime tabanca, tüfek, bombardıman uçağı, ateş püskürten tanklar verdiler. Okula başlayınca, tarih derslerinde, yüzlerce yıldan bu yana insanların birbirlerini nasıl acımasızca öldürüp diri diri yaktıklarını, kazığa çaktıklarını öğrettiler. Dünyanın öteki yarıküresinde yaşayan insanların bizi öldürmek için fırsat beklediklerine, bu nedenle onlara karşı her zaman tetikte olmamız gerektiğine inandırdılar. Başka bir deyişle, yaşamak için düşman sayılan insanları öldürmenin doğal olduğunu öğrettiler bize. Bunca yıl bu tür inançlarla yaşadım. Şimdi bir avuç çocuğun barış ve kardeşlik tutkularını nasıl benimseyebilirim? Beni hoşgöreceğine inanıyorum..."
Sayfa 59
Reklam
Benim söylediklerim, gördüklerim ya da hissettiklerim, bir konu hakkında kimsede olmadığını düşündüğüm bir fikrim, okuduğum kitaptaki bir pasaj ya da izlediğim filmde fark ettiğim detaylar arkadaşlarını ilgilendirmezdi. Hâliyle onların karşısında boş kümeymişim gibi hissederdim. Başka bir yerde ve mekânda, başka insanların arasında takdir edileceğimi bilir, her görmezden gelindiğimde buraya ait olmadığımı düşünürdüm beni görecek birilerinin yanında olmalıydım şimdi, arkadaşlarımın, ya da başka sevgilimin arkadaşlarının yanında, mesela.
1000Kitap
Zihnimde rahatsız edici ; ama değerli bir pasaj
Özgür bir insanın kahramanları olamaz, çünkü kahraman statükoyu simgeler. Taklit edilmesi gereken bir modeli simgeler. Kahraman yaratma özlemi, hepimizin içindeki totaliter eylemi güçlü bir kişiye gönüllü olarak boyuneğme ihtiyacını gösterir. Kahramana duyduğumuz gereksinim, kendi içimizdeki güvensizlikten doğar. İster muhalefette, ister iktidarda, ister balığa çıkmış ister işte olalım; hepimiz bir başkasından(saygı duyulan bir meslektaşımızdan tutunda kendisini de bir tür kahraman olan Tanrı’ya kadar) neye, nasıl ve ne zaman yapmamız gerektiğini ilişkin bir işaret bekleriz. Amerikalı bir sosyalist lider, bir işçi kongresinde bir gün, “ben size sosyalizmin kaplarından içeri sokabilirim, ama bir başkası, size aynı kolaylıkla dışarı çıkarabilir.” demişti. Kahramanlar, bizi sakatlayarak yönetirler. Totaliter bir toplum kahramansız olamaz. Özgür bir toplum ise kahramanlarla var olamaz.
Sayfa 84
Bu pasaj... Raif Efendi’nin kendi kendine verdiği hüküm resmen.
Yaşadığım müddetçe türlü yerler gezecek, dilini bildiğim ve bilmediğim insanlarla tanışacak ve her yerde, herkeste onu, Maria Puder’i, Kürk Mantolu Madonna’yı arayacaktım. Onu bulamayacağımı da daha şimdiden biliyordum. Fakat aramamak elimde olmayacaktı. Beni, bütün ömrümce bir meçhulu, mevcut olmayan bir şeyi aramaya mahkum ediyordu. Bunu yapmamalıydı...
ne pasaj ama...
''Öyle sanıyorum ki siz, yardım etme maskesi altında kendi mutluluğunuzu aramakla meşgulsünüz. Fakat inanın bana, mutluluğu insanlara hükmetmekte bulamazsınız! Bizler, sizlerden çok daha kalabalık olan, hürriyeti seven insanlar, birkaç gözü dönmüş kral, dük ya da rahip için hayatımızı ve saadetimizi feda etmek istemiyoruz. Onun için size tavsiyem: Başkalarıyla uğraşmayın! Hayatı olduğu gibi sevip tadınız. Güneşi, yıldızları, yazı, kışı, tabiatı sevin. Fakat şu göğün altında yaşayan herkesin bu güzelliklerden bir pay alması gerektiğini bilin ve herkese hakkını bırakın!''
Sayfa 140 - Dedalus Kitap·Kitabı okudu
Reklam
Reklam